12 EYLÜL DOSYASI /// ERDAL AKALIN : 12 Eylül’de Kenan Evren’le Öldü mü ?!.

Em. Org. ve bir dönemin Devlet Başkanı Kenan Evren vefat etti. Bir haftadır hepimiz Kenan Evren hakkındaki yorumları okuyoruz ve izliyoruz. Eski bir devlet başkanı için devlet töreni bile yapılmaması kararı alınmıştır. Anlaşıldığı kadarı ile de Genelkurmay Başkanlığı da konuyu idare etmek yolunu tercih etmiştir.

Kenan Evren’in ebediyete intikali sonrası birçok siyasetçimiz ve köşe yazarlarımız kendilerince fikirlerini ifade ettiler. Belki de en doğru yaklaşımı Zülfü Livaneli dile getirmiş oldu;

“Allah, taksiratını affetsin!”

12 Eylül, kuşkusuz ülke tarihimizde çok önemli bir dönemdir. Olguya sanırım iki açıdan bakmak doğru olacaktır.

İlk bakış açısı, o günlerin dünyasının konjonktürel ruhu ve gelişmeleridir. Afganistan’a girmiş Sovyetler Birliği batı toplumunu tedirgin ederken, özellikle Amerika kökenli neo-liberal ekonomik değişmelerin ayak sesleri de duyulmaya başlamıştı. Bir yönden bu yeni iktisadi hamleyi başarmak isteyen batılı siyasetçiler, öte yandan da Sovyetler Birliği’ni güneyden yeşil kuşak olarak tanımladıkları İslami çemberle kuşatmak istemişlerdi. Tabii burada önemli bir aktör olarak Türkiye’nin kendi yaklaşımlarına uygun bir yörüngeye oturtulmasının zorunlu oluşu hem Amerika ve hem de NATO kurmaylarınca benimsenmişti.

Bu ortama çanak tutan ikinci etmen, ülkemizde gittikçe tırmanan toplumsal kargaşa ve siyasi kutuplaşma olgusunun varlığı olmuştur. Özellikle siyasi basiretten yoksun parti liderlerinin uzlaşı kültüründen uzak tutumları, hemen her gün genç insanların kanlarının akmasına neden oluyordu. Üstelik yüz oturumu aşkın bir oylama sonrasında bile yeni cumhurbaşkanı seçilememekte idi.

Bu iç sıkıntılara eklenen dıştan gelen talepler, batılıların özellikle Amerikalı siyasetçilerin devreye girmesini kolaylaştırdı. Bazı görüşmeler sonrası adını kısa süre duyacağımız ‘bizim çocuklar’ olgusunu yarattı. Kaldı ki, o dönemin neo-liberal ekonomik adımı da batıları mutlu edecek boyutu ile atılmış ve 24 Ocak Kararları denerek yürürlülük kazanmıştı.

İşte o günler, proje mimarının merhum Org. Haydar Saltık olduğunu öğrendiğimiz bir hazırlığı gündeme gizlice taşımakta idi. Maalesef, Milli Birlik Komitesi yapısından bir süre sonra dışlanan Haydar Saltık, bizlere gerçekleri anlatabilecek siyasi notlarını bırakmamayı seçerek aramızdan ayrıldı. Kanımca Türk Ulusu belleğinden önemli bir belgeyi esirgemiştir.

12 Eylül, sadece batılı siyasetçileri değil, ülkemizin iş çevrelerinin alkışlarını da fazlası ile almıştı. Kısa süre önce Merhum Ecevit’i sayfalar dolusu açıklamaları ile ülke insanına şikâyet edebilen sermaye çevreleri için fırsat doğmuştu. Bence bu dönemin en kazançlı grubu bu iş ve sermaye çevreleri olmuştur.

12 Eylül, muktedir bir otorite yaratmıştır. Bu otoriteyi temsil eden Kenan Evren ise, belli ki devlet adamı olabilmenin erdemlerini yeterince içselleştiremediği için naif kalmış ve belirli çevrelerin etkisinden kurtulamamıştır. Milli Birlik Komitesi olarak kendilerini Atatürkçü saymakla birlikte, bu düşünceleri ile ters orantılı şekilde merkez sağ yelpazeyi tercih etmişlerdir. Atatürkçülük en azından bir dönemler ‘Altı Ok’ simgesi ile özetlenen yönetsel bir şifre olmuş iken, bu dönemde Atatürk, sadece bir öykünme krizi olarak algılanmıştır. Milli birlik adına demokrasinin şaşılmaz adımı olacak laiklik ilkesi ise meydan nutuklarında kalmış ve yıllar sonra hortlayacak irtica için alt yapı oluşturur boyutta zedelenmiştir.

Kenan Evren, dış politika hataları da yapmıştır. NATO’ya tekrar girebilmesi için ülkemizin onayı gereken Yunanistan için karşılıksız ödün vermek, günümüzde AB adına bizim için köstek olmamış mıdır? Bu ödünü bağışlayan Kenan Evren, eski bir asker olan o dönemin ABD Dışişleri Bakanı A. Haig’e, eski komutanına saygı ilkesi adına taviz vermiştir. Hâlbuki devletlerin ilişkilerinin asla hatır-gönül ilişkisi olmadığını bilmesi gereken bir makamda oturuyordu

12 Eylül, toplumsal kargaşayı durdurmak adına bazı adımlar atmış ise de, bunu kendi merkez sağ politikaları sonucu çoklukla solu ezmek şeklinde gerçekleştirmişlerdir. Kanımca ülke siyasetinin iç politik dengesinde halen onarılamamış gediklerin açılmasına neden olmuşlardır. Kaldı ki, bu çabalarını da insan onurunu hiçe sayacak işkence denen unutulmaz yaralar bırakarak ve tarih önünde kendilerini mahkûm ederek yürütmüşlerdir. İşte bu hafta ortaya çıkan bir kısmı maksadını aşmış eleştirilerin temel noktası da bu yanlışların izdüşümüdür.

12 Eylül sonrası yönetime gelen siyasi partiler ve iktidarlar, bugün Kenan Evren için uğurlama törenine katılmamış olsalar da, yıllar boyu o günden kalan yasal eksikleri düzeltmek yerine, kendi lehlerine kullanmak yolunu seçmişlerdir. Gün gelecek, bu antidemokratik uygulamaları yokmuş gibi yaparak, ülkeyi yönetirken kendi çıkarları doğrultusunda yararlanmak yolunu seçmelerini de sorgulayacak insanlarımız ortaya çıkacaktır. Kaldı ki, günümüzün belli başlı yakınma konusu olarak gündeme oturmuş bulunan bir siyasi liderin sivil vesayetini otoriterlik boyutuna taşımış olması da, 12 Eylül’ün yaşamakta olduğuna kanıttır kanımca!

Kenan Evren’e rahmet diliyorum ve ekliyorum; “Allah taksiratını affetsin!”.

Erdal Akalın (13.05.2015)

[categistihbarat]

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: