PKK DOSYASI : ABDULLAH ÖCALAN’IN SANIK İFADE TUTANAĞI /// DGM SAVCILIĞI TARAFINDAN ALINAN İFADE (BÖL ÜM 2)

ÖCALAN İTİ’NİN SORUŞTURMA DOSYASI

BÖLÜM : 2

6-MED TV hakkında ilgi verin?

MED TV çalışanlarının büyük bir kısmı ücretsiz gönüllü olarak çalışmaktadır. Avrupa’da toplanan gelirlerin büyük bir kısmı MED TV yayınlarının finansmanında harcanmaktadır.

Özel kanalların gelişimi ile TV yayını yapmak üzere araştırmaya başladık. Londra’da bir lisans alındı uydu Fransa’dan kiralandı. Kapanınca ABD’den uydu kiralandı. Maddi finansmanını biz karşıladık. Masrafı en fazla olan kuruluştur. Yılda 50 milyon mark gidiyor. Çalışanların çoğu maaşlı değiller. TV’nin kuruluşu için bir şirket kurmak gerekiyordu. Bu şirkette bulunan Kanadalı ortağı tanımıyorum. Bankaya teminat olarak yatırılan 12 milyon mark halen duruyor. Lisans parası olarak İsveç’te ve Almanya’da bir stüdyo var. Esas stüdyo Belçika’da.

MED TV’yi desteklemek ve finans ihtiyacını karşılamak için kurulan vakıf para aklamak içindir. Para, bağış toplamayı yasal hale getirmek içindir. Bir çok ülkeden para bağış olarak geliyor. En büyük vakıf İsviçre’dedir. Lüksembourg ve Londra’da da şirketler vardır.
ABD’deki uydu iptal edilince Fransa’ya yöneldik.

Teknik elemanlar ücretsiz çalışıyor. Esas para yabancılar ve teknik konularda harcanmaktadır.

MED TV’nin finansmanında Güney Kıbrıs ve Yunanistan’da bulunan bazı kiliseler, sendikalar, zengin kişilikler yardım yapmaktadır.

Hikmet Tabak MED TV’nin sahibi olarak görünmektedir. Londra’dadır. Resmi görüşmelerde o bulunur. Aslında paravan bir isimdir.

Uydu kirası yıllık 15 milyon marktır. MED TV’nin Almanya, Rusya ve İsveç’te stüdyoları bulunmaktadır. Ayrıca bir adet de canlı yayın aracı vardır.

MED TV ile Sinan (k) ilgileniyor. MED TV’nin mali işlemleri ile ilgilenen Corc (k) Aristo Aristodolos ile bir kaç defa görüştüm. Bu kişi orta yaşlarda, şişman, Güney Kıbrıs veya Yunanistanlıdır. Özellikle Lüksembourg işlemleri ile uğraşıyor. Ayrıca Hollandalı avukatlar da bu işler ile ilgilenmektedir.

7- 6. Kongre hakkında bilgi verin?

Kongre’nin K. Irak’ta bulunan Zağros eteklerinde yapılması konusunda talimat verdim. Kandil Dağı ile Hakurki arasında kalan bölgedir. Aralık sonundan itibaren yapılmaktadır. 15 Şubat 1999 tarihinde yaptığım telefon görüşmelerinde kongrenin devam ettiğini ve tartışmaların cephe konularına kadar geldiğini öğrendim.

Kongre’nin örgüt mensuplarının özgüçleri ile yürütülmesini söyledim. Yaratıcı olunması, çaba harcanması, doğru eylemci olunması ve aktif savunmanın esas alınması talimatlarını verdim. İntihar türü eylemlere son verilmesini istedim.

Ulusal Kongre 4 yılda yapılan olağan bir Kongredir. Bunun özelliği raydan çıkmış ve ideolojik çizgiden uzak kalmış, ters düşmüş kadro yapısına hakim olmak için yapılmaktadır.
Bu kongre örgütün yeniden yapılanması kongresidir. Bu kongreye ben de bir kaset gönderdim.

Kongre’nin gündem maddeleri;

(1) İdeolojik,

(2)Politik,

(3) Askeri yapı,

(4) Eyalet ve alanlar,

(5) Cepheler,

(6) Eleştiri-özeleştiri,

(7) Seçim konuları görüşülmektedir.

Yakalanmam nedeni ile eyaletlere direkt müdahale olamayacağı için yönetimdekiler kişiliklerini geliştireceklerdir. Bundan sonra asıl PKK’li kimliği oluşacak, olamayanlar deşifre olacaklardır. İdeolojik söylemde partiyi güçlendirebileceklerdir.

6. Kongre’de parti içi durumlar, benim durumum, kadro durumları, önderlik durumları tartışılır. Benim dışımda ayrı bir merkez oluşursa bunu onaylarım. Yoksa benden aldığı güçle yapılacaklara son verecektim. 6. Kongre’de yeni yapılanma bekliyorum.

Metropol eylemleri artık olmayacak. Şehirlere yerleşilmeyecek, çünkü yakalanıp beraberinde bir sürü insanı imha ettiriliyor. Avrupa’dan gelen insanlar yalnız siyasi eğitim verecek. Başka bir şeye karışmayacak. Bir nevi cephe siyasi örgütlenme olacak.

6. Kongre sonucunda Avrupa sorumlusu Şahin olacak. Botan sorumluluğu güçlendirilecek, Behdinan sorumluluğu güçlü bir komuta yapısı oluşturulacak, Soran’a hakiki bir PKK uyanıklığı olan bir ekip gelecek. Kani Avrupa’ya gönderilmeyecektir. Yönetimler kişilerden değil, kolektif şekilde yönetimlerden oluşacaktır. Kadrolar oturtulmuştur.

6. Kongre ağırlaşan sorunlara çıkış bulmak amacındadır. Gelişmeler olmasa da buna katkıda bulunmak istiyorum. İnançlarımla ve özgür irademle bir şeyler yapmak istiyorum. Bilimsel temelde kör inançlara koşmadım. Okudum. Türlerin tarihini, Türkiye’nin geleceğine ışık tutan konuları izledim. Bunda bir katkıda bulunmak istiyorum. O bölgeye ilişkin, iç ve dış politikalara ilişkin değerlendirmeler yapılıyor. Bizim içimizdeki köylü anlayışındaki kadrolar nedeniyle yanlışlıklar yapıldı. %5 devletin yanlışlıkları yanında, %95 bizim yanlışlarımızdı. Ama hatayı kabul ediyorum. Bunları önleyemedim. Bunun amacı acaba çözüm olabilir mi diye yapılıyor.

Kongre önümüzdeki en son ve en önemli savaş. Bu işin Türkiye geleceğini etkileyecek olan bir husustur. Bir damla kanın boş yere akıtılmasını istemiyorum. Bunu belirtmek istedim.

6. Kongre sürecine gelinirken bu işi sonuçlandırmak, ya öyle ya da böyle bir sonuca ulaşılmasını istedim. Bu nedenle çok kapsamlı bir ülke arayışına gitmedim. Gidip saklanıp yaşamayı kendi siyasal ideolojime yakıştıramadım.

Kadroların yurt dışında yaptıklarını gördüm. Ancak onlara çaktırmadım. Ülke içerisinde kontrolü sağlayacak güçleri de çağırdım. Dışarıdakileri de çaktırmadan toplayarak bir araya getirdim. PKK’nin kaderinde rol oynayabilecek herkes Kongre’de toplandı.

Kongre’deki arkadaşlara ya düşünürsünüz ya da ben sizinle çalışmam dedim. Çünkü parti yarı çeteleşmiş bir durumda. Bu kafayla amaçlarımıza ters düşebilirsiniz dedim. Bir gerçek vardı ki bu savaş böyle gitmeyecektir. Bu Kongre bir bitiş değil yeni bir başlangıçtır.

Kongre’de 24 Komisyon kurulmuştur. Bunların hepsi kitapçık değerinde perspektifler konuşacaklardır. 450 civarında kadro Kongre’ye katılmıştır. Çok deneyimli bir kadro orada toplanmıştır. Şimdiye kadar en önemli toplantıdır. Bunların güvenliklerini sağlamak üzere de çevrede 2.500 civarında kadro o bölgede toplanmıştır.

Arkadaşlar çalıştı ve sanırım Kongre’yi bitirmişlerdir. Son gelişen olaylar arkadaşlar arasında infiale neden olabilir. Şiddet eylemleri gerçekleşebilir. Kesinlikle kontrolden çıkmış bir hale meydan vermemeliyiz.

Çevre ülkeler bize her türlü imkanı sağladı. Hatta ülke içinde bir takım yöneticilerin de bunlara destek olduğunu biliyorum.

Şiddeti geliştirmede üstüme yoktur. Mesele bu konuda uzman olup olmamam değil. Mesele bu biçimiyle hiç gitmemeli. Bu karşılaşma yenenle yenilenin karşılaşması değil. Amacımız akan kanın durdurulmasıdır.

Kongre’nin seyrine, şu anda hakim olan kanaat duygusallıkla bir an önce intikam alabilir şeklinde gelişebilir. Bu savaşın sona erdirilmesi için hukuki zemini hazırlanmalıdır. Siyasal partilerce bir çok paket açılıyor. Bunlar ileride hukuki belge oluyor. Bu 6. Kongre ortamına önemli bir etkendir.

KOMİSYONLAR: ARGK, ERNK, Cephe, Kuzey Irak’taki oluşum, Mücadelenin örgütlenmesi, Alan düzenlenmeleri, Kültür kurumları, ideolojik ve siyasal kurumlar, örgüt içi suçlarda karar alınması gibi komisyonlar vardır. Kongre sonucundan 400-600 sayfalık bir karar taslağı çıkarılacaktır.

Kongre’de yeni bir merkezin oluşturulması sağlanacak. Nasıl bir merkez oluşturulacağını kadrolara ilettim. Yozlaşan kadroların tamamını tasfiye edemeyiz dedim. Merkeze Cuma, Ferhat, Ebubekir, Abbas, Mahir gibiler merkezde olabilir. Yedek de olabilirler.

Orta boy kadrolardan Küçük Zeki, İsa, Murat, Nasır, Cemal, Felat, Mustafa Karasu merkeze seçilebilirler. Tasfiye olmayacak. 20-30 civarında merkez komite olacak. OLUŞUM LİDER: Bendim. Şu an kolektif bir yönetimle idare edilir. Yardımcı sistemi işlemedi. Bu konu Kongre’de işlenecektir. Yardımcılık sistemi kolektif hale getirilebilir.

MERKEZ KOMİTE: 20-30 kişiden oluşur. Eskiler pasifize edilecek. Tasfiye olmayacak. Düzelenler tekrar eski görevlerine verilebilir. Merkez Komite 2-3 yerde olabilir. 1-2 kişi Avrupa’da, 1-2 kişi Güney’de, 1-2 kişi de yakın sahada olabilir.

AKTİF ORTA KADRO:Geniş bir kesim tarafından oluşturulacaktır. Merkezin altında yer alacaklar. 400-500 kişi aktif orta kadro olacak. Burada ARGK ve temel yönetim kadroları olacak. Bunlar zaten Kongre’ye katılanlardır. Aktif orta kadro içerisinde etki ve nicelik olarak 1/5 veya 1/4 oranında kadınlar olacaktır. Dar yürütme kurulunda muhtemelen bir kadın bulunacaktır.

ALT KADEME KADROSU: 2.500-3.000 civarında olacaktır.

TABAN: Çalışanlar ve savaşçılardır. Bunun içerisine ERNK ve ARGK ile milis kadroları dahildir. 10.000 civarında olacaktır.

Önderliğin altında daha önceden (6) Başkan Yardımcısı vardı. Şimdi ne olacak bilmiyorum. Merkez Komiteden 2-3 elemanı Avrupa’ya kaydırmaları gerekiyor. kimlerin olması konusunda öneride bulunmadım. Ancak bu süre içerisinde hemen gitmemelerini söyledim.

Güney’de önemli kesim yoğunlaşacak. Eski sahalara birer Merkez komite üyesi gidebilir. Sahalara birer Merkez Komite üyesi gider. Eskilerin deşifre olması ve kadrolar tarafından istenmemesi nedeniyle gönderilir. Ancak 10 üye Kuzey Irak’ta kalır.

SAHA KOMİTELERİ: Aktif orta kadrolardan oluşturulacak. Altlarında birimler olacaktır. Bunlar gümrük, hastane, lojistik gibi birimlerdir.

ALT KADEME KADROSU: Birliklerden oluşacaktır. Takım şeklinde örgütleneceklerdir. Saha Komitelerine bağlı olarak faaliyet göstereceklerdir. takımlardan büyük birlik bulundurulmayacaktır. İçlerde Cephe (ERNK) birimleri olacak. ERNK tamamen gerillanın denetiminde kitle faaliyetlerinde çalışacaktır.

TABAN:Savaşçılar ve kitle potansiyelidir. Kitle çalışmalarında da bulunulacaktır. Örgütümüzün sempatizan kadrosu HADEP’in oylarının iki katı olarak alınmalıdır. Yurt dışında da 2 milyon sempatizan kitlemiz vardır. Bunun 500 bini Avrupa’dadır.

Hedef kitlemiz 25 milyon civarındadır. Bunların tamamına ulaşmamız mümkün değildir. Çünkü bu alanda faaliyet gösteren bir çok grup vardır. Türkiye’de 7 milyon Kürt vardır. Taban önümüzdeki çalışmalarımız için yeterlidir.

Kitlenin kontrolü önemlidir. Kitle çok aktif ve herhangi bir eylemde kontrolden çıkmaktadır.

Kitle beni çok sevmektedir. Bu nedenle benim temelimde olan yoluna devam eder, ancak benim fikirlerimi karşısına alan lider olamaz ve başarılı olmaz. Şu aşamada da herhangi bir lider çıkarılacağını sanmıyorum. Ferhat bu dönemde aktif rol oynayabilir. Siyasi kurnazlığı var. soyadının avantajını da kullanabilir. Son üç yılda bu soyadının dezavantajını giderdi.

YAJK (KADINLAR BİRLİĞİ): Genel yapı içerisinde yer alır. Özgürlüğü olan bir çalışmadır. 5 kişisi Merkez Komite içerisine seçilebilir. Kendi aralarında da yoğunlaşacaklardır.

YAJK gelişmiş yapıdadır. YAJK klasik erkek feodalizmine karşı bir yapıdır. İlk başta bu örgütlenmeye erkek kadrolar tarafından karşı çıkıldı ve tartışmalar çıktı. Ben buna şiddetle karşı çıkınca oturdu. Başında Helin Sakine gibi isimler var. Kongre’de bu oluşumdan 80 kişi vardı. 20 katılım daha oldu. Bunlar tecrübe içerisinde gelişmiştir.

Kongreden sonra kendileri toplanıp görevlendirme yapılacaktır. Bunlar genelde Türkiye içerisinde değil, Kuzey Irak’ta faaliyet yapacaklardır. Türkiye’ye küçük gruplar gidebilir. Büyük grup Güney’de kalır. Kendi içlerinde siyasal faaliyetlerde gelişecekler. Savaşan gruplarda mutlaka birer unsurları olacaktır.

KAMP VE OKULLAR:Fazla işlevleri yoktur. Şu anda da ihtiyaç yoktur. Bir Gare Dağı yüzlerce kişinin eğitim yapabileceği bir alandır. Gerekli de değildir.

HAREKETLİ TABURLAR: Bunların yerine helikopterlerden ve teknikten kendilerini gizleyebilecek gruplar şeklinde düzenleme yapılacaktır. Hareketli tabur oluşumu olmayacaktır.

KORUCULAR: Koruculara yaklaşım ılımlı olacak. Savaş fazla olmayacak. Bir anlaşma ve ilişki düzeyi geliştirilecek. Şimdiye kadar uygulanan aşırı sertlik uygun değildir.

SAHA YAPILANMASI: Eyaletler kaldırılmak istendi. Buna karşı bir şey demedim. Sanırım onaylamış olduğum anlaşılmıştır. Bu oluşumda coğrafi belirlilik esas olacaktır. Sahalar eyaletlerden daha küçük olacaktır.

Bu yeni bir örgütlenmedir. Ordunun teknik olarak güçlenmesi nedeniyle bu şekilde gerilla kendini koruyacaktır. Bundan sonra son derece gizlilik esas olacak. Manevra ve gece harekatı yapılacak. Üstünlük sağlanabilecek arazi kesimlerinde gündüz de hareket edilebilir. Sık sık hareketlenme, eksik anlayışla eylem yapılmama kararı alınacaktır. daha çok savunma konumunda, yani aktif savunmada kalınacaktır. Köylere inilmeyecektir. Aktif savunma yapılan operasyonların açıklarından yararlanmadır. Tekniğe alet olunmayacaktır. Gece harekatları olacak, şehirlere çokça girilebilecektir. İçte daralma yapılacaktır.

Sahalar eyaletlerden küçük olacağı için ne kadar saha belirlenecek bilmiyorum. Hareketli olanlar takım seviyesinde olacak. Arazi çok elverişli ise Bölük olacak. Tabur seviyesine çıkılmayacak. Tabur seviyesine çıkıldığında bir çok sorunlar yaşanmakta ve hedef olunmaktadır.

SAHA KOMUTANLIĞI

SAHA EĞİTİM CEPHE LOJİSTİK KEŞİF TAKIMLAR KOMİTESİ (7)adet Saha Komitesi 3 kişiliktir. Biri kadın olacaktır. Takımlar 15-25 kişilik olacaktır. Kadınlar takım içerisinde ayrı bir takım olarak faaliyet gösterecektir.

CEPHE YAPILANMASI: Karar olarak savaşın grup haricindeki kesimini kapsamaktadır.

Avrupa’da ERNK örgütlenmesi veya çalışanı olarak 2.500 kişi,

Rusya’da 300 kişi,
Güney’de (K. Irak) 500 kişi,
Suriye’de 1.000-1.500 kişi, bulunmaktadır. Bunların içerisinde 1/5 oranında bayan olacaktır.

Bu gevşek bir örgütlenme olacaktır. Kanunlara yakalanmayacaktır. Bunun içine bütün kurumlar dahildir. Gerilla birimleriyle direkt ilişkisi olmayacaktır. Genel bir merkezi bulunmayacaktır. Merkezi metropoldür. Mevcut derneklerden yararlanılacaktır. PKK’nin siyasal kitlesi olacak. Metropol eylemleri olmayacak. Eylemsellik gerilla tarafından yapılacaktır.

Çok özel 2 kişilik örgütler cephe birimi olacak ve bunlar eleman temininde bulunacaklardır. Bunlar saha komutanlıklarına bağlı olacaklardır. Sahadan ayrılmayacaklardır.

Cezaevleri ERNK birimleri otonomi şeklinde kendi birimleri olacak, bunlar özerklik kazanacaklardır.

6. Kongre büyük bir olayın oluşumun kapsamını içine almıştır. Bana göre geçen yıllarda önemli değişiklikler olmuştur. Kimlik sorunu vardır. Kültürel sorun, ekonomik sorun siyasetin gündemindedir.

6. Kongre’nin hedefi; uzun süreden beri sorunu şiddet ortamından çekip siyasi ortama geçmek, demokratik bir legal partiye kavuşturmaktı. İktidarda ve ekonomide pay almaktır. Benim yön vermek istediğim temel yöntem budur. Silahlı saldırıyı son verip siyasi platforma acilen girmektir. Şiddet ortamının sona ermesi gerekir. Büyük bir hassasiyetle bu noktayı yakalamalıyız. İnandığımız değerler için çok sabrettim. Ben bütün dengeleri yaparak adımlarımı atmaktayım. Bu son yıllarda bu savaşta bu mücadele ile buraya gelindiğini bundan sonra çözümün akan kanın durdurulması olduğu ve siyasi çözümü düşündüm.

6. Kongre’ye katılmasaydım da, burada olsam da yapacağım konuşma silahlı alandan siyasi alana geçmek olacaktır. Onları buna ikna etmeye çalışırdım. Savaşın durdurulmasında en önemlisi dağ kadroları silaha başvurdukları için (suçlu sayıldıklarından) aftan tutalım her şeyi göz önünde bulundurmalıyız.

BTÖ (Bölücü Terör Örgütü)’nün uluslararası ilişkileri hakkında bilgi verin?

A. LÜBNAN-SURİYE

SURİYE: El Muhaberat isimli gizli servisi ile örgüt mensupları görüşmekteydi. Gizli servisten Ağa (Mervan Zirki) isimli şahıs ile görüşülüyordu. Gizli servis ile olan ilişkiler siyasi ilişkilerden farklı olarak faaliyetlerin denetlenmesi şeklindedir. Suriye’de açtığımız okulları zaman zaman Muhaberat denetliyordu.

Hafız Esad ile görüşmedim. Ancak Suriye’de meydana gelen bombalama eylemlerinden sonra Hafız Esad bana Ağa isimli şahısla haber göndererek bu eylemlerin bizim yüzümüzden olduğunu söyledi.

Suriye’nin bize sağladığı imkanlar; Kürtler arasında örgütlenmeye izin verilmesi, bunlardan maddi gelir elde edilmesine göz yumulması, sınırlardan geçişlerde zorluk çıkarılmaması şeklindedir. Suriye’de yapılan çalışmalar sonucunda bir milyon dolar bağış toplanabiliyordu. Muhaberat buna göz yumuyordu.

Suriye’de El Muhaberat’ın araçlarını zaman zaman kullanıyorduk. Son dönemlerde ise Lübnan’ın araçlarını Suriye’de kullanmaya başladık.

Suriye PKK’yi resmen siyasi bir örgüt olarak kabul etmiyor. Ancak her türlü faaliyetlerimizi destekliyordu.

Suriye’den katılımlar genelde göçerlerden olmaktadır. Bu katılımlar 1-2 yıldır çok zayıftır.

Şam’da bir Kürtçe okul açtık. Bu okulun bitişiğinde matbaamız vardı. Burada genelde gayri faal kişiler çalışıyordu. Burada Denge Kürdistan gibi gazete basılıyordu. Ayrıca bu okulda Suriye arşivi bulunuyordu. Ben oradan ayrıldıktan sonra bu arşivi evlere dağıttıklarını duydum.

Suriye’de Muhtar Ömer, Köy Ağası Osman Ustaz, Doktor Enver, Hasan Ağa, Kürdo, Doktor Yusuf Derkuş isimli şahısların evlerine kendileri ile görüşüyordum.

Suriye’den çıkışımda Ağa isimli şahıs benim yanıma geldi. Suriye Devletinin mesajını ileterek Suriye’den çıkmam gerektiğini söyledi. Hüsnü Mübarek ve Hafız Esad görüşmesinden sonra savaş çıkması ihtimali üzerine Suriye’yi terletmem gerektiği iletildi. Bana verilen mesaj ya savaş çıkar ya seni teslim ederiz şeklinde idi.

Suriye’den ayrıldıktan sonra K. Irak Musul yakınlarındaki Sincan Dağı’ndaki Mahmura Kampında kalma düşüncesinde idim. Yunanistan temsilcisi Rozalin tarafından Yunanistan’a davet edildim. Bunun üzerine Yunanistan’a gittim ve havaalanından geri dönüp Rusya’ya gittim.

1984 öncesi El Muhaberat’tan yaklaşımlar konusunda görüşmeler oldu. Daha sonraki yıllarda PKK’ye silah yardımında bulunulmadı. Direkt olarak silah yardımında bulunmanın ne anlama geleceğini biliyorlardı. Son dönemde Kürt nüfusu kontrol altına alabilmek, Suriye’de PKK’nin yüzünü değiştirmek amacıyla yeni bir parti kuruldu. Partinin adı AL TACELMAH AL VATAN’dır. Bunun başına Ağa getirildi. Yani Suriye El Muhaberat’ının kontrolünde PKK’nin hem mirasına hem de gayrimenkul mallarına oturuldu. Biz 10 Ekimden bu yana Suriye’deki gayri menkulleri satmak istememize rağmen kimse almıyor. Daha doğrusu El Muhaberat sattırtmıyor.

1984 öncesi Türkiye içerisinde eylemler yapılması için Suriye ile görüşmelerimiz oldu. Suriye’de bir kaç yerde patlamalar oldu. Bunlardan Türkiye sorumlu tutuluyordu. Bundan dolayı Suriye ile aramızda bir yaklaşım oldu. Bir nevi Türkiye içerisinde eylemler yapmak için bize yaklaştılar. Suriye Muhaberatı PKK terör örgütünün Suriye’deki faaliyetlerine göz yumulması karşılığında Türkiye’de yoğun eylem yapılmasını bizlerden istedi. Bizlere her türlü desteği sağladı. Örgütün büyümesine yardımcı olacak siyasi, askeri finans, sahte kimlik, sınırlardan geçiş dahil olmak üzere önemli destekleri oldu. Türkiye’ye gelen gruplara bölgenin video çekimleri yaptırıldı. Bunda maksat, askeri bir harekat için birliklerine şimdiden araziyi tanıtmaktı.

Suriye ile Türkiye arasında su sorunu, Hatay sorunu, Ortadoğu politikasından kaynaklanan liderlik sorunu, ekonomik sorunlar vardır. Suriye Türkiye ile savaşa girmekten çekiniyor. Suriye ile görüşmelerimizde niye bize ağır silah yardımında bulunmadıklarını hatırlatıyordum. PKK özgücüyle Türkiye’yi ne kadar zora çekerse Suriye’nin o kadar yararına olur dememe rağmen bize ağır destek silahlarını vermedi. Hem Türkiye’den hem de bilahare oluşacak Kürt ordusundan korkuyordu.

1996 yılında Şam’da Kürt okulunda bomba tuzaklı araç patladı. Ben bundan tesadüfen kurtuldum. Bu olayın Bucak Ailesi, Çatlı, Viranşehir Belediye Başkanı, Suriyeli Kürt Mala Sina gibi şahıslarca yapıldığını öğrendim. Ben olay esnasında okulun yanında bulunan evde idim.
Suriye’nin PKK gibi bir örgütü beslemek işine geliyor. Ayrıca Suriye’deki Kürtlerin PKK çatısı altında toplanarak kurulacak Kürdistan’da toplanmalarını istiyordu.

Suriye’de Esat ailesinden Cemil Esat ile örgütsel ilişkilerimi yürütüyordum.

Suriye benden önce Talabani ile iyi ilişkiler içerisinde idi. Ben ortaya çıkınca Talabani’ye soğuk bakmaya başladılar. Son iki yıla kadar Talabani ile görüşülmüyordu. Ancak ben ayrılınca hemen Talabani’yi çağırmışlar.

Suriye’nin yaklaşımlarında politik değil istihbari yaklaşımlar vardır. BAAS Partisi yetkilileri ile görüşmedik. Bu Suriye’nin prensibidir. Başından bu yana El Muhaberat’ın yetkilisi Ağa ile görüştüm. Bu da Suriye’nin yaklaşımıdır. Delil (k) (Diyarbakırlı)’i Arapça bildiği için ilişkilerimde kullanıyordum.

Suriye’de ilk yerleşim 1982 yılında Filistin kimliği (Demokratik Cephe) ile ev tutulmak suretiyle başladı. Bilahare tutulan evleri eğitim yapılacak hale getirdik. Bizim yaptığımız bu faaliyete Suriye bilgisi dahilinde olmasına rağmen herhangi bir tepki göstermedi.

Suriye’nin tutumu olarak bizim temsilcimiz olan Mahmut Drej halen tutukludur. Bunun amacı "Biz PKK’yi desteklemiyoruz, bunun örneği de PKK’nin temsilcisi halen tutukludur" demek içindir. Ben de 2 kez tutuklanıp bırakıldım. Beni baskı altında bulundurmak için bunu yaptılar.

Suriye’de Antakyalı öğrenciler çok ucuz, hatta bedava okutulmaktadır. Şoförler çok rahat ticaret yapabilmektedirler. Devlet bunu desteklemektedir. Antakya konusunda silahlı bir yöntemden daha çok o bölgenin Suriyelileştirilmesi politikası izlenmektedir.

Antakya bölgesinde Arap ailelerinden bize katılım ve maddi destek yoktur. Sadece çok zor koşullarda lojistik destek elde edebiliyorduk.

Suriye-Lübnan bölgesinde kullanılan kamplar;
(1) Helve ya da diğer adıyla Mahsum Korkmaz Akademisi,
(2) 1985-1992 arasında yoğun olarak kullanılan Bağılbek tarafındaki (Lübnan Kuzeyindeki) Ersel Kampı,
(3) Nebatya Kampı,
(4) Saida Kampı,
(5) Sur Kasabasında bulunan kamp.

Lübnan’daki yerli örgütlerden Komünist Partisinden sivil karakterli (Bildiri basıp dağıtma vb.) Emel Örgütünden İran’la olan ilişkileri nedeniyle mesafeli yaklaşımları olmasına rağmen maddi yardım konusunda yardım gördük. Ayrıca FKÖ’den genel yardım gördük.

Suriye bize;

(1) Siyasi destek,
(2) Ekonomik olarak maddi gelir toplama,
(3) Eğitim imkanı,
(4) Barındırma,
(5) Gidiş gelişlerde nakil hizmetlerinde yardımlarda bulunmuştur.

Ben Suriye’den ayrıldıktan sonra arşivlerin evlere dağıtıldığını Delil (k) bana söyledi.

Suriye’de El Vatan Partisi Mervan sorumluluğunda son 4-5 aylık gelişme sonucunda kuruldu. Bunu açıklamak oradaki Kürtlere zarar verir. Mervan’ı 1992’de tanıdım. Bu Suriye El Muhaberat’ın adamıdır. Suriye’yi biz boşaltınca Kürtleri bir çatı altında toplamak amacıyla bizim mirasımız üzerine oturdu. Asıl tehlikeli gelişim budur.

Suriye’de bizim 3 adet okulumuz vardı. Bunlardan birisi Türkçe, birisi Kürtçe eğitim veriyordu. Birisi de benim kaldığım evdi. Ayrıca Şam merkezinde 10 katlı bir binada evimiz vardı. Bunlardan başka biri çelik iki arabam vardı. Evleri sattırmadılar. Mervan bunların üzerine konacaktır.

Ayrıca ben Suriye’den ayrıldıktan sonra hemen Talabani’yi görüşmeye çağırdılar. Talabani İngiliz güdümündedir. İngiltere’nin en sistemli yönetebileceği bir kişidir. 1992 yılında Talabani Türkiye’ye ne kadar zarar verdiyse bana da o kadar zarar vermiştir. Ferhat (k) Osman Öcalan PKK tarihinde ilk defa yalnız başına bir anlaşma imzaladı. Ferhat’ın gördüğüm bu vahim durumu hemen hissettim. Tarihi bir mirası Talabani’ye götürerek teslim etmeye kalkıştığını söyledim. Ferhat abim beni çekemiyor dedi. Ondan sonra Ferhat sıfır konumuna getirildi.

Suriye’den ayrılmamın bir nedeni de oradaki yeni oluşumu duymuştum. Orada kalsaydım sağ çıkamazdım. O nedenle Türkiye’nin tutumu gereği savaş söz konusu olunca oradan ayrıldım. Ayrılmamdaki nedenlerden en önemlisi budur.

Suriye’den iç dengeleri sağlamak için toprak talebinde bulunmadık ve oraya Küçük Toprak dedik.

LÜBNAN: 2 Temmuz 1979’da Mehmet Sait (k) Ethem Akçam ile birlikte Yurtdışına çıktım. Filistin kimliğimi (Demokratik Cephe) Şam bürosundan Abdi isimli temsilcisinden Ethem aldı. Abdi Kubay’ın batısındaki bir köydendir. Kimlikle birlikte Lübnan’a gittik. FKÖ ve El Fetih’in dış ilişkiler bürosu ile temaslarımız oldu. O zamanlar orada Sarp Kuray’gilin bir grubu vardı. Orada Kürt gruplarından da KDP ve KYB’nin grupları vardı. Biz de bir grup kurduk. FKÖ Türkiye’de elçilik alınca bize soğuk bakmaya başladı. Bizimle ilişkiye Türkiye’de büro açmak ve asker yapacak adam aradıkları için ilişkiye geçtiler. O zamanlar asker yaptıklarına para da veriyorlardı. Bize fazla bir yardımları olmamakla birlikte bir yılı geçirdik. Ağırlıklı olarak bizim ilişkilerimiz Demokratik Cephe ile oldu.1980’e kadar 25-30 kadar kişi katıldı. Bunlardan hatırladıklarım Ozan Sefkan, Kemal Pir, Suphi (Hilvanlı)’dir.

Bu grup 1980 yılı Mayıs ayı içerisinde yurt içine döndü. Zaman içerisinde de eriyip gitti. 1980 ihtilali ile katılımlar arttı. Katılanlar asker oldukları için her birinden FKÖ’den aldığımız para ilk finansal kaynaklarımız oldu. FKÖ askeri eğitim veriyordu. Biz de kitap okuyarak siyasal eğitimimizi sağlıyorduk.

FKÖ’den ilk eğitimi Celal Hoca verdi. Celal Hoca’nın nereli olduğunu bilmiyorum. Celal Hoca Arapça biliyordu ve sadece Arapça konuşuyordu.

Lübnan’da bulunduğumuz süreçte Asala ile görüştük. Asala’dan Mafyan (k) ile görüştük. Kendilerine göre kapalı bir yapıları vardı. Bizle ortak eyleme girmiyorlardı.

Asala 1983 yılında dağılma sürecinde idi. İkiye ayrıldılar. Bekaa’da birbirlerini vurdular ve örgüt örgüt olmaktan çıktı. Asala daha çok Kurtuluş Örgütü ile ilişkiliydi. Onlarla ilişkileri sonucu parçalanma oldu. Asala’nın bize verecek adamları yoktu. Bunların bizim eğitimimize de ihtiyacı yoktu. Yıllarca FKÖ içerisinde eğitim görüyorlardı. Bunların bize yardım edecek ne paraları ne de kadroları vardı.

Asala ile görüşmelerimizde kendi Ermeni iddialarını getiriyorlardı. Ermeni Katliamında Kürtlerin de rolü olduğunu, Van, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Dersim, Erzincan, Artvin illerinin Batı Ermenistan olduğunu söylüyorlardı. Harita anlaşmazlığı yüzünden ilişkilerimiz koptu. Uzun bir süre temas kuramadık. Ancak Avrupa üzerinden kiliselerin ve zengin işadamları vasıtasıyla mali destek sağladılar. Buna karşılık metropollerde eylem yapmamızı istediler. Bu isteklerini genelde Yunanistan bahsinde değineceğim kişiler vasıtasıyla ilettiler.

Bizim Lübnan’da ilk önceleri özel bir kampımız yoktu. Bize ilk önce Nebatiye, Saida, Sur bölgelerindeki kamplar tahsis edildi. 1985’de Bekaa gelişti. Buranın verilmesi İsrail tarafından yapılan yoğun bombalanmanın uzağında olması idi. FKÖ bizim devamlı sıcak çatışmanın içerisinde olmamızı istiyordu. Zaman zaman İsrail bombalama yapıyordu. Burada 1-2 arkadaş öldü. Bu nedenle FKÖ ile anlaştık. Anlaşma sonucunda küçük bir grubu sıcak çatışma ortamında bulunması için verdik.

Beyrut’ta bir yakalanma oldu. Bunların içerisinde Cuma da vardı. Daha sonradan serbest bırakıldı.

FKÖ içerisinde Japonya, Yemen, Kuzey Afrika’dan bazı örgütler de bulunuyordu. Asala’da bu gruplardan birisiydi. Bizimle görüşmeyi Asala teklif etti. Geldiklerinde yanlarında bir bayan da vardı.

Asala ile 1982’de görüştük. Ben Asala’nın eylem anlayışını benimsemedim. Avrupa’da silahlı anlamda elçilik basmayı uygun görmedim. Bizim tarafımızdan yapılan eylemler kitle eylemleridir. Asala ile toplantı teklifi onlardan geldi. Toplantıda Ermeni Tarihi üzerine konuşuldu. Ermenistan ve Kürdistan neresi o konuşuldu. Birlikte iş yapıp yapamayacağımız, eylemlilikte ne yapılabileceğini konuştuk. Toplantı sonucu bildiri yayınlanmasına rağmen bizimle olmaktan çok Kurtuluş Örgütü ile ilişkiye girdiler. İçlerinden bir grup PKK’yi- bir grup Kurtuluş’u savunduğundan dolayı aralarında çatışma çıktı ve yok oldular. Avrupa’da Fransız Ermenileri, Taşnak Hınçak Grubu bizimle ilişkilerini geliştirmek istedi. Ancak daha sonra ilişkiler zaman içerisinde yok oldu.

O zamanlar devlet orada FKÖ idi. Hemen hemen bir çok partileri görebiliyorlardı. Kamplar 1992’den itibaren kalktı. Lübnan’da bazı Kürt evleri var. Herhangi bir kamp ilişkimiz yok. Burada Hacı Kenan’la bir ilişkimiz var. İlk zamanlar bize yardımcı oluyordu. Kendisi eski aşiretlerden kalma PKK dostudur. Ancak bunun son zamanda El Muhaberat’ın adamı olduğunu öğrendim. ondan söz etmeye gerek yok. Bu şimdi Ulusal Demokrat Birliğinin başkanıdır. Bunu Suriye Hükümeti kurdurdu. Ben Lübnan’dan çıkınca PKK mirasının üzerine oturdu. Benim oradaki kadrolarım K. Irak’a gittiler.

Reklamlar

Etiketlendi:, , , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: