NORVEÇ DOSYASI : NAZİLER, İNSAN HAKLARI VE HAYATIN KAYNAĞI PROJESİ

BIZE "GECMISINIZLE BARISIN" DIYEN VE DEMOKRASI DERSI VEREN AVRUPALILARIN KENDI GECMISLERI ILE NASIL BAS ETTIKLERININ ORNEGIDIR…..

(Bu yazı için İngiliz, The Times Gazetesi’nde 9 Mart 2007’de yayımlanan haberden faydalanılmıştır).

Türkiye ile ilgili bir dava açıldığı zaman Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi aklımıza gelir. Duruşmalar yakından takip edilir. Sonuç lehimize ise seviniriz.

Mahkum olmuşsak, yargıçların "siyasi kararlar aldığını" söyleriz. Ondan sonra işimiz biter.

İnsan Hakları Mahkemesi gündemden düşer.

Mesela, 2007 yılında dış dünyada büyük ilgi toplayan bir dava görüldü. Çünkü şikayet edilen, Norveç. Şikayetçiler ise insan haklarının çiğnendiğini bildiren 159 Norveçli.

Yanlış okumadınız. Norveç davalı. Hani şu, ikide bir Türkiye’ye insan hakları konusunda akıllar veren, kanun kaçaklarına "ezilenler" diye kapılarını açan Norveç. Avrupa’nın hatta dünyanın "insan hakları şampiyonu!" Norveç…

Peki, kim bu çoğunun yaşı 70’şe yaklaşan Norveçli 159 erkek ve kadın.

Ne istiyorlar?

Norveç, 2. Dünya Savaşı sırasında Hitler ordularının işgaline uğradı. Hatırlayacaksınız, savaşın ilk döneminde Nazi birlikleri kısa bir sürede Avrupa’nın büyük bir bölümün yuttular. Hitler kendinden o kadar emindi ki, kurduğu "Nazi İmparatorluğu’nun, 1.000 yıl yaşayacağını" söylüyordu. İyi de Almanya tek başına bu iş için yetmezdi. Onun için başta İskandinav ülkeleri olmak üzere işgal edilen toprakların bir kısmında "İnsan haraları" kuruldu. Projeye Lebensborn (Hayatın Kaynağı) adı verildi.

Uygulama şöyle idi. "Sarışın, mavi gözlü, uzun boylu kızlar ve kadınlar seçiliyor, Bunlarla elit SS subayları, ilişki kuruyordu. Hamile kadınlar özel kliniklerde büyük bir dikkatle bakılıyor ve doğum yapmaları sağlanıyordu".

Bebeklerin vaftiz törenleri de Nazi törelerine uygun yapılıyordu. Çocuklar SS subaylarının kasaturalarının üzerinde vaftiz ediliyor, annelere Naziler’e bağlılık yemini ettiriliyordu.

Hitler bu iş ile SS komutanı Himmler’i görevlendirmişti. Saf olduğuna inanılan, Vikingler’in torunları, Danimarkalılar, Norveçliler, özellikle proje içine alınmıştı. Fransa’da ve diğer yerlerde de benzer uygulama yapılıyordu.

Norveç’te bu yoldan 12.000 kadar bebek doğdu. Program 1944’e kadar sürdü. 1945’te, Hitler yenildi. Nazi orduları teslim oldu. Anneler ve çocuklar için kötü günler başladı. Belki Norveçli kızların bir bölümü bu işe gönüllü katıldılar. Ama içlerinde evli olmalarına rağmen, zorla ailelerinden koparılanlar ve kendi istekleri dışında SS subaylarının tecavüzüne uğrayanlar da vardı.

Savaş sonrasında, "damızlık" olarak kullanılan anneler olmadık hakaretlere uğradılar. Ya çocuklar? Babalarını seçme şansı olmayanlar. Hepsi zorla ailelerinden alınarak isimleri değiştirildi ve evlatlık olarak verildiler.

Bir kısmı da akıl hastanelerine kapatıldılar.

"Temizlik programının! başını, papazlar ve tıp mensupları çektiler". Çocukların, "genetik olarak bozuk ve deli olduğunu" bunların büyüyünce "Nazi hayranı" olacağını ilan ettiler.

Bu daha önce Hitler’in Yahudiler’e, Çingeneler’e, akıl hastalarına, cinsi sapıklara, sakatlara uyguladığı tam bir "etnik temizlik" idi. Çocukların bir kısmı evlatlık verildikleri ailelerin zulmüne uğradı. Kızların ırzına geçildi. Okullarda "Nazi piçi" diye teşhir edildiler.

Bugün çok azı hayatta. Haklarını aramak için gittikleri Norveç mahkemeleri yüzlerine bakmadı. Zaten Norveç hükümetleri de bu insanların şikayetlerini dinlemedi. Hatta varlıklarını bile kabul etmedi.

Sonunda, Strasbourg’daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdular. Bugüne kadar uğradıkları zulüm için Norveç hükümetinden, 20 biner Euro tazminat istiyorlar. Bir de uğradıkları zulmün kabul edilmesini. Hepsi bu…

Strasbourg’a gönderilen dosyalardan biri de Gerd Andersen’in. Andersen, 1944 doğumlu. Kapatıldığı bakımevinde dayak yemiş. Defalarca sıcak su ile haşlanmış. Okulda hakaretlere uğramış bu arada öğretmeni kızcağıza tecavüz de etmiş. Evleneceği zaman papaz kendisine "Git, Nazi genlerinden kurtulmak için kısırlaş ondan sonra gel" diye akıl vermiş…

Harriet von Nickel Karl Otto Zinkel’in başlarına gelenler de çok farklı değil. Evlatlık verilen aileler tırnaklarını sökmüşler. Harriet’in sözde "koruyucu babası" kızcağızın alnına kanata kanata Nazi amblemini çizmiş.

İkisi de geri zekalı çocuklar okuluna gönderilmiş. İkisinin de daha 10 yaşında ırzlarına geçilmiş…

İşte, Türkiye’yi "insan haklarını saygısız! olduğu" iddiası ile sık sık eleştiren "insan hakları şampiyonu! Norveç"in hikayesi…

(Bu yazı için İngiliz, The Times Gazetesi’nde 9 Mart 2007’de yayımlanan haberden faydalanılmıştır).

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: