İSTİHBARAT DOSYASI : GİZLİ SERVİSLER SAVAŞI

. Dünya Savaşı tümüyle bir “Gizli Servisler Savaşı”dır. Savaş denen hadise her zaman tankla, topla, tüfekle olmaz. Savaşan taraflar, teröristler ile Amerikalılar değildir. Ya da bu görünürdedir ve aldatıcıdır. Ayrıca, “El Kaide” diye bir örgüt yoktur. El Kaide, hayalet bir markadır. Herhangi bir gizli servis, bir eylem yapıp, bunu rahatlıkla El Kaide’ye havale edebilir. Hemen buna paralel bir de “Asimetrik Savaş” tabiri uydurdular.

– Sayın Akar, “Büyük Ortadoğu Projesi”, sizin ise “Büyük Ortadoğu Kuşatması” adını verdiğiniz bu proje neyin nesidir?

– Benim Büyük Ortadoğu Kuşatması dediğim ve kitabıma da ismini verdiğim olay, bizim anladığımız manada bir proje değildir. Ama ayakları havada, flu, şekilsiz de değildir. Kabaca ifade edersem, yapılmak istenen şu: Büyük Ortadoğu Projesi’yle Amerika, söz konusu coğrafyadaki 22 ülkenin rejimlerini ekonomik, siyasi, stratejik ve kültürel olarak değiştirmek istemektedir. Yani, esas olarak 4 ayağı olan bir “proje”dir bu… Siyasal olarak Batı standartlarına göre şekillenmiş, laik, demokratik rejimler görmek isteniyor. Yanı sıra ekonomik olarak Batı liberalizmine ve serbest piyasa ekonomisine eklemlenmiş bir ekonomik altyapının oluşması arzulanıyor. Ayrıca kültürel olarak da dini eğitimin oldukça zayıflatıldığı bir yapı hayata geçirilmek isteniyor. Aynı zamanda gündelik hayatın da Batı yaşam tarzına göre bir Ortadoğu hayal ediliyor. Stratejik dönüşümde ise, herhangi bir Ortadoğu ülkesinin genelde Batı’ya, özelde ABD’ye, en özelinde de İsrail’in güvenlik endişelerini zaafa uğratmayacak silahlı güç haline gelmesi istenmiyor.

– BOP, resmi bir belge niteliği taşıyor mu?

RESMİ BİR NİTELİĞİ YOK

– BOP’un resmi bir belge statüsü yoktur. Sadece tek resmi belgede adı geçiyor. Onun dışında hiçbir Amerikan resmî ve stratejik belgesinde BOP adı geçmiyor. Amerika sadece BOP için değil, geliştirdiği tüm stratejilerini bugüne kadar resmi olarak ya formüle etmemiş ya da çok sonraları formüle etmiştir. Bunun yerine Amerikan derin devleti, CIA, medya ve kamuoyu önderleri ile irtibatlar kuruyor. Uzun süre ABD’li aydınlar, strateji kuruluşları ve bazı think-tanklar aracılığıyla konu gündeme taşındı ve pazarlaması yapıldı. Bir anlamda nabız yoklaması yapıldı. Ama her ne kadar resmi bir belge niteliği taşımasa da, BOP hakkında yeterince kaynak var.

– Uygulanabilirliği nedir?

– BOP’un gerçekleşip gerçekleşmemesi bir yana, son NATO toplantısı sonrasında projenin popülaritesinde bir iniş yaşandı. Çünkü projenin uygulanabilirliği ya da rafa kaldırılması, 2 Kasım’da Amerika’da yapılacak başkanlık seçimlerine bağlı.. Projenin hangi araç ve argümanlarla gündeme getirileceği konusunda net karar için Amerikan seçim sonuçları bekleniyor.

– Neden?

KERRY İÇİN BİÇİLMİŞ KAFTAN

– Çünkü, projeyi ister beğenelim ister beğenmeyelim; sonuçta demokratik söylemi ön planda tutuyor. Bu söylem özü itibariyle -bir makyajdan ibaret olsa da- demokratik görünümlü bir söylem. BOP, Bush ekibinin ya da saldırgan Neo-Con’ların uygulayabileceği bir proje değildir. Şahsi görüşüm odur ki; BOP, Kerry ve demokratlar için düşünülmüş ve hazırlanmıştır. Onlar için biçilmiş kaftandır. Bunun için, derin devletin güvercin ve şahin kanatları her şeyi Kasım seçimlerine endekslemiş durumdalar.

– Seçimlere sayılı günler kaldı. ABD’den gelen haberlere göre; şiddet yanlısı Bush, Kerry’nin önünde gidiyor. Bush’un tekrar seçilmesi halinde BOP ne olur?

– Burası çok tartışmalı.. Kimi zaman Bush’un kimi zaman Kerry’nin önde olduğu ifade ediliyor. Ancak, Bush’un tekrar seçilmesi halinde BOP diye bir şey kalmaz. Çünkü, savaşçı şahin kanat Amerikan halkının kendilerine prim verdiğini düşünecektir. Şiddet politikalarına siyasi bir destek mesajı olarak algılanır ve bu durumda Bush ekibi daha da sertlik yanlısı bir politika yürütecektir. Zaten uluslararası planda şiddet yanlısı bir politika sürdürüleceğinin hazırlıkları uzun süredir yapılıyor. İran’da nükleer silah konusunda pişirilen beyanlar, aba altından sopa göstermeler tarzından baskı yapılıyor. Ayrıca bu saldırıların ön hazırlığı olarak, İsrail’e 5000 adet “akıllı füze” satmaya hazırlığı daha yeni basında yer aldı. Suriye’ye yönelik tehditler ise devam ediyor. Onun için savaşçı seçenek, Bush’un yeniden seçilmesi durumunda eskisinden çok daha şahlanmış olacak.

– Demokratların adayı Kerry’nin kazanması durumunda, nasıl bir politika izleneceğini öngörüyorsunuz?

CUMHURİYETÇİ KANAT DAHA SALDIRGAN

– Amerika siyasi geleneğinde savaşçı söylemi, saldırganlığı ve hamasi icraatları daha çok Cumhuriyetçiler temsil eder. Demokratlar ise –kendileri her ne kadar süte batmış kaşık olmasalar da- arkalarını dayandırdıkları güçler bazı şeyleri isteseler bile, tabanları ve gelenekleri gereği bazı noktalara en azından şeklen de olsa riayet etmek zorundalar. Niye 11 Eylül olayları ardından gelişen hadiseler Bill Clinton döneminde olmadı da, Bush döneminde meydana geldi? Neden Bush, Florida’daki 500 oy üzerinden adeta ite kakıla başkanlığa getirtildi? Kısaca; Demokratlar, Cumhuriyetçiler kadar saldırgan ve savaşçı bir politika güdemiyorlar. Bu nedenle Kerry’nin seçilmesi durumunda, ABD dış politikasında bir söylem ve uygulama değişikliği ister istemez olacaktır.

– BOP’un 26 ülkeyi kapsayacağı, bunların 22 tanesinin Müslüman Arap ülkeleri olduğu vurgulandı. Ancak, siz bunun sadece 15 ya da 16 ülkeyi kapsayacağını ifade ediyorsunuz. Teziniz nedir?

– Projenin adı da değişti. En son, Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi denildi. Ayrıca bir şey ne kadar geniş tutulursa, hata yapma riski de o ölçüde büyür. Çünkü, Amerika her şeyi bir anda denetleyemeyeceğini gördü. Onun için “pilot” uygulama tercih edilecek. Bunun için de daha dar alanda başlayıp, sonra sahayı genişletecekler.

– Amerika’nın Avrasya ve Ortadoğu ile ilgili politikalarını yürütmede, BOP gibi bir projeye hakikaten ihtiyacı var mı?

ABD’NİN BOP’A İHTİYACI VAR

– Bu sorunuza esprili bir cevap vereyim: Ben herhalde Amerikalı stratejistler kadar zeki değilim! Onlar “BOP’a ihtiyacımız var” diyorlarsa, ihtiyaçları vardır! Amerika’nın, adı ne olursa olsun, kendi hegemonya arayışı gereği başta Ortadoğu olmak üzere dünyayı denetlemeye ihtiyacı var. Amerika’da stratejik tahliller yapanlar, çok önceden bu handikabı tespit etmiş durumdalar. Amerika’nın askeri bir güç olsa da ekonomik ve siyasi açılardan gerilemekte olduğunu ifade ediyorlar. Üstelik bunu ABD’nin karşıtları değil, bizatihi kendileri söylüyorlar. Öte yandan ise; AB ayrı bir güç odağı haline gelebilecek konumlara hızla yaklaşıyor. Çin’in durumu da malum. Rusya elinden gelse ABD’yi bir kaşık suda boğacak. Böyle devam etmesi durumunda, 2015 yılında ABD’nin birçok konuda çuvallayacağının kaydedilmesinin hatırlanması gerekiyor. Onun için iyice güçten kuvvetten düşmeden, yeni bir atakla buraları yeniden denetim altına almak istiyor.

– ABD’nin Irak’ta ve Afganistan’daki konumu ve dünyadaki imaji gözönünde bulundurulduğunda, BOP kurtuluş reçetesi olabilir mi?

– Olaya ABD’nin karizması açısından bakılırsa, değil BOP’u, bölgede hiçbir şeyi uygulaması mümkün değil. Ebu Garib cezaevindeki işkence ve tecavüzler nasıl unutulabilir ki?.. Ortadoğu halklarından herhangi biri, dinî ve etnik kökeni ne olursa olsun kendisine “insanım” diyen herhangi biri, ABD’nin yaptıklarını nasıl unutabilir? Bütün bunlar olmazsa dahi, bir ülkeyi işgal edip tankla, topla, uçaklarla katliam, zulüm yapmak nasıl kabul edilebilir ki?.. Ancak, şu da göz ardı edilmemeli. Amerika, Irak’ı fiili olarak üçe böldü. İsrail’in güvenliğini de bir ölçüde sağladı. Kendisine yönelik bir nefret oluştu belki, fakat Irak tahrip oldu. Bu anlamda amaçlarına kısmen ulaştı aslında. Ama yine de BOP olmazsa da, duruma göre yeni reçeteler denenecektir.

– Bir ölçüde İsrail’in geleceğinin de garanti altına alınması için atılan adımlar ve uygulanan politikalar, bu ülkeyi nasıl etkiledi?

– Bush’un kaderi Şaron’un kaderine, Şaron’un kaderi Bush’un kaderine sıkı sıkıya bağlıdır. Her ikisi de saldırganlığa bel bağlamışlardır. Eğer Bush gidip de Kerry gelirse, kısa bir süre sonra İsrail’de de Şaron gidecek ve yerine bir başkası gelecektir. Bu bağlamda, ABD’nin şu ana kadar Ortadoğu’daki proje ve uygulamalarının yol açacağı olumsuzlukların faturası da Bush yönetimine kesilecektir.

– Projede, Türkiye’nin model ülke olduğu ileri sürüldü. Uygulamaya konulması halinde Türkiye nasıl etkilenecektir?

4. DÜNYA SAVAŞI ÇOKTAN BAŞLADI

– Türkiye şu anda rölantide beklemekte ve Amerikan seçimlerine endekslidir. Amerikan seçimleri sadece Amerika’nın değil, Ortadoğu’nun ve dünyanın kaderini de belirleyecek. Bu önümüzdeki bir ayda gerek Türkiye’de gerekse dünyada çok büyük siyasi çalkantılar beklemiyorum. Tabii, birileri her an Amerikan seçimlerinin iptali için 11 Eylülvari bir eylem yapabilir. Bu ihtimal de kuvvetle mümkün. Ama herkes şimdilik tavrını biraz “bekle gör” politikası üzerine oturtmuş. Burada bir pencere açmak istiyorum. Aslında durum göründüğünden daha karmaşıktır. Çünkü bugün “4. Dünya Savaşı” yaşanıyor. Bu görüşte “komplo teorisi” gibi küçümsenecek, “Adama bak, daha 3.’sü yaşanmadan 4.’süne geçti diyecekler, ama umurumda değil.

– Bu “4. Savaş” tabirini Vatikan’dan bir kardinal de dile getirdi…

– Evet.. Kardinalden çok önce eski CIA Başkanı James Woosley dile getirmişti. Tez asıl olarak Amerika’daki Neo-Con muhafazakâr kliğin ileri gelenlerinden Prof. Eliot Cohen’e ait. Ama onlarla benim söylemim arasında çok önemli bir fark var.

– Nedir o?

– I. ve II. Dünya Savaşları malûm. III. Dünya Savaşı’nı ise “Soğuk Savaş” olarak tarif edebiliriz. Amerikalılara göre, “4. Dünya Savaşı” ise terörle savaşımdır. Onlara göre, terör dalgasını kim yapıyor? İslâm dünyası ve Müslüman teröristler! İşte ben bu noktada Amerikalılarla görüş ayrılığındayım. Evet, “4. Dünya Savaşı” yaşandığı doğrudur. Ama onların gösterdiği adresler yanlış. Onlara diyebilirim ki; eğer 4. Dünya Savaşı’nı kimlerin çıkardığını görmek istiyorsanız, sabah kalktığınızda aynaya bakmanız yeterlidir! Bu savaşı sizin içinizden bir ekip çıkarttı ve daha da derinleştirme peşinde…

GİZLİ SERVİSLER SAVAŞI

Bana göre; 4. Dünya Savaşı tümüyle bir “Gizli Servisler Savaşı”dır. Savaş denen hadise her zaman tankla, topla, tüfekle olmaz. Savaşan taraflar, teröristler ile Amerikalılar değildir. Ya da bu görünürdedir ve aldatıcıdır. Ayrıca, “El Kaide” diye bir örgüt yoktur. El Kaide, hayalet bir markadır. Herhangi bir gizli servis, bir eylem yapıp, bunu rahatlıkla El Kaide’ye havale edebilir. Hemen buna paralel bir de “Asimetrik Savaş” tabiri uydurdular. Janjanlı laflara bayılan bizim bir kısım kopyacı ve fazla zeki entelektüellerimiz de terimin üzerine balıklama atladılar! Gizli Servisler Savaşı acilen durmaz ise, dünyanın herhangi bir noktasında 11 Eylül, Madrid, İstanbul, Endonezya, Osetya saldırıları gibi daha birçok saldırı meydana gelecektir. Hiçbir ülke açıkça savaşamıyor.

O yüzden bu savaş çok namert bir savaştır. Müsebbibi ABD olsa da, artık onu da aşmıştır. Berbat bir sarmaldır. Gizli Servisler Savaşı’nın perde gerisindeki gerçek ise, dünya hâkimiyeti kavgasıdır. Bunun açık bir savaşa dönüşme riski, potansiyel olarak her zaman vardır. Zaten Evanjelistlerin Armagedoncu, binyılcı, kıyametçi felsefi arka planları bu anlayışı yeterince besliyor. Dünyada iyice çılgınlaşan bu gizli savaş, 11 Eylül komplosundan bu yana ivmesi giderek artan bir şekilde sürmektedir.

Reklamlar

Etiketlendi:,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: