KOMPLO TEORİLERİ : Sion Tarikatı Ve Tapınak Şövalyeleri

Tapınak Şövalyeleri, Birinci Haçlı Seferinin sonunda, Avrupa’dan Kudüs’e giden hacıları korumak amacıyla kurulmuş olan bir manastır askeri tarikatıdır. Şövalyeler Birliği, kurulmalarını takip eden yirmi-otuz yıl içerisinde, hem Papanın ve hem de tüm Avrupa monarşilerinin desteği ile bir tarikat haline gelmişlerdir.

Priure de Sion örgütü ise tarihte, bütün diğer örgütlerin yanında ya da arkasında ya da bu örgütlerle iç içe ve gizlenmiş olarak yer almıştır. Bu gün Avrupa Birliği senaryosunun arkasında da bu örgütün yer aldığı söylenmektedir.

Bu iki örgüt arasında çok sıkı tarihsel bağlar vardır. Tapınak şövalyeleri tarih sahnesinden silindikten sonra bile haklarında ve sahip oldukları sırlar hakkındaki spekülasyonlar devam etmektedir.

Priure de Sion ise hala güncelliğini korumakta olan etkin bir örgüttür ve dünya tarihindeki bir çok önemli olayda aktif rol almıştırlar.

Gerçek İçinizdedir…

Dan Brown’ın çok satan kitabı Da Vinci Şifresi, tüm dünyada şaşkınlık yarattı ve milyonlarca okuyucuyu, Leonardo Da Vinci’nin kendi eserlerine sırlar sakladığı, ıssız İskoç şapelinde garip sembollerin oyulduğu ve Katolik kilisesi ile kadim bir gizli örgütün, insanlığa sunulan en büyük armağanlardan bir tanesi olan Kutsal Kâse’yi ele geçirmek için asırlardır savaş verdikleri gizemli bir dünya ile tanıştırdı.

Fakat, romanda anlatılanların ne kadarı doğruydu ve gerçeğin ne kadarı kurguda bozulmuştu? Da Vinci Şifresi’nin Çözülmesi, bu karmaşayı

ortadan kaldıran ilk kitaptır. A’dan Z’ye düzenlenmiş kolay okunur bir yapı ile, kurgudan daha garip ve gizemli sorulara yanıt vermektedir:

· Sion Tarikatı olarak adlandırılan gizli örgüt gerçek midir?

· Bir zamanlar niçin Altın Oran’ın, Tanrı’nın zihnini açıkladığına inanılırdı?

· Kutsal Kâse ile ilgili en son bulgular ve düşünceler nelerdir?

· Romandaki kahramanların adlarında ne gibi anlamlar ve şifreler gizlenmiştir?

Da Vinci Şifresi’nin Çözülmesi, romanın hayranları ve Kutsal Kâse efsanesinin ardındaki inanılmaz gerçekleri merak edenler için eşsiz bir eserdir.

Giriş

Kutsal Kâse konusunu ele aldığımızda, yıllar boyunca bu konuda birbiri ile karşıt düşüncelerin varolduğunu görmek bizim için şaşırtıcı olmayacaktır. Böyle bile olsa, Da Vinci Şifresi gibi bir romanın böylesine büyük bir tartışma yaratması çok ender rastlanan bir durumdur. Elinizdeki bu kitap baskıya girerken, Dan Brown’ın cinayet romanının satışı dünya genelinde altı milyona doğru koşuyordu ve kitabın ciltsiz baskısının yapılmasıyla birlikte bu satış daha da büyük bir rakama ulaştı. Görünüşe göre kitap konusunda arada derede kalan herhangi bir okuyucu olmadı-insanlar bu kitaba ya bayıldılar ya da nefret ettiler, bu da kitabı daha da sıradışı bir hale getirdi.

Önce kitabın aleyhinde olanlara bir göz atalım. Bu okuyucular genellikle bir takım alt gruplara ayrılıyorlar. İlk olarak, Dan Brown’ın kitabını tarihi açıdan hatalı ve iyi araştırılmamış bulanlar var. Hemen onların ardından da Brown’ın romanının Hıristiyan inancı ve tutuculuk için ciddi bir meydan okuma olduğunu düşünenler geliyor. Da Vinci Şifresi’nin sayfalarını çevirirken, ana konunun, kilisenin binlerce yıl boyunca halktan sakladığı bir şey olduğunu duyduğunuzda bu tepkinin nedenini anlamak çok zor değildir. Gerçekten de yutulması güç bir lokma ve köktencilerden, softalardan ve hatta Hıristiyan liberallerden bile acımasız saldırıları kendine çekebilecek kadar güçlü bir iddia. İnternette yapacağınız hızlı bir araştırma bile size, Brown’ın ciddi bir şekilde ve yalnızca Hıristiyan alimlerden değil başka insanlardan da gelen ve kendini bu romanın mesajını "yoketmeye" adamış bir öfke dalgası yarattığını gösterecektir. Pek çok insan bu kitabın Hıristiyan inancına bir saldırı olduğuna hükmetmiş durumdadır. Hatta Hıristiyan inanışını kilisenin anladığı anlamda savunan bu insanlardan bazıları, kendi kitaplarını yazmakta ve Brown’ın romanının bir kandırmaca ve dünyanın her yanında içlerinde tanrı korkusu olan insanlara karşı da alçakça bir suç olduğunu söylemektedirler.

Bu tartışmalar, Brown’ın alternatif tarihi anlatan bazı kitaplarda aktarılan, İsa’nın Magdalalı Meryem (Maria Magdalena) ile evlendiği, çocuklarının olduğu ve soyunun tarih boyunca devam ettiği gibi bir takım iddiaları yeniden dile getirmesini temel almaktadırlar. Bu tür bir düşünce, Tanrı’nın Oğlu yerine, "etten ve kandan oluşmuş" bir insan kuramını ortaya atarak, İsa hikayesinin güvenilirliğini ciddi bir şekilde sorgulamaktadır. Soy kuramını, bu kitabın Magdalalı Meryem maddesinde enine boyuna tartıştığım için burada bir daha tartışmayacağım. Bununla birlikte, şunu söylemeliyim ki, itibari kıymetini ele aldığımızda ve rehber olarak İnciller ile Yeni Ahit’deki metinleri kullandığımızda, inançlı kişilerin İsa ileMagdalalı Meryem arasında bir ilişkinin kanıtlarının bulunmadığına yönelik karşı iddialarını kabul etmek zorunda kalırız.

Ancak, okudukları bu metinlerde ve İncillerde bulunmayan bir takım önemli şeyler bu hipotezin ana temasını oluşturmaktadır: gerçek İncil’in içinde bulunan bu bilgi, erken dönem kilisesi için o kadar yıkıcıdır ki, gerçekte Yeni Ahit’in ilk redaktörleri ve editörleri tarafından bilinçli bir şekilde gizlenmiştir-bu sayede de, özgün İncil metinleri, bu bilgilerden arındırılıp yeniden yazılarak erken dönem Kilise Rahipleri için daha çekici hale getirilmiştir. Bu nedenle eğer Brown ve romanı için bir suçlama aranıyorsa kesinlikle yanlış yerde aranmaktadır-bu konuda çok daha ilginç başka eserler bulunmaktadır. Elinizdeki bu kitabın yaklaşık dörtte biri, kitabı suçlayanlara karşı ve geri kalan kısmı da romanı seven ama kitabın açıkladığı gerçek olaylar karşısında şaşıran insanlara yönelik olarak yazılmıştır. Bu konuları ileri sayfalarda teker teker inceledim.

Dan Brown, açıkça bilindiği üzere, kitabındaki bilgileri bir araya getirmek ve zemindeki olayları yaratmak için bir kaç önemli kitaptan faydalanmıştır. İsa’nın bir soyunun bulunduğu ve bu soyun da İsa ile Magdalalı Meryem’in birleşmesinden doğduğu, bu kadim sırrın ise Sion Tarikatı olarak bilinen gizli bir tarikat tarafından güvenle korunduğu bilgisi için Dan Brown, Michael Baigent, Hery Lincoln ve Richard Leigh tarafından yazılmış, uluslararası çok satan kitap Holy Blood, Holy Grail (Kutsal Kan, Kutsal Kâse) adlı kitabı temel almıştır. Leonardo Da Vinci’nin bu bulgulardan ve sırlardan bazılarını kendi resimlerine şifreli bir şekilde yerleştirmiş olduğu bilgisi için Lynn Picnett ve Clive Prince tarafından yazılmış The Templar Revelation (Templar İfşası) ve Magdalalı Meryem ve Kutsal Dişi için ise Margaret Starbird tarafından yazılmış olan The Woman with Alabaster Jar (Kaymaktaşı Sürahili Kadın) adlı kitapları kullanmıştır. Da Vinci Şifresini okumuş olanlar, hayali Kâse araştırmacısı Leigh Teabing’in evi, Château Villette’te, bu üç kitabın kitap raflarının baş köşesinde durduğunu anımsayacaklardır.

Da Vinci Şifresi adlı kitabında Dan Brown, bu kitaplardaki kuramları yalnızca yüzeysel bir şekilde kullanmıştır; bu araştırmaların gerçek derinliğini ve ortaya konan iddiayı tümüyle anlayabilmek için en azından yukarıda adları verilmiş olan bu kitaplardan bir tanesini okumak ve buna, kitabın sonunda eklenen kaynakça bölümündeki kitapları da dahil etmek gerekmektedir.

Eğer gerçekten de İsa’dan gelen bir soy varsa, bu durumda, dalâlet olarak adlandırabileceğimiz, inançlara aykırı iki durumla karşı karşıya kalırız: küçük dalâlet ve büyük, daha köktenci, dalâlet. Küçük dalâlet basittir: Kilise, 2000 yıldır yalan söylemekte ve pek çok nedenle gerçeği Hıristiyanlardan gizlemektedir. Büyük dalâlet ise gerçekten de son derece devasadır; çünkü eğer bu kuram kanıtlanabilirse, o zaman bütün tarihin yeniden yazılması ve bununla birlikte yaşamın, inancın ve çevremizdeki dünya ile ilgili algılayışımızın doğası ile ilgili tüm anlayışımızın kökten değişmesi gerekir. Tehlikeye atılacak birçok şey bulunmaktadır.

Peki ama bu durumda Da Vinci Şifresi niçin bu kadar ünlü oldu? İlk başta ve belki de her şeyden önce çok iyi bir roman. Son derece rahat okunuyor ve yönetmen Ron Howard tarafından harika bir film haline getirilecek. Aynı zamanda başarısının altında daha derin bir anlamın yattığına inanıyorum. Dan Brown’ın dokunduğu şey, okuyucusunun açıkta kalmış olan siniridir. Bir çok insan kendilerine öğretilen düşünme ve

inanç biçiminden rahatsızdır ve çoğunda bu duvarları parçalamak ve içinde bulunduğumuz çağda gittikçe daha büyük bir ivme kazanan yaşamın gizemlerine derinlemesine dalma ihtiyacı vardır. İşte Da Vinci Şifresi’nin bir anda sıçramasının nedeni bu çıplak sinirdir. Bu kitabın binlerce Hıristiyanı, kendi inançlarını sorgulamaya ve onları, Kilise kurumunu terk etmeye zorladığına inanıyorum. Bununla birlikte, gerçekte kitabın yaptığı tek şey, şu ana kadar bir alternatif ve bazı açılardan kafirce kabul edilen karşıt kuramları ve düşüncelerin güçlü akıntısını belli bir yatağa yönlendirmektir. Bu da kesinlikle son derece iyi bir şeydir.

Bu kitap, Da Vinci Şifresi’ndeki pek çok gerçek ile ilgili ayrıntılı bilgi sunmak amacıyla yazılmıştır. Alfabetik sırayla hazırlanmıştır ve umarım ki bu sayede, araştırması ve incelenmesi kolay bir kitaptır. Kitabı akademik bir havadan kurtarıp okuyucuyu sıkmamak için konu başlıkları altındaki bilgileri mümkün olduğunca kolay anlaşılabilecek bir sadelikte tutmaya çalıştım. En büyük umudum, tarihin içinde gerçek bir gizem ve gariplik olduğu konusunda okuyucunun gözlerini açan bir uyanışa neden olabilmektir. Umarım ki, en azından okuyucularımın bazılarını bu konuda daha fazla okumaya ve daha derin bir inceleme yapmaya teşvik edebilirim; bence Leonardo bu çabamı kesinlikle onaylardı.

Kurgunun ardındaki daha fazla gerçek için aşağıdaki siteyi inceleyebilirsiniz:

Yazar Hakkında

Simon Cox, kendini dogmalara, tutuculuğa ve yarı gerçeklere meydan okumaya adamış olan Phenomena dergisinin yayın yönetmenidir. Aynı zamanda, alternatif tarih alanında Robert Bauval, David Rohl ve Graham Hancock gibi önde gelen isimler için araştırmacı olarak çalışmaktadır.

Simon Cox, şu anda başlıca A.B.D. prodüksiyon firmalarından bir tanesi için Da Vinci Şifresi kitabının ardındaki gerçekleri temel alan bir televizyon belgeseli hazırlamaktadır.

Reklamlar

Etiketlendi:, ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: