ERMENİ SORUNU DOSYASI : NEREDEN BİLEBİLİRDİK !..

24_Nisan_2015.jpg

Çanakkale’ye saldırı başlamadan bir hafta önce, Ermeniler Doğu’da sivil halkı katletmeye başlamıştı!..

Amaçları iç hatlarımızı vurmaktı.

Hiç kuşku yok ki, bu saldırılarla Ordunun bir bölümünü oyalayarak Çanakkale’ye destek gönderilmesini önlemek istiyorlardı!..

Ermeni çeteleri adeta İngilizlerin öncülüğünde Çanakkale’ye saldıran kuvvetlerinin Doğu’daki birlikleri gibiydi…

Deneyimli Osmanlı komutanları çetelere lojistik destek sağlayan sivil halkı tehcire (zorunlu göç) tabi tutarak bu oyunu bozdu!..

“Çılgın Türkler” de zaten Çanakkale’de düşmanı bozguna uğratmak için savaşıyordu…

Tehcir sırasında bazı Kürt aşiretleri ile eşkıya grupları, göç ettirilen Ermenilere kötü davrandı; sivilleri öldürdüler, mallarını yağmaladılar. Bazıları salgın hastalıklar yüzünden öldü… Güvenilir kayıtlara göre, bu şekilde ölenlerin sayısı: 56 bin 610 kişiyi buldu. (1)

Aynı tarihlerde Ermeni çete ve gönüllü alayların öldürdüğü Müslüman sayısı ise 1 milyon 121 binden fazladır… (2) 1992’de Hocalı Katliamı’nı (3) yapan Ermenilerin, Türkleri “Soykırım” yapmakla suçlaması komiktir. Kaldı ki, 1915 tarihinde yaşanan olaylar 1948 tarihli “Soykırım Sözleşmesi” (4) kapsamında dahi değildir… Dolayısıyla uluslararası hukuk önünde; “soykırım” suçlamasına hiçbir kuruluş değer veremez!..

Zaten emperyalist devletler; İngiltere, Fransa ve Çarlık Rusya’sının kullandığı Ermenilerin ilk başbakanı Ovanes Kaçaznuni, 1923 yılında yapılan Taşnak Partisi Kongresi’nde; “Olayların sebebi biziz” diyerek gerçeği itiraf da etmiştir… (5)

Milli Kurtuluş Savaşları ve Devrimler Çağı’nı başlatan başlıca olay Türklerin Çanakkale direnişidir…

Emperyalist dünya, işte bu şanlı direnişi gölgelemek için, bir süreden beri tehciri “Ermeni Soykırımı” gibi göstermeye çalışıyor.

24 Nisan’ın (6) gerçek anlamını bu yüzden değiştirmeye çalışıyorlar!..

İttihat ve Terakki iktidarı, 25 Nisan günü askeri bir dehanın tehcire gerek kalmadan son noktayı koyabileceğini nereden bilebilirdi?!…

Gelelim 25 Nisan gününe…

En iyi düşmanın ağzından tanınan o komutan olmasaydı, halimiz gerçekten haraptı…

Şu kadarını bilelim ki; Çanakkale Savaşı, İngiliz liderliğindeki müttefik deniz donanmasının 18 Mart 1915’te yenilgisiyle sonuçlanmadı…

Deniz Zaferi’nden sonra, 25 Nisan 2015 günü düşman kuvvetleri Gelibolu yarımadasının güneyine, 5 ayrı noktadan çıkartma yapmaya başladılar…

Bu şekilde başlayan Kara Savaşları, 8 Ocak 1916 tarihine kadar (8 ay) sürdü…

İşte Yarbay Mustafa Kemal’in askeri dehası bu savaşlarda ortaya çıktı…

Haziran 1915’te Albaylığa terfi ettirildi.

Albay rütbesinde iken, Kolordu Komutanlığına atandı.

8 Ağustos 1915’te Anafartalar Grubu ve 29 Ağustos’da Anafartalar Grup Komutanlığının sorumluluğu da üzerinde kalmak koşulu ile 16. Kolordu Komutanlığı’na getirildi…

1 Nisan 1916’da henüz 35 yaşında iken generalliğe yükseltildi…

Savaş meydanında (8 ayda) gerçekleşen bu baş döndürücü yükselişin nedenini, gelin bir de düşmanın ağzından dinleyelim:

Önce Turgut Özakman’ın Diriliş adlı eserinden bir alıntı:

“İngiliz resmi harp tarihçi (C.F. Aspinall-Oglander) Büyük Harbin Tarihi-Çanakkale Gelibolu Askeri Harekatı adlı eserinde diyor ki:

‘Türkler için ne mutlu idi ki 19. Tümen Komutanı, istikbalin reisicumhuru olacak olan M. Kemal’dan başkası değildi ve mukadderata hakim olan bu adam derhal, bariz bir komutan kudret ve kabiliyeti gösterecekti. Düşmanın Conkbayırı’na doğru ilerlediğini işitir işitmez, bunun sahte bir harekat olmayıp, kuvvetle yapılan ciddi bir taarruz olduğunu anladı. Bu hücumun Türk savunmasının kalpgahına karşı bir tehdit teşkil ettiğini derhal takdir ederek, vaziyeti bizzat değerlendirmeye ve muharebeye bir tabur değil, bütün bir alayı atmaya birden karar verdi.’ (s.229)

Düşman bile bizim bazı yazarlarımızdan daha dürüst ve hakseverdir…

Bu gerçeği saklayan, saptıran, çarpıtan yazarların kimler olduğunu merak edenler için: Vahidettin, M.Kemal ve Milli Mücadele, s.94-176.” (s.608)

Bir alıntı da İngiliz Resmi Harp Tarihi’nden:

“İngiliz Resmi Harp Tarihi diyor ki:

’19. Tümen Komutanı Yarbay M. Kemal’in 25 Nisan 1915’te Arıburun bölgesindeki durumu derhal kavramış olması ve inisiyatifini kullanarak 57. Alay’la yapmış olduğu taarruz, Çanakkale Savaşı’nın sonunu belirlemiştir.

Bir tümen komutanının kendi inisiyatifiyle giriştiği hareketler sonucu, bir savaşın, hatta bir milletin kaderini değiştirecek büyüklükte bir zafer kazandığı, tarihte pek az görülür. (Aktaran, İ. Artunç, s.175)’

Bunu düşman söylüyor.

Bizim bazı yazarlarımız ise hiç utanmadan bu gerçeği saklıyor, saptırıyor, çarpıtıyorlar.

Ayrıntı için yine aynı esere bakınız: Vahidettin, M.Kemal ve Milli Mücadele, s.94-177

19. Tümen Komutanı M.Kemal, Ordu Komutanı gibi donup kalsaydı, sorumluluktan kaçınsaydı, kımıldamak için emir bekleseydi, Çanakkale Savaşı o gün sona ererdi. Kocaçimen-Kabatepe hattı düşman eline düşecek, Maltepe-Kilitbahir yolu açılmış olacaktı. Üç gün içinde Kilitbahir’i basarak Boğaz’ı donanmaya açacaklardı.

Sonrasını düşünmek bile insanı ürpertiyor.

Bu gerçeğe rağmen, Çanakkale Zaferi kutlanırken Atatürk’ün adını anmaktan kaçınanları, Mustafa Kemal’siz Çanakkale Savaşı romanı yazmaya, çizgi film yapmaya yeltenenleri nasıl nitelemeli?

Bunlara uygun sıfatları sizler bulun!

Ruhça ve zihince sağlıklı bir insan milletinin tarihini değiştirmeye kalkışır mı?” (s.615)

Son olarak bir Anzak’ı dinleyip bu bahsi geçelim:

Avustralyalı yazar Moorehead, Gelibolu adlı eserinde şöyle diyor:

“25 Nisan sabahı Anzakların tam Conkbayırı’nı işgal edecekleri sırada Mustafa Kemal ortaya çıktı.

Eğer Boğaz’a hakim tepeler ele geçirilebilseydi, o taktirde Türk savunmasının ta kalbine çok ciddi, hatta hayati bir darbe indirilmiş olurdu.

O gün Mustafa Kemal, içinden taşan bir serdengeçlikle, hatta zaman zaman bir çılgınlıkla savaşmıştı.

Devamlı olarak ön saflarda çarpışmaktaydı. “(s.177)

Dikkat ettiniz mi? Her iki alıntıda da Osmanlı Ordusu’nun kalbine yönelik bir taarruzun önlenmesinden söz ediliyor…

Türklere “çılgın” nitelemesini Anzaklar yapmıştır. Onlar “en çılgın” Türk’ü Çonkbayırı’nda tanıyordu!..

Anlayacağınız Turgut Özakman, 60 yılda hazırladığı eserine; “Şu Çılgın Türkler” adını öylesine koymuş değildir!..

Tarihsel gerçekler aynen böyledir…

Vatikan’ın “Soykırım” açıklamasından sonra, Avrupa Parlamentosu’nun aynı yönde karar alması, bizim için sürpriz olmadı.

Beklendiği gibi “dostumuz” Almanya da Fransa gibi tehcire “Soykırım” dedi…

Bizi asıl şaşırtan Filistin’di. Üzerinde Erivan’daki Soykırım Anıtı ile “1915-2015 Ermeni Soykırımı’nın 100. Yılı” yazılı bir pul bastırdılar!?…

Böylece bu yıl, “Soykırım” yalanına destek veren üye sayısını 28’e çıkarttılar… (7)

Şimdi de bizim Ermeniler’i dinleyelim. Bakalım “Soykırımı” yalanı için ne dediler…

T.C.nin Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan özür diledi.

T.C.nin Başbakanı A. Davutoğlu taziye mesajı yayınladı.

Hükümetin Sözcüsü B. Arınç “Bilerek soykırım yapmadık” dedi.

Ana Muhalefet Partisinin lideri K. Kılıçdaroğlu ise Obama’yla paralel gitti: Tehciri “Büyük Felaket” (8) olarak niteledi.

MHP Genel Başkanı D. Bahçeli, her zamanki gibi bir şeyler karaladı, ne dediğini bilen yok!

PKK ile diyaspora, Diyarbakır’ın Merkez Sur İlçesi’ndeki Surp Sarkis Ermeni Kilisesi’nde, S. Demirtaş ile G. Kışanak himayesinde bir anma toplantısı düzenlediler. Beklendiği gibi onlar da oylarını “Soykırım”dan yana kullandılar.

HDP Eş Genel Başkanı F. Yüksekdağ da şürekasıyla birlikte, İstanbul’da anma toplantısı düzenledi. Hep birlikte “Soykırım Sürüyor” pankartının arkasında toplandılar…

Sırası yine geldiği için hatırlatıyorum: Agos gazetesinin yazarı Hrant Dink’in bu yılki ölüm yıldönümünde, Y-CHP’nin üç milletvekili “Yüzleşin Hrant’la, Soykırımla” pankartının arkasından yürümüşlerdi… (9)

Bir an için Osmanlı’nın Ermenilere karşı “Soykırım” suçunu işlediğini düşünelim. Osmanlının parçalanmasından sonra kurulan birçok devlet ortaya çıktı. Bunlardan sadece Türkiye Cumhuriyeti’ni “Soykırım”dan sorumlu tutmak ne kadar adil? (10) Bu konuda bile çifte standart var!..

Rusya lideri Putin, nedense “Soykırım” sözcüğünü Erivan’da kullanmadı.

Ama Moskova’da parlamentoda oylamaya katılan 427 milletvekilinin 422’si “Soykırım Bildirisi”ni kabul etti.

Ermeni Patrik Genel Vekili Başpiskopos Aram Ateşyan ise bizimkilerden insaflı çıktı!..

Kumkapı’daki Meryem Ana Kilisesi’nde “Soykırım” yerine “Ortak Acı” ifadesini kullandı. “Acılarımızı siyasete malzeme yapmayın” dedi…

Her zamanki gibi gerçeği yüksek sesle dile getiren Vatan Partisi’nin Lideri Doğu Perinçek’ti:

“24 Nisan 1915, mazlumlar dünyasının emperyalizme karşı ilk büyük direnişinin başlangıç tarihidir” dedi…

Belli ki “Ermeni Soykırımı” yalanı, bu yalın gerçeği gizlemek ve emperyalizmin yenilebilirliğini gözden kaçırtmak için uydurulmuştur…

Emperyalistler ve yerli işbirlikçileri bu nedenledir ki hep 24 Nisanlarda konuşur!..

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) Osmanlı kayıtlarına göre tehcire tabi tutulanlar 428 bin 758 kişiydi. İskan yerlerine ulaşamayanlar 56 bin 610 kişi. Yollarda katledilenlerin sayısı 9-10 bin kadardır. Tifo, dizanteri gibi bulaşıcı hastalıklardan ölenlerin sayısı 25 bin ile 30 bin arasındadır. Diğerler ise kayıptır; yurtdışına kaçtıkları tahmin edilmektedir.

http://www.sozcu.com.tr/2015/yazarlar/soner-yalcin/cinnet-yillari-811394/

(2) http://chp-muhalefethareketi.biz.tr/2014/04/ozur-dilemiyoruz/

(3) 26 Şubat 1992 Karabağ Savaşı’nda Ermeniler Hocalı’da katliam yapmış ve 106’sı kadın, 837’ü çocuk 613 sivil Azerbaycanlıyı katletmişlerdir.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Hocal%C4%B1_Katliam%C4%B1

(4)http://tr.wikipedia.org/wiki/Soyk%C4%B1r%C4%B1m_Su%C3%A7unun_%C3%96nlenmesi_ve_Cezaland%C4%B1r%C4%B1lmas%C4%B1_S%C3%B6zle%C5%9Fmesi

(5)http://www.dunya48.com/siyaset/ermeni-sorunu/308-ovanes-kacaznuni-ermenistanin-ilk-basbakani-tasnak-partisinin-yapacagi-birsey-yok

http://chp-muhalefethareketi.biz.tr/2014/04/ozur-dilemiyoruz/

(6) 24 Nisan’da Dahiliye Naziri Mehmet Talat Bey, Ermeni Komite merkezlerinin kapatılması, elebaşlarının tutuklanması ve her türlü belgelerine el konulması ile ilgili 24 Nisan 1915 kararlarını aldı.

http://tr.wikisource.org/wiki/Tal%C3%A2t_Pa%C5%9Fa%27n%C4%B1n_Ba%C5%9Fkomutanl%C4%B1%C4%9Fa_yazd%C4%B1%C4%9F%C4%B1,_Ermeni_%C3%B6rg%C3% BCtlerinin_faaliyetlerine_kar%C5%9F%C4%B1_al%C4%B1nacak_tedbirlerle_ilgili_belge_-_24_Nisan_1915

(7) ABD, Almanya, Fransa, Rusya, Kanada, Yunanistan, İtalya, Güney Kıbrıs, Ermenistan, Lübnan, Belçika, Hollanda, Uruguay, Vatikan, Arjantin, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Avusturya, Venezuela, Polonya, Litvanya, Şili, İsveç, İsviçre, Bolivya, Suriye ve Filistin.

(8) “Büyük Felaket” (Meds Yeghem) kavramını ilk kez ortaya atan BM İnsan Hakları Sözleşmesi’nin oluşturulmasına katkı sağlayan Raphael Lemkin’dir.

http://en.wikipedia.org/wiki/Raphael_Lemkin

(9) http://www.anadolutelgraf.com/haber/CHP-li-3-vekile-disiplin-istemi/133148

(10) İdraksiz Türkler Sorumlu Tutulamazlar!

http://chp-muhalefethareketi.biz.tr/2014/05/idraksiz-turkler-sorumlu-tutulamazlar/#

Reklamlar

Etiketlendi:

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: