ERMENİ SORUNU DOSYASI : Ermeni Örgütler, 1915 için Ankara’ya dav a açmaya hazırlanıyor

Degerli arkadaslarim, meslekdaslarim

Ermenilerin Turkiye’deki avukati ,Kozan’da bulunan bir dinsel Ermeni mulku için Anayasa Mahkemesinde dava acmis. O mülkün iyeligi dava açana mi ait? Şimdilik bu sorunun tatmin edici bir cevabi yok.

Ermeni tarafinin amaci, iç hukuk yollari tüketilmedegi için Anayasa Mahkemesinin bu davayi usul yonunden reddetmesi üzerine, bilinen propaganda -belki de ABD’de dava açma- surecini devreye sokmaktir. Anayasa Mahkemesine yapilan başvuru buna işaret ediyor. Anayasa Mahkemesinden sonra AİHM’e gitseler bile AİHM davayi ayni gerekçe ile reddedecektir.

Ermeni tarafi – Türkiye’deki mahkemelerde haklarini arayamayacaklari, arasalar da elde edemeyecekleri gerekçesi ile, Turkiye’ye karsi ABD’de dava acmayi da planlamis olabilir.

Ermeniler, Avusturyali (Viyanali) Bayan Altman’in Avusturya’ya karsi, Klimt tablolari konusunda ABD’de actigi davayi emsal göstererek, konuyu ABD mahkemesinin onune getirmeyi düşünüyor olabilirler. Anayasa Mahkemesinde acilan dava bu prosedürün birinci ayagidir. Bu bağlamda Ermeni tarafına akil veren kişi buyuk olasilikla Alfred de Zayas’tir; bir yazsisinda böyle bir onerşye rastlamistim.

Altman davasi konusunda bir makalemde ayrintili bilgi vermistim . Bir baska yazimda , o bolumu bir dipnotta ozetlemistim; asagida sunuyorum.

(Ayrintili bir bicimde inceledigim Altman davasi konusunda halen Turkiyedeki sinemalarda Helen Mirren’in basrolu oynadigi bir film gösterimde)

Dava ile ilgili basin toplantisinin tasinmaz malin bulundugu yerde değil de ABD’de yapilmis bulunmasi yukarida sunduğum olasiligi güçlendirmektedir.

İlgili makamlarimizin Kozanda olduğu ileri sürülen soz konusu tasinmaz malin iyeliği konusunda gerekli hukuksal incelemeyi simdiden yaptirmasinda ve hazirlikli olmasinda buyuk yarar vardir.Ancak, bu konudaki uyarimi yetkili katlara iletme olanagina sahip değilim. Bu itibarla sairin dediğini tekrarlayayım : "Onun zaten ici geçmiş; Dürtme bari uyanmasin"

Saygilarimi sunarim

Pulat Tacar

[1] Altman davası romanlara ve filmlere konu olmuş bir olaydır. 1926 yılında Viyana’da ölen Bayan Bloch Bauer, ünlü Avusturyalı ressam Klimt tarafından yapılmış iki portresini ve dört peyzajı Avusturya (Resim Galerisi) Müzesine vermesini vasiyet etmiş, kocası da yazılı olarak bu vasiyeti teyid eylemiştir. Resimler müzeye verilmiştir.Naziler Avusturya’yı ilhak etmişler ve Bay Bloch 1938 yılında İsviçre’ye kaçmıştır. Araya savaş girmiş, tablolar bir şekilde bir Alman subayına, ondan da yeniden Avusturya Müzesine intikal etmiştir. Ailenin yeğenlerinden biri olan Bayan Altman ABD’ye göç etmiş ABD vatandaşı olmuştur. Altman, Bloch veresesinden kendine düşen payı Avusturya’dan talep etmiş, bir kısım mallar ve hatta bazı “Klimt desenleri” kendisine verilmiş, bunun karşılığında talep ettiği 6 tabloyu Viyana Resim Müzesinde bırakması istenmiştir. Altman önce bu teklifi kabul eder görünmüş, sonra vazgeçmiş, Avusturya’da dava açma işlemlerini başlatmış dava teminat gideri çok yüksek olduğundan yeniden vazgeçmiş, Avusturya davada teminat depozitosunu normal seviyeye indirmesine rağmen, davaci sonunda tabloların iadesi davasını Kaliforniya’ya taşımıştır. Zira davaya Avusturya’da devam etseydi, cok buyuk olasilikla davayi kazanamayacakti.

Kaliforniya mahkemesinin gördüğü Altman davasının esasını ABD’nin Yabancı Devletlerin Yargı Muafiyeti (FSIA) Yasasındaki yargı bağışıklığından Avusturya’nın yararlanıp yararlanamayacağı, başka bir anlatımla, muafiyet istisnasının 1930-1940’lı yıllara geriye dönük olarak geçerli sayılıp sayılamayacağı oluşturmaktadır. Mahkemeye göre, “Avusturya’nın Klimt tablolarına el koyması 18 Ekim 1907 tarihli Lahey Savaş Hukuku Sözleşmesine aykırıdır; ayrıca Avusturya tüm Nazi işlemlerini 1946 yılında resmen hukuk dışı saymıştır; bu nedenle Avusturya “savaş sırasındaki malın gaspı uygulamalarının” yargı bağışıklığından muaf tutulmasını beklememelidir. ABD Hükümeti, Almanların işgal ettikleri ülkelerde, mala zorla ve yasa dışı el koyma eylemlerine karşı olduğu yolundaki tutumunu her zaman açıklamıştır.. Öte yandan, başka ülkelerin (örneğin Belçika,İtalya Mısır,İsviçre Fransa) yasaları ve mahkemeleri de devletin yargı bağışıklığının mutlak değil, sınırlı olduğunu kabul etmektedir

ABD Mahkemesi:“i) bir el koymanın meşru olması için kamu yararı bulunması gerektiğini; ii) yabancılara, yerlilere kıyasla ayrımcı işlem yapılmamasın icab ettiğini; iii) hakça bir karşılığı ödenmeden mala el koymanın yasal olmadığını” kararına yazmıştır.

Mahkeme Avusturya devletini dava tarafı saymış, Avusturya’nın “Kaliforniya Mahkemesinin yetkisiz olduğu, davanın Avusturya’da görülmesi gerektiği” yolundaki itirazını reddetmiş,” Avusturya’daki dava giderlerinin yüksekliğinin Avusturya Mahkemesinin uygun dava mercii olmaması sonucunu doğurduğunu” vurgulamıştır. D ava görülmüş, ABD mahkemesi resimlerin Bayan Altman’a verilmesini kararlastirmis, Avusturya (esasen bukukolan boynunu) egmis, tablolari vermistir. Bayan Altman ,tablolari Viyana Muzesinde birakma karsiliginda yuklu bir para istemiş, Viyana Hükumeti o parayi vermemiş – Hukumet bu konuyu bir seref sorunu haline getirmiş- ve tablolar Londra’da Sotheby’s de Bayan Altman tarafından haraç mezat satilmistir. Bu konuda yaptigim inceleme Avusturya Hukumetinin hâkli olduğuna işaret etmekteydi. Zira tablolar Bayan Bloch tarafidan Avusturya Muzesine hibe edilmiş ve bu hibe işlemi uygulanmisti. Nazi subayi tablolari müzeden bir ara almis ama , sonra müzeye iade etmişti.. Ote yandan, Avusturya Bayan Altman ile uzlasmis ve pek cok Klimt desenini ve başka bir müzede bulunan esyalari Altman’a iade etmişti…

Şukru Aya · Robert College

Terk edilmiş malların, vergileri ödenmeden devlet tarafından bir asır bekçilik yaparak varsa mirasçılara terki bilmem nerede yazar. Ermenistanla 4.6.1918 de Batum’da bir sürü "en tercihli ülke" antlaşmaları imzalandı, Ermenistan Osmanlı himayesine alındı, esirler, mallar iade edildi, bir sene süre verildi. Mondros ateşkesinden sonra geriye donenlerin tamamının malları iade edildi çünkü Osmanlı işgal altındaydı, galipler ne istedi ise yapıldı, hatta kapitulasyonlar bile iade edildi. 2.12.1920 Gümrü anlaşmasında da Ermenilere donus ve mallarını tabiiyetini takıp için sanırım bir yıl süre tanındı. En son olarak da Lozan’da 2 senelik süre tanındı, herkes gelsin malını talebini bildirsin alsın. TC nin yazılı anlaşmalarla hiç bir şahıs, kurum veya ülkeye santim borcu yoktur, ancak hukuk ve gukuk karışınca ne olur ben de bilemem.

Hukumetten kimse bu mesele Lausanne’da kapanmistir deme cesaretini bulmuyor, bulamiyor. Hakli oldugumuz davayi bile bile, kasden, isteyerek kaybettik.

Reklamlar

Etiketlendi:, , , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: