BOP DOSYASI /// E. Org. Tuncer Kılınç : BÜYÜK ORTADOĞU İLE AVRASYA’NIN GELECEĞİ VE GÜVEN LİĞİ

İstanbul Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi, 3 Eylül 2006 Cuma günü "Avrasya Ekseninde Türkiye, Rusya, Çin ve İran İlişkileri" konulu bir konferans düzenledi. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nur Serter’in yönettiği konferansta, İran Büyükelçisi Firouz Devletadabi, Rusya Federasyonu Olağanüstü ve Tam Yetkili Büyükelçisi Albert Çernişev, CHP Genel Başkan Yardımcısı, Milletvekili ve emekli Büyükelçi Onur Öymen, eski MGK Genel Sekreteri emekli Orgeneral Tuncer Kılınç ve İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek birer konuşma yaptı. Eski MGK Genel Sekreteri emekli Orgeneral Tuncer Kılınç’ın Türkiye’nin milli kuvvetlerinin eğilim ve görüşlerini dile getiren konuşmasının tam metni aşağıdadır.

ABD’NİN HEDEFİ: AVRASYA’NIN KALPGAHI

Avrasya’nın ve Avrasya içerisinde Avrasya’nın kalpgahı olarak isimlendirilen Ortadoğu, Hazar bölgesi, Kafkasya ve Ortaasya’yı kapsayan "Büyük Ortadoğu" veya Genişletilmiş Ortadoğu’nun geleceği Dünyamız ve insanlık için son derece büyük bir önem arz etmektedir.

Avrasya içerisinde yer alan bazı ülkelerin hem kendi içlerinde hem de ülkeler arasında bölge barışını ve güvenliğini etkileyecek büyük problemler devam etmektedir.

Bölgenin güçlü devletlerinden Çin ve Rusya her ne kadar Shangay İşbirliği çerçevesinde birbirlerine karşı duydukları güvensizliği bir ölçüde azaltmışlarsa da ekonomik ve siyasi alanda etkin bir dayanışmayı henüz gerçekleştirmiş değillerdir.

Diğer taraftan Dünya enerji kaynaklarının dörtte üçünü bünyesinde bulunduran bölge, süper güçlerin başlıca hedefleri arasında yer almaktadır.

Amerikan stratejistlerinden Brezinski’nin değerlendirmelerine göre; Avrasya, ABD’den sonra Dünya’nın altı büyük ekonomisinin, silahlanma konusunda en çok harcama yapan altı ülkesinin ve Batı Dünyası dışında nükleer silahlara sahip tüm ülkelerin yer aldığı coğrafya.

Ayrıca monarşik idareler nedeniyle sosyal adaletin gerçekleştirilemediği, sosyal tabakalar arasında uçurumların olduğu, medeniyetler çatışmasına zemin teşkil eden köktendinciliğin ve uyuşturucu madde üretiminin de kaynağı olan bu yapısıyla bölge Dünya barışını tehdit etmektedir.

Soğuk savaşın sona ermesi ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla son 15 yıllık süreçte tek süper güç olarak kabul edilen ABD’nin Avrasya’nın kalpgahı olarak kabul edilen Ortadoğu, Hazar Bölgesi, Kafkasya ve Ortaasya’daki yayılmacı faaliyetlerinin de bölgede büyük sıkıntılar yaratacağı kaçınılmazdır.

Sanayisi gelişmiş ülkelerin enerji ihtiyacı giderek artarken Dünya enerji rezervleri giderek azalmaktadır. Önümüzdeki 25 yıl içerisinde Dünya enerji tüketiminin bugünkünün yüzde 50’si kadar artacağı hesaplanmaktadır. Bu nedenle Dünya enerji kaynaklarının dörtte üçünü bünyesinde bulunduran Avrasya Bölgesine ve ulaşım hatlarına hakim olmak Dünyaya hakim olmayı hedefleyen güçlerin en öncelikli ve önemli hedefleri arasındadır.

ABD’NİN DÜNYA HAKİMİYETİ GİRİŞİMİ

BEKLENENDEN ÖNCE

1990’da bozulan iki kutuplu Dünya dengesi ABD’nin işine yaramıştır.

11 Eylül’de kıta Amerikasında meydana gelen terör faaliyeti ile sarsılan ABD’nin, bu olaya neden olan terörü ve kendisine yönelen tehdidi yerinde yok etmek bahanesiyle, Dünya hakimiyeti hedefine beklenenden daha önce teşebbüs ettiğine şahit olduk.

Soğuk savaş döneminde Sovyetler Birliği’nin sıcak denizlere ulaşmasına mani olmak maksadıyla uyguladığı çevreleme stratejisi çerçevesinde yaratmış olduğu terör gücünün bu defa kendisine yönelmesi, ABD için bir fırsat yaratmıştır. Görünürde tehdidi yerinde yok etmek maksadıyla öncelikle Afganistan’a müdahale kararı almış ve bu kararı BM’lere onaylatmıştır.

Akabinde Ortadoğu’daki saldırgan faaliyetleriyle dengesizlik yaratan Saddam’ın Irak’ını, kitle tahrip silahları üretiyor bahanesiyle, işgal etmiştir. Bölgede yıllardır kangren olmuş İsrail – Filistin çatışması devam ederken kültürler arası barışın daha fazla bozulmasına ve terör faaliyetlerinin giderek artmasına sebep olacak, son derece tehlikelibir ortam yaratılmıştır.

Avrasya coğrafyasında sıranın hangi ülkeye geldiği hususunda yorumlar yapılırken bir taraftan bölgenin bazı ülkelerinde askeri üsler edinme ve bazı ülkelerinde de kendine müzahir yönetim değişiklikleri yaratılarak bölge adım adım kontrol altına alınmaktadır.

Bu gelişmeler devam ederken Büyük Ortadoğu veya Genişletilmiş Ortadoğu diye isimlendirilen ve bölgenin monarşik idarelerinden kaynaklanan az gelişmişliğine ve özellikle insan hakları, eğitimde ve kadın haklarında eşitlik gibi çok masum gerekçelerle süslenen bir proje ile de bölgenin tamamına el atılmak istenmektedir.

ABD’YE DUR DİYECEK KUVVET

10 – 15 yıl içerisinde bu gelişmeler şunu göstermektedir; Dünya tek süper gücün hegemonyasına geçmek üzeredir. Bu gücü dengeleyecek,
onun Dünya hakimiyetine dur diyebilecek bölgesel güçler oluşturulmadığı taktirde az gelişmiş veya gelişmekte olan ekonomiler daha fazla sıkıntı çekecek, bu gün Irak’ta yaşandığı gibi, insanlık daha büyük acılarla karşı karşıya kalacaktır.

Durum böyle iken bölgenin yüksek potansiyeli olan Rusya, Çin, Türkiye ve İran gibi ülkeler, bu gerçeği görmelerine rağmen, bu gelişmelere
dur diyebilecekleri bir dayanışma içerisinde değillerdir.

Bölge ülkelerinden yüksek potansiyele sahip ve son yıllarda ekonomik ve siyasal bakımdan ikinci bir süper güç olacağı varsayılan Çin de, bölgenin belli kesimlerini kendi arka bahçesi olarak varsayan Rusya da, geleceğe yönelik beklentileri nedeniyle, bölgenin Türkiye ve İran gibi güçlü devletleriyle bir dayanışmaya fazla istekli görülmemektedirler.

Her ne kadar Shangay İşbirliği Örgütü ile Rusya ve Çin, Kazagistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan’la birlikte bir güvenlik ortamı oluşturmada büyük bir mesafe kat etmişlerse de, bu birliğin ekonomi ve siyasal alanda daha fazla genişlemesi ve caydırıcı büyük bir güç merkezi oluşturmasına zaruret vardır.

Zira ABD ve İngiltere, Avrasya Bölgesinde sadece enerji kaynaklarını ve bu kaynakların ulaşım hatlarını elde bulundurma ya da kontrol altında tutma çabasında değildir. ABD, gelişmekte olan Çin ve Shangay İşbirliği Organizasyonu’na üye Rusya’nın da bölgeye hakim olabileceği endişesiyle aynı zamanda bu ülkeleri yakından çevrelemeye çalışmaktadır.

ABD’nin günümüzde Ortadoğu’daki bu uygulamaları yarın Avrasya’nın diğer bölgelerinde daha etkili bir şekilde hissedilecektir.

TERÖR BAHANESİYLE

Günümüzde, insanlık için en büyük tehlike terörizmdir. Dünya ülkelerinin tamamı bu konuda işbirliği, dayanışma içinde olmadıkça ve teröre sebep olan hususları birlikte ele almadıkça insanlık daha büyük acılarla baş başa kalacaktır.

Terörü yerinde ortadan kaldıracağım, bölgeye demokrasi getireceğim bahanesiyle dünya hakimiyeti uğruna herhangi bir bölgeye silah gücüyle gidildiği taktirde, daha büyük acılar çekilmesine ortam oluşturulmaktadır. Zira her savaş bir rövanş nedeni olmakta ve yenilen güçsüzler teröre yönelmektedir.

Günümüzde ABD dışındaki devletler artık savaş istemiyorlar. Barışın nasıl korunabileceği telaşı içerisindeler. Avrupa ulusları, iki Dünya Savaşının yarattığı acılar sonunda, barış içerisinde bir arada yaşamanın önemini ve ihtiyacını en iyi şekilde kavramış görünüyor.

Batı Dünyası, İkinci Dünya Harbi sonrasında oluşturulan Kuzey Atlantik Paktı ile sağlanan dayanışma ile, 60 yıldır savaşmadan yaşama olanağını buldu. Bu süre Avrupa’nın bir refah toplumu olmasına fırsat verdi. Avrupa bu refah ve barış sürecini daha uzun sürelerde devam ettirebilmek için Avrupa Birliği’ni oluşturdu. Giderek genişleyen bu birliğin dünyanın diğer bölgelerine örnek olabileceğini değerlendiriyorum.

AVRUPA’NIN FRENLEME GÖREVİ

Bugün Avrupa, NATO içerisinde ABD ile başka bir dayanışma ortamında olmasına rağmen, zaman zaman ABD’nin dünya hakimiyetine yönelik bazı
teşebbüslerine karşı tavır alarak bir frenleme görevini yerine getirmeye çalışıyor. Ancak bu faaliyetlerinde fazlaca etkili olabildiğini söyleyemeyiz.

AB’nin bu çabalarının etkili olabilmesi için Avrasya Bölgesi ülkelerinin, AB’yi örnek alarak, oluşturacakları bir yapı ile ayrı bir güç haline gelmesi gerekmektedir.

AVRASYA’DA KARŞILIKLI GÜVEN İHTİYACI

Avrasya ekseninde Türkiye, Rusya, Çin ve İran’ın, oluşturacağı böyle bir dayanışma ile bölgeye hakim olmak isteyen güçlere mani olunacağı
gibi bölgedeki terör faaliyetlerine ve çatışmalara varabilecek anlaşmazlıkları da ortadan kaldırma fırsatı yaratılacaktır. Ayrıca böyle bir dayanışmanın bölge ülkelerinin gelişmesine ve ulusların refah seviyesinin yükseltilmesine olacak katkılarının son derece büyük olacağı açıktır.

Sanayileşmiş ülkelerin bölge kaynaklarına duydukları ihtiyaçların, organize bir dayanışma ile karşılanması ve bölge ülkelerinin ekonomik gelişmelerinin sağlanması ancak birlikte hareket etmekle mümkündür.

Avrasya ülkeleri böyle bir dayanışma için öncelikle karşılıklı güveni oluşturmada tereddüt yaratan hususları hakkaniyetle ele almalı ve süratle çözmelidirler. Ulusların ya da devletlerin ulusal çıkarlarının öncelikli olduğu bilinmektedir. Ancak bu ulusal çıkarların her zaman tek başına korunamayacağı ve kazanılamayacağı da açıktır. Bu nedenle ulusal çıkarlarımızı daha geniş bir çerçevede koruyacak ve insanlık için daha güvenli ortam oluşturulmasına fırsat verecek organizasyonlar oluşturmamız bir zorunluluk olmaktadır.

YEGANE ÇÖZÜM

Özgürlüklerimizi başkalarının tasarrufuna terk etmeden, içişlerine karışmadan, bölgedeki etnik ayrımcılıklara ve teröre çare bulmak için ortak aklı hakim kılmak olanağı yanında dış güçlerin muhtemel zararlarına mani olmanın da yegane yolu dayanışmadır. Böyle bir dayanışmanın ilgili ülkelere olduğu kadar bölgenin tümüne ve dünya barışına katkıları tartışılamaz.

Böyle bir dayanışma ile; Ermenistan – Azerbaycan arasındaki Karabağ problemi çözülebilir. Ermenistan’ın Türkiye’ye karşı düşmanlığa varan
tutumu pozitif yönde değiştirilebilir. Kuzey Kafkasya’da cereyan eden diğer çatışma ortamları ve bölgedeki bazı kökten dinci faaliyetlere mani olunabilir.

Bölgedeki böyle bir dayanışma yalnız ABD’nin değil süper güç olma çabasındaki diğer yayılmacı ülkelerin de insanlık için sıkıntılar yaratabilecek muhtemel teşebbüslerine fırsat vermeyecektir.

Kültürel ortakların ve ekonomik ilişkilerin ulusların daha kısa zamanda kaynaşmalarına ve güvenli bir ortam yaratılmasına yardımcı olduğu bir gerçektir.

ORTAK PAYDALAR

Har alanda olmasa bile, tarihi ve kültürel alanlarda bölge ülkeleri birçok sahada ortak paydaya sahiptirler. Kimileri aynı dili, kimileri aynı dini, kimileri her ikisini, kimileri de ortak davranış ve yaşam şeklini benimsemiş ülkelerdir.

Ortaya konan bu gerçekler çerçevesinde dünya barışı ve bölge ülkelerinin ulusal çıkarları açısından Avrasya ülkelerinin her alanda sıkı bir işbirliği yaparak yeni bir güç merkezi oluşturması artık zarurettir.

Böyle bir organizasyonun içinde başta Rusya, Çin, Türkiye ve İran olmak üzere Karadeniz çevre ülkeleri ve Orta Asya ülkeleri yanında yüksek potansiyele sahip Hindistan ve Pakistan’ın da yer almasında son derece büyük faydalar vardır.

HIZLI DAVRANMAZSAK

Yeteri kadar hızlı davranılmadığı taktirde Ortadoğu’da sıranın İran’a geleceği hususu göz ardı edilmiş olacaktır ki, böyle bir girişim dünyanın başına son derece büyük felaketler doğuracak niteliktedir.

Dünyanın bu hassas bölgesindeki ülkelerin kendi aralarındaki ve içlerindeki problemleri bir an önce halletmeleri ve bir dayanışma içerisinde olmaları bütün ülkeler için bir tarihi sorumluluk arz etmektedir. Aksi halde insanlığın çekeceği sıkıntıların tüm vebali bölgenin yüksek potansiyele sahip ülkelerinin olacaktır.

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: