BOP DOSYASI : YENİ ÖĞRENENLER İÇİN BOP – Büyük Ortadoğu Projesi NEDİR ???

İleri Dergisinin 30. sayısı Büyük Ortadoğu Projesi kapağıyla yayınlandı. Derginin bu sayısı BOP ve BOP’a karşı Atatürkçü- Milliyetçi- Sosyalist seçeneğin nasıl olması gerektiği konusunda bir içerikle dopdolu.

İleri’nin genç yazar kodrosuyla birlikte Yekta Güngör Özden, Talat Turhan, Prof. Dr. Cihan Dura, Hüseyin Adıgüzel, (E) Org. Şener Eruygur, Emin Sami Arısoy, Halit Refiğ, Halil İbrahim Şahin, Nedret Ebcim, Şenol Dedeoğlu, M. İskender Özturanlı, Tamer Abuşoğlu ve Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’un yazılarıyla hazırlanan bu sayıda tüm Ortadoğu’yu ilgilendiren BOP tartışılıyor ve ona direnişin temel dinamiklerinin neler olması gerektiği ortaya konuyor.

İleri’nin başyazarı Gökçe Fırat "BOP: Batının Doğuyu Kapitalistleştirme Projesi" başlığını taşıyan yazısında Irak’ın işgaliyle kullanılmaya başlanan BOP’un aslında yeni bir şey olmadığını, Sovyetler’in dağılmasından hemen sonra, 1991 yılında ABD’nin Irak’a ilk saldırısına dikkat çekiyor.

Sovyetler’in ortadan kalkmasıyla birlikte dört ana eksende kayma yaşandığını tespit eden Fırat, bunlardan ilk bölge olan başta Doğu Almanya olmak üzere Doğu Avrupa’nın Batı kampına dahil olduğunu, bunun çok sancısız bir süreç olduğunu; çünkü Batı toplumsal yapısında sosyalizmden kapitalizme geçişin, sistemler arası bir geçiş olmayıp sistem içi bir geçiş olduğunu belirtiyor. Fırat, bunun nedenini de Batı Avrupa liberal sistemiyle, Sovyet bölgesindeki Marksist sistemin insan kaynağının benzerliği olarak ortaya koyuyor.

Planı Sovyet sonrası dünya sisteminin serbest piyasa ekonomik alanına dahil edilmesi planı olarak ortaya koyarak, ikinci bölge olan Balkanlar’da bu dahil edilmenin iç savaş yoluyla yani etnik siyaset yoluyla sağlanıldığı anlatılıyor.

ABD’nin; Üçüncü bölge olan Sovyet denetimindeki Orta Asya’da etnik siyaseti, bölgede Türkçülüğü güçlendirmeyecek biçimde Türklere karşı kullandığına dikkat çeken Fırat, Rus etkisini kırmak içinse Turunculaştırmayı devreye soktuğunu belirtiyor.

"Dördüncü bölge ise bugün BOP’a konu olan Ortadoğu."

Fırat, programın tüm kapsamını şöyle değerlendiriyor: "Yaşanan kavga, devletçi rejimlerin kapitalistleştirilmesi, antiemperyalist ülkelerin emperyalizme tabi kılınması, milliyetçi ideolojinin küreselci ideolojiyle yer değiştirtilmesi, ulus devletlerin yıkılması kavgasıdır." Bu da BOP’un hedefinin İran, Irak, Suriye ve Türkiye olduğunu gösteriyor. Sistem dışında kalma tercihi yapmış bu ülkelerden , diğer Arap rejimleri yerine Irak ve Suriye, onca şeriatçı ülke yerine İran ve milliyetçi-devrimci 6 Ok programından ötürü Türkiye BOP’un hedefidir.

BOP’un ne olduğu tartışılırken BOP’a karşı mücadele konusunda ortaya çıkan radikal İslam konusunda Fırat, "radikal İslam BOP’un ne bahanesidir ne de ona karşı bir çözümdür." diyor .

Savaşın din savaşı şeklinde algılanması kimilerini İslamcılığa doğru savururken, kimilerini de radikal İslamcı yükseliş karşısında lâiklik adına BOP’un işbirlikçisi haline getireceğini belirtiyor.

"BOP’ta aslolan ulus devletlerin yıkılması" olduğuna göre mezhepsel bölünmeye açık İslamcılık, lâik temeli aşındırarak BOP’a araç olmaktadır. öte yandan sol adına savunulan Kürtlere ayrılma hakkı da BOP bölgede bir Kürt devleti kurarken BOP’un işbirlikçiliğini üstleniyor.

Gökçe Fırat, bu gelişmeler dahilinde plan işletilirken, "uzun vadede Türkiye’nin dostlarını artıracak, direnme gücünü yükseltecek hareket kabiliyetini genişletecek bir strateji izlemesini", Latin Amerika’da Bolivarcı Sosyalizm örneğinde olduğu gibi, Türkiye’de Atatürkçü bir sosyalist stratejinin gerekliliğini vurguluyor.

BOP’a karşı Türk-İran-Arap ittifakı

Ali Özsoy BOP’a Karşı Türk-İran Arap İttifakı başlıklı yazısında "BOP’un genel anlamda hedefi 20.yy. da antiemperyalist kurtuluş savaşlarıyla ortaya çıkmış ulus devletleri yıkmaktır" tespitiyle bu ulusların Ortadoğu coğrafyasında emperyalizme karşı koyma potansiyeli olan Türk ulusu, Arap ulusu ve Fars ulusları olduğunu belirtiyor.

BOP’un ilk adımının ürünü olan kukla Kürt devletiyle ABD, sömürgeci saldırıları için bir üs oluşturmuş oldu. Özsoy, etnik ve mezhepsel bölme silahının bu üç ülkeye karşı kullanılırken , İsrail ve Kürtleri ABD’ye yardımcı birer "ajan unsur" olarak niteliyor.

Özel olarak Türkiye-Suriye-İran , genel anlamda bakarsak Türk-Arap-Fars dünyası için ortak düşmanları ABD liderliğinde Batılı işgal güçleri, silahlı Kürt işbirlikçiler ve PKK olorok sıralayan Özsoy, "her üç ülkenin rejim farklarından ve bazı tarihsel sorunlardan kaynaklanan çelişkilerinin neredeyse ortadan kalkmış olduğunu" vurgulayarak , ortak çıkarlar açısından Irak’ın toprak bütünlüğünün sağlanması, Barzani ve Talabani’nin bölgede yayılmalarının engellenmesi, bölücü hareketlere karşı birbirlerinin toprak bütünlüğünü desteklemeleri , kültürel, siyasi, ekonomik taleplerle ortaya çıkan federasyon ya da otonomi içerikli Kürt hareketinin bastırılması noktasında birlikte hareket edilmesi gerektiğini, ABD-İsrail- -PKK karşıtlığının üç ülke için tek gerçekçi politika olarak görülmesi gerektiğini vurguluyor.

Büyük Ortadoğu Projesi’ne karşı büyük milliyetçi direniş

Özgür Erdem, Büyük Ortadoğu Projesi’ne Karşı Büyük Milliyetçi Direniş başlıklı yazısı Ortadoğu’da BOP’a karşı nasıl bir mücadele yürütülmesi gerektiği üzerine. Ortadoğu’daki antiemperyalist dinamiklerin farklılığına dikkat çeken Erdem, şeriatçı antiemperyalist geleneği ve enternasyonalist ya da küresel direniş anlayışını tartışıyor.

"Hepimiz Filistinliyiz" ya da "Her yer Filistin" diyen ve Filistin’i hiçbir yer yapan küreselci anlayışın ve birleştirici olmaktan çok mezhepçilik gibi bir handikabı olan ve bundan dolayı emperyalizme karşı direnecek tüm dinamikleri harekete geçiremeyen hatta bazen tamamıyla işbirlikçi olan İslamcılığın buluştuğu nokta olarak "vatansızlığı" vurgulayan Erdem, gerçek direnişin lâik ve antiemperyalist dayanaklı milliyetçi rejimlerle verilebileceğini belirtiyor. 2006′ ya geldiğimizde Irak’ta Şii ve Sünni direnişçilerin birbirine düşmesinin, İslamcılığın bir direniş ideolojisi olmadığının gösteriyor.

Geriye Özgür Erdem’in önerisi kalıyor. BOP’a Karşı Büyük Milliyetçi Direniş.

Filistin nasıl kur(t)ulur?

Filistin Nasıl Kur(t)ulur? başlığını taşıyan yazısında İnan Kahramanoğlu, Arafat’ın ölümünden sonra Filistin direnişinin durumunu değerlendirirken değişen dengelere dikkat çekiyor. Arafat’tan sonra El Fetih’in iktidarı Hamas’a bırakmasının nedeni olarak Arafat’tan sonra Abbas’ın uyguladığı ulusal kurtuluş mücadelesinden uzak politikalar olduğunu ortaya koyuyor. Şu an yaşanmakta olanın iki örgüt arasında bir iktidar kavgası olduğunu belirten Kahramanoğlu, Filistin’de iç savaşla ilgili değerlendirmeleri, sor İsrail saldırısından sonra El Fetih’le Hamas’ın arasındaki buzların eridiğine dikkat çekerek bu zeminde yorumluyor.

Büyük İsrail Projesine de değinirken , bunu politik bir hedef olduğunu belirten Kahramanoğlu, ABD’nin BOP içinde de zaten İsrail’e değil Kürtlere yönelik bir toprak vaadinin söz konusu olduğuna dikkat çekiyor.

AKP’nin Filistin’i bir dava olarak görmemesini işbirlikçiliğine bağlarken, Türkiye’nin ABD’ye karşı İran ve Suriye ile işbirliğini geliştirip, Filistin konusunda net bir tavır geliştiremezse sıra kendisine geldiğinde ittifak yapacak bir ülke bulamayacaktır.

Büyük Ortadoğu Projesinin ajanı: Kürtler

1800’lü yıllarla birlikte emperyalizmin Ortadoğu’yu sömürgeleştirme faaliyetleri başladıktan sonra, hemen o yüzyılın sonunda Kürtlerin bölgede emperyalizmin ajanlığına talip olduklarını belirten Şafak Zerkinli, Ortadoğu’ya egemen olmanın yolunun çok da değişmediğini, 1900’lerin başında Osmanlı’nın parçalanıp, Arap Birliğinin engellenmesi planının, bugün de emperyalizme direnen Irak, İran, Suriye ve ardından Türkiye için uygulandığına ve yine aynı ajanlara dikkat çekiyor: Kürtler.

Kimilerince bir paranoya olarak değerlendirilmesinin aksine Sevr’in Avrupa Konseyi’nce hazırlanıp, isminin de Kürt Raporu olarak değiştirilmesiyle bugün tekrar önümüze koyulduğunu belirten Zerkinli, "AB’ye uyum çerçevesinde", "demokratik dayatmalarla" Kürtleri bir ulus haline getirme faaliyetini değerlendiriyor. Kürtler için Avrupa Konseyi’nce yaratılmaya çalışılan Kürt nüfus, İngilizlerce uydurulan emperyalizme uşaklık tarihi, İngiliz ve Rus yapımı uydurma bir dil ve kültür.

Büyük Ortadoğu Projesi’nin ilk adımı Kuzey Irak’ta kurulan Kürt devleti. ABD’nin bir Yahudi-Kürt-Ermeni Seddi projesiyle birlikte yürüyen başta Kerkük ve Telafer olmak üzere Kürtlerin Türk bölgelere yönelik nüfus politikası, Talabani ve Barzani’nin PKK ile görev paylaşımı, işbirlikçi AKP iktidarı, PKK konusunda izlenen pasif siyaset BOP’un Türkiye aleyhine ilerleyen durumu.

Bunu engellemek için PKK tüm mevzilerinde yok edilmeli, Türkiye bölgede İran ve Suriye ile gerekli ittifakları yapmalı.

Zerkinli yazısını "Amerika’nın hazırladığı yeni Ortadoğu haritası tıkı Sevr gibi çöpe atılmalı." diyerek bitiriyor.

BOP, komprador sol ve ulusal tavır

BOP dahilinde ABD’nin Ortadoğu’ya yerleşmek istemesiyle birlikte, solun bu meseleye aldığı tavrın kendi içindeki ayrılığı gün yüzüne çıkardığını beliren Kuzey Fırat, BOP, Komprador Sol ve Ulusal Tavır başlıklı yazsısında ulusal sol- komprador sol arasındaki çizginin sanıldığı kadar kalın olmadığını vurguluyor.

"Sol , içinden çıktığı toprakların gereklerinden değil de sol fikirlerin Batıda ortaya çıktığı, aydınlanmanın, ilericiliğin , Batıdan tüm dünyaya yayıldığı paradigmasını yıkamadığı için kompradorlaşmıştır." diyen Fırat, komprador solun ABD tarafından psikolojik savaş aracı olarak kullanıldığını, komprador solcuların emperyalistlerin "yaramaz çocukları" olduklarını söylüyor.

Irak işgalinde ABD ile aynı safta yer alan komprador sol, emperyalizmin işbirlikçisi olmuştur, sol adına.

Lenin’in sömürgeciliğe karşı ortaya atılan ulusların kaderini tayin hakkını Wilsonculuğa çeviren komprador solun, emperyalist saldırıyı meşrulaştırdığı ve emperyalizmin işbirlikçisi durumuna tekrar düştüğünü yineliyor ve ekliyor:Latin Amerika’da başını Castro, Chavez ve Morales’in çektiği, Türkiye’de TÜRKSOLU’nun, Irak ve Suriye’de Baas Partisi’nin temsil ettiği Ulusal Sol , emperyalizme karşı ezilenlerin birliğini savunuyor."

İran: BOP’un en yakın hedefi

Irak işgalinden sora sıradaki saldırının İran’a olacağını vurgulayan Engin Girgin, İran: BOP’un En Yakın Hedefi başlıklı yazısında, İran’ın Ortadoğu’daki Kürt devletini tehlikeli görmekte ve ona karşı mücadele yürüttüğünü, PJAK’a karşı operasyonlar yürüttüğünü belirtirken, "Türkiye’nin kendi güvenliğini sağlayacak politikaları belirlemesi, bölgedeki Kürt devleti tehlikesini iran ve Suriye ile birlikte bertaraf etmesine bağlı olacaktır" diyor.

Öte yandan şeriat tehlikesinin İran’dan değil, Batı tarafından desteklendiğini, yanlış yorumlamaların milleti yanlış yönlere savurabileceğini vurguluyor.

Arap dünyasında ulusal direnişin dinamikleri

Arap Dünyasında Ulusal Direnişin Dinamikleri başlıklı yazısında İsmail Bostancıoğlu, BOP karşısında İslamcı ve Milliyetçi direnişi karşılaştırırken , İslami rejimlerin Arap toplumundaki gelişimiyle birlikte Arap milliyetçiliğinin gelişimi değerlendirilip, milliyetçi kimliğin tam olarak gelişememesinin nedenleri anlatıyor. Önce devletin sonra milletin yaratılmasıyla , mezhepsel farkları ortadan aldıracak , tüm toplumda laikliğe dayanan bir Arap kimliği oluşturulamaıştır.

Bostancıoğlu bu noktada Ortadoğu için Atatürk modelini en tutarlı model olarak öne çıkarıyor. Laiklikten taviz vermeyen ve millet öncesi yapıları tasfiye eden bir milliyetçilik.

BOP gerçekte Büyük İsrail Projesi mi?

Nur Arslan, BOP Gerçekte Büyük İsrail Projesi Mi? Başlıklı yazısında bu soruya şöyle cevap veriyor. "Bir türlü Amerikan düşmanı olamayanlar kolayından İsrail düşmanı oluyor." "Büyük İsrail Projesi emperyalizmi aklayan sapma bir anlayıştır."

Arslan, bu projenin ABD’nin ikinci İsrail olarak Kürdistan projesi olarak değerlendiriyor.

BOP’un yeni cephesi: Karadeniz

ABD’nin Türkiye’yi kuşatmasının son halkası olarak Karadeniz’de ABD donanması bulunması olarak gündemde. Cemal Korkmaz bu yazısında bu planla ABD’nin Ruslara karşı bölgede ciddi bir üstünlük sağlayacağını, Kafkas Seddi’nin güvenliğini sağlayacağı ve sonuç olarak Türkiye’nin Amerikancı bir kuşak tarafından tamamen kuşatılacağı belirtiyor.

Öte yandan Karadeniz’in, ABD’nin İran’a ve Suriye’ye yapacağı saldırıda önemli bir üs görevi yapacağını, buna karşı Türkiye’nin buna alet olmaması gerektiği, bunun için Kafkas Seddi’nin engellenmesi, Kürt devletiyle mücadele edilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Reklamlar

Etiketlendi:, ,

Bir Yanıt Bırakın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: