SAĞLIK DOSYASI /// STRESİN YAŞAMDAKİ OLUMSUZ YÖNÜ VE Roseto Gerçeği !..

İnsan ömrü tüm dünya genelinde uzuyor. Tabii ki, ülkemizde de ortalama yaşam süresi uzamış ve kadınlar için 74, erkekleri için 72 yaş ortalama ömür süresi olmuştur. Bu noktaya gelmemizde tıbbın bir tür mucize saydığımız gelişmiş teknolojiye sahip olması, yeni ilaçların ve aşıların bizleri koruyor olması, beslenme koşullarının sağlığımız için gözden geçirilmesi ve doğal olarak yaşam biçimimizin modern teknoloji ile kolaylaştırılmış olması önemlidir.

Bu gerçekten hareketle, yazılı ve görsel medya kollarını sıvamıştır ve bizlere sağlıklı ve de uzun bir yaşam vaat eden önerilerini sıralamaktadır. Artık hemen her sayfanın ve TV kanalının bir yaşam koçu, diyetisyeni ve aile doktoru köşesi vardır. Üstelik sanki modern tıbbın nimetlerini aşmışız gibi, alternatif tıp denilen, çoklukla yazan ve söyleyenlerin kendilerinden menkul müjdeleri bizlerle buluşmaktadır. Hatta bu dalın ünlenmiş bir üyesinin üstelik kadrolu danışman olarak, Cumhurbaşkanlığı yerleşkesine atandığını da medya aracılığı ile öğrenmiş bulunuyoruz!

Değerli meslektaşım Dr. Şafak Demir, bize bir başka yaşam modeli anımsatıyor. Bu güzel makaleyi internet döngüsüne sunarak bizleri yaşamın önemli bir yönü ile buluşturmak istiyor. AK-ŞAKA’nın yakın bir dostu da bu yazıdan beni haberdar etmek inceliğini gösterince, bana yazıyı sizlerle paylaşmak, sizlere de okuyarak ‘stres’ adını verdiğimiz ruhsal baskıyı bir miktar azaltmak görevi düşüyor ( Sevgili dostum Mehmet Danışman’a teşekkürlerimle).

Roseto, Amerika’da, İtalyan göçmenlerin yaşadığı bir yerleşkedir. Roseto’yu farklı kılan, hatta onu "Roseto Etkisi" adlı bir çalışmayla tıp tarihine kazıyan önemli bir özelliği var.
Bu özellik, 1961 yılında, kasaba doktorunun, Oklahoma Üniversitesi‘nden Prof. Dr. Stewart Wolf’la yaptığı sohbet sırasında ortaya çıkıyor.

Roseto’nun doktoru, kasabada yüksek risk grubu olan 55 ile 64 yaş arasında hemen hiç kimsenin kalp krizi geçirmediğini, 65 yaş üstündeyse kalp krizine bağlı ölüm oranının yalnızca %1 olduğunu anlattığında, Dr. Wolf şaşırıyor. Ortalamalar, Amerikan ortalamalarıyla kıyaslanmayacak ölçüde mükemmel! ‘’Çok sağlıklı besleniyor ve spor yapıyor olmalılar, değil mi?’’ diye soruyor.

Kasaba Doktoru’nun cevabı, beklediğinden çok farklıdır; “Bu yoksul İtalyan yerleşkesinde insanlar, bol bol şarap tüketiyor, filtresiz sigara içiyor, gaz ve toz dolu taş ocaklarında çalışıyor”

Hmmm, o zaman neden Akdeniz diyeti olmalı!

O da değil! Çünkü kasabadaki yoksul İtalyanların, ülkelerinden zeytinyağı getirtecek ya da satın alacak paraları olmadığı için, köfte ve sosislerini en ucuz yağ olan domuz yağında kızartıyorlar. Çoğu iri yarı, bugünün ölçülerine göre obez. Ama kalpleri sağlıklı, krize öyle kolay teslim olmayan türden…

Dr. Wolf, bu durumun şaşırtıcılığını, bilim adamı meraklılığıyla çözmeye karar veriyor.

Araştırmalarında farklı bulduğu en önemli şey, kasabalıların kurduğu çok güçlü sosyal bağlar. Halkın arasında gelir uçurumu yok. Paylaşımcı, kederde ve kıvançta tek yürek olabilen bir halk, Roseto halkı. Yaşlılar, toplumda büyük saygı görüyor. Sofralar sadece mideleri değil, ruhları da besliyor. Güven duygusu yüksek ve stres düzeyi düşük.

Kasabanın tek bir tabusu var: Zenginlik gösterisi, gösteriş budalalığı!

Giysilerle, evlerle, arabalarla kendisini diğerlerinden farklı ve üstün kılmaya çalışmak, Roseto’da çok ayıp kabul ediliyor…

‘’Roseto Etkisi’’ bize, sağlıklı yaşamın, sadece yediğimiz içtiğimizden ibaret olmadığını göstermesi nedeniyle çok önemli.

Başka bir şeyler de olmalı! Şimdi gelin, bir kez daha Roseto’ya dönelim!

Yıllar geçiyor… Roseto’nun gençleri, yavaş yavaş kasabayı terk edip, büyük kentlere okumaya ve çalışmaya gidiyorlar. Çoğu iyi paralar kazanıp geri döndüklerinde, Roseto’nun merkezinin dışında, yüzme havuzlu, lüks evler inşa ediyorlar. Artık üç nesil bir arada değil. Çocuklara, engin yaşam denizinde fener olan yaşlılar yok. Ortak sofralar dağılıyor, ortak ruhlar da…

Sonra ne mi oluyor? Roseto’lular da şimdi, başkaları gibi yaşıyor, onlar gibi ölüyor. Kıskanılacak pek bir şeyleri yok artık!..

Acaba bizde de ülke insanlarını “bizimkiler ve ötekiler” diye ayrım yaparak strese sokmayacak bir düzen kurulsa, üretmeden tüketmek kötü huyumuzdan bizi vazgeçirecek düzgün bir eğitim yöntemi kurulsa, insanlarımız coplarla ve püskürtülen gazlarla baskı altına alınmasa… diyerek, ömrümüzü kısaltan ve yaşamımızın kalitesini düşüren sevimsiz etkenlerin ayıklanacağı günler gelirse, Roseto Etkisi gibi daha mutlu olmaz mıyız diye umutlanmamak için bir sakınca yok gibime geliyor!..

Erdal Akalın (04.05.2015)

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: