ERMENİ SORUNU DOSYASI : Tarihi, hukuki ve siyasi boyutlarıyla Ermeni soykırımı iddiaları – 1

1948 tarihli Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesi’nde “uluslararası bir suç” olarak düzenlenmiştir.

Soykırım hukuki bir kavramdır. 1948 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Soykırım Sözleşmesi’nde “uluslararası bir suç” olarak düzenlenmiştir.

Soykırım suçu, sözleşmenin 2. ve 3. maddelerinde tanımlanmıştır. Buna göre, “ulusal, etnik, ırksal ya da dinsel bir grubu, grup niteliğiyle kısmen ya da tamamen ortadan kaldırmak kastı ile” yapılan eylemler suç kapsamına girecektir.

Bu bağlayıcı bir tanımdır. Anlamı ve kapsamı keyfi olarak ne genişletilebilir, ne de daraltılabilir:

Ötesinde, sözleşmenin 6. maddesi soykırım kararını sadece yetkili mahkemelerin verebileceğini belirtmektedir. 4. maddede de bu suçun tüzel kişilere değil, gerçek kişilere yöneltilebileceği kaydedilmektedir…

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Yahudi Soykırımı ile başlayan Ruanda, Somali ve Eski Yugoslavya’da yaşananlarla devam eden soykırım iddiaları bu hukuki çerçevede ve BM tarafından yetkilendirilmiş uluslararası ceza mahkemeleri önünde tartışılmıştır. Ermeni soykırımı iddiaları ise bunun tek istisnası olmuştur.

Ermeni soykırım iddiaları bütünüyle hukuk dışı bir zeminde sürdürülmektedir. Ülkesi ve ulusuyla Türkiye’yi hedef alan bir siyasi operasyon özelliğindedir. Irkçı önyargılarla beslenen bu operasyon, aynı zamanda “nefret” içeriklidir.

ÖZEL KASIT

Hem Uluslararası Adalet Divanı’nda hem de BM tarafından oluşturulan Uluslararası Ceza Mahkemeleri’nde, soykırım kararının verilmesi için “bir gruba mensup insanları sırf o gruba mensup bulundukları gerekçesiyle yok etme konusunda özel kastın” bulunup bulunmadığı özellikle aranmaktadır.

Peki, savaş koşullarında karşılıklı acıların yaşandığı 1915 olaylarında Ermenileri ortadan kaldırmaya dönük özel bir kasıt var mıdır? Tehcir (zorunlu göç) Ermenilerin Anadolu’daki varlığını yok etmek için mi gerçekleştirilmiştir?

Osmanlı Devleti göçe tabi Ermenilerin can ve mal güvenliklerinin sağlanması, güvenle iskân edilecekleri yerlere ulaşmalarını gerçekleştirmek için yasal düzenlemeler yapmıştır.

Dadrian ve Taner Akçam gibi Ermeni soykırımı iddiacıları bu önlemlerin göstermelik olduğunu, Ermeni kırımına meşruiyet kazandırmayı amaçladığını öne sürmektedir. Ancak tarihi gerçekler soykırım iddiacılarını doğrulamamaktadır.

Osmanlı Devleti, Ermenilerin sevk ve iskânı sırasında bazı görevlilerin suiistimalleri ile halktan yasadışı eylemleri olanları tehcir kararları uyarınca Harp Divanı’na sevk etmiş ve 1673 kişiyi tutuklu olarak yargılamıştır. Sonuçlanan yargılamalarda, “adam öldürme, yaralama, Ermenilerin mallarına zarar verme, çalma, zorla para ve eşya alma, rüşvet, yağma ve yankesicilik, Ermeni kızlarıyla izinsiz evlilik ve görevi suiistimal” suçlamalarıyla 67 ölüm cezası; 524 hapis cezası; 68 kürek, para, kale hapsi, pranga ve sürgün cezası verilmiştir.

Savaşın bütün şiddetiyle sürdüğü bir sırada yapılan bu yargılamalar, Osmanlı Devleti’nin Ermenileri yok etme kastının bulunmadığının en açık kanıtıdır.

Bu gerçeği, devrin Birleşmiş Milletleri olan Milletler Cemiyeti de kabul etmiştir. Cemiyetin Genel Sekreteri Sör Eric Drummond, 1 Mart 1920 günlü sözlü notasında Birinci Dünya Savaşı sırasında Anadolu’da yaşananlarla ilgili olarak şu değerlendirmeyi yapmıştır: “Türkiye’de azınlıklar merkezi Türk Hükümeti’nin kontrolü dışındaki başıbozuk çeteler tarafından baskılanmıştır. Katliamlar da bu çeteler tarafından gerçekleştirilmiştir.”

Tehcir uygulamasına Ermenileri yok etmek için değil, savaş koşullarında askeri nedenlerle başvurulduğunu 1918’de kurulan Ermenistan Devleti’nin ilk Başbakanı olan Kaçaznuni de kabul etmiştir. Kaçarnuni, 1923’de toplanan Taşnak Partisi Kongresi’ne sunduğu raporda, Osmanlı Devleti’ne isyan ettiklerini, Çarlık Rusya’sının yanında aktif olarak savaşa girdiklerini, cephe gerisinde de sabotajlar yaptıklarını kaydetmiş, “Tehcir kararının savunma içgüdüsüyle alındığını ve amacına uygun olarak uygulandığını” belirtmiştir.

Tehcir kararının askeri nedenlerle alındığını ve meşru olduğunu ünlü savaş tarihçisi Edward Ericson, “Osmanlılar ve Ermeniler” adıyla Türkçeye de çevrilen kitabında bütün ayrıntılarıyla belgelendirmektedir. Günümüzün yaşayan en büyük Ortadoğu uzmanı Bernard Lewis de, Osmanlı Devleti’nin Ermenileri yok etmek için bir plan ve kararı konusunda hiçbir kanıt olmadığına dikkat çekmekte ve yaşananları “Savaş Trajedisi” olarak tanımlamaktadır..

Devam edecek…

Uluç Gürkan

Odatv.com

Reklamlar

Etiketlendi:, , , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: