PKK DOSYASI : ŞİMDİ DE PKK İŞGALİNDEKİ KENTLERİ İNCELEYELİM /// 2006 TARİHLİ

SIMDI PKK ISGALINDEKI KENTLERI INCELEYELIM ;

Adım adım PKK işgali Mersin..

Mersin PKK açısından en az Diyarbakır kadar önemlidir.

Daha sonra güya kuracakları büyük Kürdistan için Kuzey Mezopotamya ve güney doğunun liman şehri olacaktır.

Özellikle sözde Kürdistan haritalarında Mersin, onların bir liman şehri olarak özellikle vurgulanıyor. Onların hayali bu..

Haritalara bakarsanız durum böyle.. Ama gerçeğe bakarsanız, durum daha da içler acısı..

Hayallerdeki bölünmüş ülkenin bir şehri olan Mersin”de bu günkü durumu özetlemek için bir okuyucumuza kulak verelim:

" Dolmuşlar ve servisçilik sektörlerinde çalışan tüm yerli aileleri cinayet,tehdit vs. ile 15 yıl içinde sindirdiler.. Örneğin Adana”da minibüs hatlarının sahipleri bellidir…

Nevruz törenlerinde bölücüleri etkinlik alanına bedava taşırlar, pazarcılık sektörü ayrı bir yaradır..

Hal ve otogarda anadili Türkçe olan adam kalmamıştır Çukurova”da

Mersin”de yaşamayanlar için, PKK faaliyetleri sadece Güneydoğu”dadır… Bu bakış açısı ise , içinde bulunduğumuz durumun vehametini ortaya sermek için çok yetersiz ve kısır kalıyor.

İzmir”deki benzer durumlar Mersin için de aynı maalesef.

Galericilikten kuyumculuğa, tefecilikten ihalelere kadar her yere sızmış durumdalar… Özellikle liman şehri olmasından kaynaklanan finansal anlamda bir cazibesi var…

Para demek, daha çok silah, daha çok arazi, daha çok kurşun ve daha fazla kişiyi örgüte dahil etme gücü demek…

Liman olması nedeniyle Kıbrıs”a gidilebilmesi, nakliyat ve ambarlama imkanının fazla olması nedeniyle teröristlerin , eroin satıcılarının ,

kaçakçıların cenneti olmasında önemli bir faktör.

Aslında burada da uygulanan bir göç.

Eşkiya, mafya ve sokak çeteleri kimliğiyle, yine para kaynağı ve zenginleşme noktası belli olmayan işadamları bol miktarda mevcut.

Burada da yıldırma politikası izlenmekte .

Burada da son dönemde parasının kaynağı belli olmayan, işadamı kimliği taşıyan, fakat yanında yöresinde bulunanların biçim ve kimliklerine baktığınızda belli bir kanaate vardığınız kişiler, piyasalara hakim olma noktasında…

Özellikle gümrük noktasında pek çok karanlık bilgi ve belge var…

Özellikle yakın zamana bir bakalım…

Nevruz mitingi sırasında PKK”nın sözde bayraklarını açanlar yapılan kamera tespitlerinin ardından terörle mücadele ekipleri tarafından yapılan çalışma sonrasında yakalandı. Gözaltına alınan 3 kişinin yaşlarının 18”n altında olması nedeni ile çocuk şubesine teslim edildiği, kalan 4 kişinin ise

Terörle Mücadele Şubesi”nde sorgularının devam ettiği bildirildi.

İşte her yerde olduğu gibi burada da PKK eylemlerinde çocukları kullanıyor…

Bu çocuklar kim, anası babası kim?

Nereden gelmişler?

Bu sorulara verilecek cevabın resmi tanımı göçtür.

Ekmek parası için göç değil ama…

Örgütlenme, örgütü yayma ve güçlendirme için göç…

Mersin”de ekonomik anlamda büyümeye başlayan PKK, iş vaadiyle getdirdiği çocukları eylem aracı yapmaya başlıyor…

Bu sadece Mersin”de değil, bir çok yerde böyle…

Sadece bu günün işi de değil…

9 Mayıs 2005 tarihinde yayınlanan bir habere bakalım:

Mersin”de bombalı eyleme hazırlanan 2 PKK üyesi yakalanıyor. Üzerlerinde ve kaldıkları yerlerde yapılan aramalarda 537 gram C 4 patlayıcı ele geçiriliyor…

Üstelik yapılan araştırmalarda, teröristlerin yurt dışından yeni geldikleri, kamu kurum ve kuruluşlarına karşı eylemlere hazırlandıkları anlaşılıyor.

Adım adım PKK işgali ıstanbul

Önce Laleli düştü, sonra Gaziosmanpaşa…

Bundan 5 sene Laleli düşmeye başladı…

Doğu Bloku”ndan genler önce bavul ticareti yaparken, daha sonra kendileri birtakım ticaretlerin ana hammaddesi oldu…

Sonra bu hammadde ticareti PKK”nın öbeklenmesiyle onların tezgahında şekillenmeye başladı…

Ve Laleli bir süre sonra bunların yatağı haline geldi…

Laleli”de fuhuş ticareti şimdi tamamen PKK mafyasının elinde…

Satlna aher beden ve bu bedene birkaç saatliğine ödenen bedel, üzerinden alınan komisyonun ve haracın kurşun şekline dönmesiyle yine bu topraklarda kalıyor…

Daha sonra Esenyurt düştü…

Kapkaç, arazi yağması ve haraçla palazlanamaya başladı PKK mafyası…

Ellerindeki sermaye tükenecek gibi değildi…

Kontrole alınan her cahil ve aç kişinin yerine on tanesi getirilip bir odada kırk kişi yatırılarak, bir sigara parası, ucuzluktan alınmış bir takım elbiseye cehalet ve açlık geçici olarak dizginlendi…

Atatürk”ten haberi olmayanlara önce dağlarda, sonra Suriye”de şimdi de İmralı”da padişah hayatı süren kişi Atatürk olarak tanıtıldı…
Sonra Gaziosmanpaşa düştü…

Uyuşturucu imalathaneleri ve perakende satış merkezleri, sokaklara takılan kameralarla güvenli hale getirildi…

Beyoğlu ise onlar için bir vitrindi…

Sokaklarında normal insanların artık gezinemeyeceği Beyoğlu PKK Cumhuriyeti, hem haraç, hem kadın, hem silah , hem kapkaç ve de uyuşturucunun hakim olduğu bir mağaza gibiydi…

Alt taraflarda, Dolapdere, karaköy ve Tepebaşı”nda öbeklenen hücreler, ruhu vatan aşkıyla dolu olmak yerine para hırsı ve dışlanmışlık propagandasıyla beyni yıkanmış, insanlık kavramının köşesinden bile geçmeyen insan müsveddeleriyle dolduruldu…
Bu arada "piyasa" onların sistemine çomak sokacak, en azından bu ülkenin insanına ve bayrağına saygılı isimlerden temizlendi…

Adım adım PKK işgali : Antalya

Antalya en çok göç alan illerimizden biri…

Bu göç hareketi ise 15 yıl önce başlamış. Dönemin belediye Başkanı Selahattin Tonguç tarafından başlatılan bu hareketle ilk yerleşilen yer Kepez olmuş…

Otobüs ve kamyonlarla Antalya”ya getirilenler gecekondulara, ev ve iş yeri vaadiyle yerleştirildiler…

Özellikle Yeni Hal bölgesine yerleştirilenlerden sonra kentte PKK”ya bağlı terör olaylarında tırmanış gözleniyor…

Bu tırmanış, polis otolarının ve askeri bölgelerin taranmasıyla başlayarak suç oranında artışla tavan yapıyor…

En son Antalya”da organize bir şekilde ormanlık bölgeye yerleşen PKK sempatizanları, Vehbi Koç”un Antalya”da makam şöförlüğünü yapan bir genç ile bir bayanı Tünektepe”de katletti, ardından araçlarını ateşe verdi…
Jandarma alay Komutanının değişmesiyle birlikte yeni göreve gelen Albay”ın Antalya kırsalında yaptığı operasyonla çok sayıda PKK”lı ölü olarak ele geçirildi.

Bu dönemde sistemli ve ciddi bir çalışmayla silahlı PKK”lıların hareket sahası daraltılırken bir Albayımız da Serik”te gazi oldu.

Deyim yerindeyse Serik, PKK mafyasının hüküm süremediği birkaç ilçeden biri Antalya”da…

Bu silahlı olayların yerini bu gün Antalya”da mahalle aralarında bar pavyon açma, silah satma, adam kaçırma , kadın ve uyuşturucu ticareti aldı.
Turizm kenti olmasından kaynaklanan bir çekinceyle bu tür olaylara basının yer vermediği söyleniyor ama Antalya”daki meslektaşlarımız Antalya sokaklarında her gün bir çatışmanın olduğunu söylüyor…

Ama bunun sonucunda da Alanya tamamen bu güçlerin hakimiyetine girmiş durumda…

Teomanpaşa, Güneş mahallesi, Mehmet Akif, baraj, Beşkonak, Hüsnü Karakaş, Yeni Mahalle, Yenimelek ve Sütçüler mahalleleri bunların üsleri olmuş…

Bunun yanı sıra Antalya basınında da sempatizanlarını güçlendirerek ağırlıklarını hissettirmeye çalışıyorlar…

İşte 25 yıldır Beldibi”nde yaşayan br vatandaşımızın anlattıkları;

"Sokaklarda korku kol geziyordu. Yaz aylarında hayatın 24 saat devam ettiği Beldibi”nde akşam belli bir saatten sonra aileni yanına alıp dışarı çıkmak neredeyse imkansız hale gelmişti. Korkudan akşamları dışarı çıkamaz hale gelmiştik.

Gündüz işine gücüne bakanlar akşam erken saatlerde evlerine kapanıyorlardı. Eşimizi ve çocuklarımızı Beach Park”a bırakıp onlar denize girerken biz işimize gidemiyorduk. Çünkü başlarına her an her şey gelebilirdi. Ailesini denize getirenler, başlarında nöbet tutmak zorunda kalıyordu.."

Gelelim İzmire…

Sen ne kadar anlatırsan anlat, anlattığın karşındakinin anladığı kadardır ilkesinin hayata geçmiş şeklidir bu yazı dizisi…

Bu gün, Güneydoğu”da yaşayan vatandaşlarımızın da en büyük sorunu PKK.

Onlar, ekmeğinde ve aşında olanlardan ve bu vatana yürekten bağlı olanlardan bahsediyorum, PKK”lı damgası yememelidir.

Hainin vatanı ve milliyeti olmaz…

Biz, PKK mafyasından bahsederken hiçbir etnik kökeni hedef alacak şeyler yazmamaya özen gösteriyoruz.

Bu ülke, doğusuyla batısıyla Türk”tür.

Etnik kökeni ne olursa olsun, şehri neresi olursa olsun, bu vatanı seven ve gönülden bağlı olanları sırf etnik yapısı nedeniyle suçlamak çok yanlış bir noktadır ki biz bu noktadan çok uzağız.

Biz, kendisine "Öcalan”ın askeri" diyenlere karşıyız…

Çünkü biz, sadece Mustafa Kemal”in askerlerinin bu vatana sadakatle ve muhabbetle bağlı olduğunu biliyoruz.
Ülkeyi bölmek, yemlendiği odakları memnun etmek için maddi, sosyal ve kültürel anlamda ezilmiş insanları kullanan birinin askerleri olarak nitelenenlere zerre saygı duymayız.

Ay yıldızlı bayraktan başka bayrak tanıyanlara asla anlayış gösteremeyiz.
Onun dışında hangi etnik kökenden olursa olsun, birlik ve bütünlüğe saygı duymayana da saygı duymayız.

Ama biz yine de anlatmaya devam edeceğiz…

İzmir”deki bölücü örgütlenmesinde bu gün özellikle ekonomik anlamda örnekler vererek İzmir”i tamamlayacağız.

Ama ondan önce yetkili ve etkili mercilere birkaç soru sormak istiyoruz.

Cevaplarlarsa memnun oluruz…

İzmir”in Konak belediyesi sınırları içindeki Kadifekale mevkiinde İzmir Ticaret Odası tarafından yaptırılan büyük bir Türk bayrağı var…

Ama burada, bu bayrağın dalgalanmasından haz almayanlar olduğu söyleniyor…

Ve aldığımız bilgilere göre de bu bayrakta sık sık kurşun delikleri gözleniyor…

Bayrağın burada dalgalanmasından rahatsız ve "tahrik " olan bir takım şahıslar, bu bayrağı nişan tahtası haline getirmişler…

Ve yakın zamanda burada bir belediye aracı ile bir otobüsün yakıldığı söyleniyor.

Ve gelen bir başka bilgi ise tüyler ürpetiyor:

Buradaki emniyet binasına bombalı saldırılarda bulunulmuş…

Terör, dağdan şehirlere iniyor…

Hatta indi bile…

Şöyle genel bir değerlendirme yaptıktan sonra detaylara ineceğiz…

İzmir, genel yapısıyla Türkiye”nin modern şehirlerinden biri…

Her zaman gelişmeye açık olmuş, ama gelişme içinde sosyal ve iktisadi anlamda gereken önemi görmemiş bir şehir…

Ama özellikle son beş yıldır İzmir”in yüzü değişmeye başladı…

PKK İzmir”de özellikle para satma ve mekancılık işlerinde yoğunlaşıyor…

PKK paraları tefeciler tarafında piyasaya veriliyor ve geri ödemeyenlerin evlerini ve işyerlerini onlara devir ediyorlar.

Genelikte İzmir Otokent”de galericilerin yüzde 70”i para işi yapıyor ve oralardan satılıyor paralar …

İzmir”de Kadifekale , Karşıyaka”nın varoşlarında, Menemen Asarlık beldesinde kümelenmeler, Aydın Söke”de sonradan yoğunlaşan nüfusun yarısına

PKK mafyası yönetiyor ve yönlendiriyor.

İzmir”in sahil kıyılarında Çeşme”de, Foça”da,Aliağa”da örgütlü bir çalışma var.

İzmir sebze ve meyve halinde yoğunluktalar.

İzmir garajında yoğunlaşma gözleniyor.

Geçen sene İzmir Seferihisar”da kendilerini göstermeye kalktıklarında yöre halkı gereken direnci gösterince seslerini kestiler.
Ayrıca İzmir”de otomobil galericileri arasında yeni türeyen geçmişleri her anlamda karanlık olanlar büyük iş yerleri açmaktadırlar.

Yakın zamana kadar sıradan terörist olarak eylem yapanlar son zamanlarda kendilerini ticari faaliyetlere verdiler.
İzmir”de sekiz sene öncesine kadar böyle "firma" lar yoktu…

Evveliyatı kaçak saat satıcılığı olarak duyduğumuz PKK”lılar, bahsettiğimiz senelerde piyasaya girmeye başladılar.Tahsil durumları sanayi ile uzaktan yakından alakalı olmamasına rağmen kara parayı kullanarak raiç bedellerinin üzerinde paralara İstanbul”dan Türkiye”ye dağılan sanayi tüketim malzemelerini topladılar.

Sattıkları bu malların teknik isimlerini bilmemelerine rağmen, düşük fiyat ve uzun vade yaparak her firmaya girer hale geldiler.
Tabii ki bu malzemeler ve kurdukları firmalar tamamen paravan.

Asıl yaptıkları iş, kaynağı belirsiz firmalardan alınan maliye kaydı olmayan , % 2 yada %3 girişle alınan naylon fatura.
Bu faturaları %8-10-12 gibi (ne tutturabilirlerse ) KDV oranıyla satarak korkunç bir haksız rekabet ve gayrimeşru kazanç yarattılar.

Bir yada iki olan firma sayıları, sık sık firma ismi değiştirerek ( amaç maliye takibini zorlaştırmak ) mantar gibi çoğaldı ve piyasayı ellerine geçirdiler.
Bu arada firmaların nakit sıkıntılarını kullanıp yüksek oranlardan çek kırarak firmaların zor durumlarından da fayda sağlayan bu vampirler , giremedikleri vatanseverlerin sahip olduğu firmalara da Ege kökenli kişileri öne çıkararak girip satış yapıyorlar.
Önceleri hedeflerini gizleyen bu kişiler son dönemlerde bir yerlerden aldıkları cesaretle, Abdullah Öcalan”a destek , PKK gösterilerine katılma ve tipik yandaşlıklarını gösteren cüretkar tavırlar sergilemeye başladılar.

İzmir”den bir okurumuz, Alsancak”da kafe ve barların bulunduğu sokakta bir dükkana Türk bayrağı asmak istiyor ve asıyor da….
Ve bayrağın asılışından kısa bir süre sonra, kendisini ziyaret eden birkaç kişi,"bu sokakta taraf tutmayın "diye uyarıyor…
Türk bayrağı asmak taraf tutmak oluyor yani…

Yani Türkiye Cumhuriyeti ve Türk bayrağının tarafını tutmak, tahrik etmek oluyor birilerini…

Bu ülkede Türk bayrağından rahatsız olanlara ne ad verileceğini siz belirleyin…
Ve İzmir”in en büyük derdi, PKK tefecileri…

Bunlardan birinin kardeşi Hizbullah tarafından öldürülmüş, diğer kardeşi de İsveç”de yaşıyor. Buradan gelen para ise piyasaya "satılıyor"…
İzmir Karabağlar”da kimya ve plastik maddesi satan bir başkası, eski eroin kaçakçısı ve kuyumculuk yapıyor. İzmirde yapılan bir operasyonda 500 kg eroin yakalanmıştı ve ismi karışmıştı. Halen Özbekistan a gidiyor geliyor. .

Bu gruplar bir yandan da İzmir”de kendilerince gelecek seçimler için araştırma yapıyor. Geçen seçimde oy kullanmayanların listesi alınıp ev ev dolaşılıyor ve neden oy kullanılmadığı sorusu soruluyor.
Sözde araştırma bahanesiyle istihbarat yapılıyor…

Çalışmalar buralarla da sınırlı değil…

Dokuz Eylül Hukuk Fakültesi çevresinde bulunan birtakım kafeler bölücü insanların toplanıp halay çekerek moral kazandığı yer oluyor. Ayrıca her hangi bir eylem yapılacağı zaman öğrencilikle alakası olmayan insanlar okul kampüsünde boy gösterip poşu takmaktan çekinmiyorlar. Okulun duvarlarında bölücü yazılar yazılmasına rağmen buların üstü pek silinmiyor ve bunların daha çok dikkat çekmesi sağlanıyor.

Ayrıca Şemdinli olaylarından sonra bir araya gelen Şemdinli taraftarları okul kampusünün içindeki bir kafede bir çok bölücü pankartlar asarak bu olayı kendilerince protesto etmiş ve 2 masa kuran bu bölücülerin 1 masa gerisinde oturan okulun güvenlik birimleri bunlara müdahale etmemiş, pankartları indirmemiş çaylarını içmenin keyfine varmışlardır.

Biz bir yandan bu tip örgütlenmelerin vardığı boyutları gözler önüne sererken diğer yandan da olayın ekonomik boyutuna dikkat çekmek istiyoruz.

ÖZEL BÜRO

Reklamlar

Etiketlendi:,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: