ARAŞTIRMA DOSYASI /// ÖMER YILDIZ : Türkiye’nin yakın tarihini yordamak (BÖLÜM 1-2)

İsterseniz önce “yordamak” nedir ondan bahsedelim.
Türk Dil Kurumu sözlüğünde “ yordamak ”kelimesi şöyle açıklanmıştır.

Yordamak; -i Bilinen veya gözlenen durumlardan yola çıkarak bilinmeyen veya gözlenmeyen durumlar hakkında tahminde bulunmak

Anlam bu kadar net ve açıkken ayrıca bir izaha gerek var mı?
Gelin şimdi, Türkiye’nin yakın zamanlarında yaşadıklarını yordayalım.

*****

Televizyonları açınca ekranda sadece kimleri görüyorsunuz?
AKP’li Sayın Davutoğlu’nu,
AKP adına dolaştığı bilinen Sayın Cumhurbaşkanını…
Amerikalı seçim firmasının sizlere alkışlattığı neoliberal YENİ CHP’yi.
YENİ CHP’nin yönetim kadrolarının desteklediği HDP’yi.
Birde, siyaseten uzak duran siyasetçi, Sayın Devlet Bahçeli’yi görüyorsunuz değil mi?

*****

Türkiye’nin 1999 -2015 yılları arasında yaşadığı siyasi ve sosyal olayları yordamak isterken, olayların daha iyi daha iyi anlaşılması içinde o yılları evrelere ayırarak izah etmenin daha faydalı olacağını umuyorum.

1- 1999- 2002 evresi,
2- 2003-2009 evresi,
3- 2010- 2013 evresi,
4- 2014 – 7 Haziran 2015 evresi
5- Haziran 2015 sonrası evre

1999-2002 EVRESİ

Vatan Partisinin Marmara bölge toplantısında Sayın Yaşar Okuyan, çok enteresan şeyler anlatmıştı.
“Keşke şimdi üç ekranı olsa da sahneye yerleştirsem ve ANAP- MHP-DSP koalisyon hükümeti üzerine ve Türkiye üzerine oynanan oyunları eş zamanlı olarak sizlere gösterebilsem.” Demişti.
ABD tarafından Türkiye üzerine oynanan oyunları birinci ağızdan öğrenmek, bizler için adeta tarihe tanıklık etmek oluyordu.
Yaşar Okuyan yorulmadan bıkmadan saatlerce;
Kemal Derviş’in yapıp ettiklerini,
AKP’nin kuruluş sürecini,
Bahçeli’nin hükümeti dağıtışını anlattı durdu.

Bize anlattıklarını daha sonra Aydınlık Gazetesine röportaj olarak da verdi. Zaman zaman TV kanallarında da anlatı.

Bildiklerimizle okuduklarımız arasındaki boşlukları, Yaşar Okuyan’ın anlattıkları doluyor, Türkiye üzerinde oynanan oyunları öğrendikçe de tüylerimiz diken diken oluyordu.

Gazetelerden, televizyonlardan, kitaplardan öğrendiklerimizle,
Siyasetin, medyanın, ticaretin ve devletin içine sızan odakların yaptıklarını, pazılın azılı parçası gibi birleştirdikçe, Türkiye üzeri oynanan oyların vahametini bütün çıplaklığı ile kavrıyor ve görüyorduk.

CHP’nin başından uzaklaştırılan Deniz Baykal’ın yerine Kemal Kılıçdaroğlu’nun getirilişi,
Devlet Bahçeli etrafındaki kadroların kasetlerle görevden uzaklaştırılmasının tesadüfi olmadığını görüyor ve düşünüyorduk.

Sayın Yaşar Okuyan kendi hükümet dönemini bizlere anlatıyordu.

Türkiye’de, Mayıs 1999 tarihinde DSP-MHP-ANAP üçlü koalisyonu hükümeti ile tanışırken aynı tarihlerde ABD’lilerin organize ettiği, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gazetecilerinde içinde olduğu bir grupun, Türkiye üzerine politikalar geliştirdiklerini söylüyordu.
Politik oyunu adı sonradan öğrenmiştik ve adı Büyük Orta Doğu Projesi idi. Yani BOP’du.
Sanırım aynı tarihlerde ABD’nin BOP planı hazırdı ve Türkiye’ye el atmak üzere siyasi sondajlara başlamıştı.
Oyun büyük oyundu.
Ulusalcı ve Atatürkçülerle bu oyun yürümezdi ve ABD BOP planını hayata geçiremezdi.
ABD’nin Türkiye planı çok basitti. Planın istekleri masum görünüyordu.
ABD muhataplarına “Siz iktidar olun, biz sizi destekleyelim.” Diyordu. Ama esas tehlike, ABD’nin vereceği destekte gizliydi.

Büyük emperyalist ABD’nin teklif önce Rahmeti Necmettin Erbakan’a iletildi, ancak kabul görmedi. Ardından rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’na sunuldu, oradan da kabul görmedi. Çünkü teklifler Türk Devletinin ve Türk Milletinin aleyhineydi. İki liderinde millici damarları olduğu için, ABD’nin teklif ve isteklerini derhal reddedildi.

Ancak ABD pes edemezdi. Önerilerini kabul edecek birileri mutlaka vardı. ABD’nin gerçek niyetini perdeleyecek üç maddelik destek vaadi vardı.

ABD, Türkiye’yi düzenlemek istiyordu. Milli ordusunu ve Atatürkçü damarı kesmek istiyordu.

ABD’nin üç isteği şunlardı.

1- İsrail’in güvenliğine titizlik gösterilmesi,
2- ABD aleyhtarlığına son verilmesi,
3-Şiddete dayanan İslam yerine, Radikal İslam’dan uzaklaşarak ılımlı İslam’a yönelme önerisiydi.

Eğer bu teklifler kabul edilirse karşılığında şu üç destek verilecektir.

1- Uluslararası alanda her türlü destek,
2- Türkiye’de ve dünyada siyasi itibarlarının artması için her türlü basın desteği,
3- Desteklediği siyasetçilerin ve ekibinin önüne çıkacak ve engelleyecek her türlü unsurun bertaraf edilmesi.

ABD, aradığı siyasetçileri bulduğunda üçlü koalisyon devam ediyordu.
ABD, harekete geçmek için aradığı fırsatı bulmakta da gecikmedi. Türkiye, binlerce can kaybının yanı sıra, 18 milyar dolar civarında bir zarara uğradı. Devletin ekonomisi depremle sarsılırken, hemen ardından da Güney Amerika Ekonomik krizi patlak verdi. Üçlü koalisyon hükümeti iyice sarsıldı ve ekonomik gidişatı düzeltmek için IMF’den yardım talebinde bulundu ve stand-by anlaşması imzalamak istedi.

Bu sırada APO Türkiye’ye teslim edildi.

ABD derhal harekete geçti ve planını uygulamaya başladı. Stan-by nlaşma için bin dereden su getiren IMF, dilinin altındaki baklayı çıkarı verdi. Birileri hükümete (sanki IMF alacaklarını tahsil etmek üzere gelmiş) Kemal Derviş’i Türkiye Merkez Bankası başkanı olarak önerdi. Merkez Bankası Başkanı olmak için Türkiye’ye gelen Derviş, basın tarafından adım adım izlenmekte ve adeta övgülerle göklere çıkarılmaktadır. Hükümet üzerinde kamuoyu baskısı oluşturulurken ,Kemal Derviş adeta bir kurtarıcı olarak piyasaya sürülmüştür.

İyice cilalanıp köpürtülen Kemal Derviş hedef büyütmüş, hükümetle görüşme esnasında Ekonomi bakanı olmak istediğini söylemiştir. Çaresizlik içindeki hükümet , Derviş’i ekonomi bakanı olarak atamak zorunda kalmıştır.
Aslında o tarihten itibaren de 57 hükümet, Derviş’inde katılımı ile dörtlü koalisyona dönüşmüştür. Ülke ekonomik darboğazdan çıkmaya çalışırken kemerler iyice sıkılır. Zam yağmurları başlar.

Ekonomi Bakanı Kemal Derviş, bir ara ortadan görünmez, kaybolur. Türk Hükümeti kripto mesajlarla tüm elçiliklerine Kemal Derviş’i sormaktadır. Koca Türkiye Cumhuriyetinin bir bakanı kayıptır ve devlet, bakanını bulamamaktadır.

Kemal Derviş tam on dört gün sonra ortaya çıkar. Ecevit’e ortadan kaybolmasının nedenini “aile sıkıntılar” olarak bildirir. Aslında Ecevit, Derviş’i bakan yaptığı için pişmandır.
57. hükümet ekonomiyi düzeltmek için dokuz kanun çıkarır. Sonra bu kanunlar on üçe tamamlanır.

Kemal Derviş, Yaşar Okuyan’ın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olduğu bakanlığa, Ekonomiden Sorumlu Bakanı olarak bir yazı gönderir ve hazinede para olmadığı için emekli maaşlarını ödeyemeyeceğini bildirir.
Yazıdan ne hükümetin, ne de Başbakan Ecevit’in haber yoktur. Bu haber kamuoyunda duyulursa koalisyon hükümeti düşecek ve ülke ikinci bir ekonomik krize girecektir.
Konu gizlenir ve kapatılır. Ancak Derviş hükümeti yıkmakta kararlıdır. Rahat durmaz ve hükümeti zora sokacak açıklamasını yapar. “Hükümet erken seçime gitmelidir.” Der.

Hükümet karışır. Yaşar Okuyan, Bahçeli de dahil, üç parti liderine ekonomik veri dosyaları hazırlayarak görüşür. Hükümetin önünde daha bir buçuk sene vardır ve ekonomide toparlanmaya başlamıştır. Erken seçime gerek yoktur.

Ama bu girişimleri nafiledir. Devlet Bahçeli hiçbir gerekçe yokken Derviş’i destekler ve Kasım 2002 de erken seçim tarihini ilan eder.

Acaba Devlet Bahçeli’ye birileri bir şey mi fısıldamıştır?

Çaresiz kalan hükümet erken seçim kararı alır.
Derviş, resmen hükümeti yıkmayı başarmıştır. Türk siyaseti Kemal Derviş’in elinde oradan oraya savrulmaktadır. Derviş, İsmail Cem’e parti kurdurtur ancak katılmaz gider CHP’ye katılır.
DSP seçimlerde darmadağın olur. Son derece düşük oy alır. MHP meclis dışı kalır. ANAP dağılır. Fazilet Partisi Anayasa Mahkemesince 2001 yılında kapatılır.

Meclise CHP ve Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığını yaptığı AKP isminde yeni bir parti meclise girer.

CHP’den milletvekili seçilen Derviş 2005 yılında CHP’den de istifa ederek ABD’ye döner.

Dervişin gelmesi ile gitmesi arasında,

1- Hükümet istifaya zorlanmış ve başarılı olunmuş,
2- İsmail Cem ve Hüsamettin Özkan DSP’den istifa ettirilerek yeni bir parti kurdurulmuş ve fakat Derviş bu partiye katılmamıştır.
3- ANAP dağıtılmış,
4- MHP meclis dışı kalmış.
5- DSP çökertilmiş,
6- Fazilet partisi Anayasa mahkemesince kapatılmış.
7- Faziletten ayrılanlar Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında AKP isminde bir parti kurmuş ve iktidar olmuştur.
8- Dervişli Baykal’ın yönettiği CHP puan kaybederek de olsa meclise girmiştir.

Kemal Derviş şimdilerde yine CHP ile flört etmektedir. Kemal Kılıçdaroğlu, ile baş başa görüşmüş ve Kılıçdaroğlu tarafından bakanlığa getirileceği sözünü almıştır. Kemal Kılıçdaroğlu ile, CHP programındaki yenilemeleri de görüşen Kemal Derviş’in devreye girmesi sizce neye delalettir? Varın siz düşünün.

Bir sonraki yazıda 2002- 2013 Evresini değerlendireceğim.

Bir önceki yazımızda 1999-2002’li yıllarda Türkiye üzerine oynanan oyunları sizlere aktarmıştım. Bugün de 2003 – 2009 yıllarını yordamaya devam edeceğim.

Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) planı çerçevesinde hareket eden ABD ve diğer emperyalist devletler, planlarını hayata geçirmek için istihbarat örgütleri ve Sivil Toplum Örgütü görünümlü “HÜKÜMET DIŞI KURULUŞLARI” yani (NGO)’ları Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da harekete geçirdikleri yıllar, sanırım 1990’lı yılların sonları olması gerekir… Aynı örgütlerin Türkiye uzantılarının faaliyete geçtiklerini de söylemek sanırım yanlış olmayacaktır.

Türkiye açısından baktığımızda;

1999’da kurulan üçlü koalisyon hükümetini Kemal Derviş’le ekarte eden irade, 2001 yılında yeni kurulan AKP’nin iktidar olmasının önünü açmıştır.

2002 – 2009’lu yıllarda ABD ve diğer emperyalist devletler Irak’a savaş açmış ve Irak’ın işgal için ABD askerlerini Türkiye üzerinden Irak’a sokmak istemiştir. Geçiş müsaadesi alacağını düşünerek askerlerini Doğu Akdeniz’e yığmıştır. Ancak Türk kamuoyunun yoğun muhalefeti etkili olmuş, TBMM hükümet teskeresini 1 Mart 2003 tarihinde reddedilmiştir. Günlerdir gemilerde bekleyen ABD ordusu güneyden Irak’ giriş yapmak zorunda kalmışlardı.

Geçen zaman içinde ABD ve müttefiklerinin Irak’ı işgal için öne sürdükleri “ Irak El Kaide bağlantısı ve kitle imha silahları” bahaneleri tamamen düzmece olduğu ortaya çıkmıştır.

ABD ve diğer emperyalist devletlerce Irak baştan sona yağmalanmış, yakılıp yıkılmış ve Irak’ın kuzeyinde bir Kürt Devletçiğinin nüveleri oluşturulmuştur.

ABD desteği ile Irak Kürtleri Irak’ta egemen güç haline gelmişlerdir.

Tarih bize emperyalistlerle iş birliği yapan halkların, devletlerin ve devlet adamlarının sonunu iyi olmadığını birçok kereler göstermiştir.

Yüzbinlerce Iraklı, emperyalistlerin ve yerli işbirlikçilerinin ihaneti ile öldürülmüş, sakat bırakılmış, tecavüze uğramış, çocuklar yetim kalmıştır. Irak’ın tarihi ve kültürel değerleri de dahil olmak üzere yer altı ve yer üstü zenginliklerine el konulmuş ve Irak dışına taşınmıştır.

Dünyayı petrolle doyuran Iraklının karnı açtır. Iraklı işsizdir ve yoksulluk içinde zor şartlarda yaşam mücadelesi vermektedir. Bu insanların günahı, yerli işbirlikçilerle emperyalist ABD’yi destekleyenlerdedir. Irak devletini yönetenlerdedir.

ABD, Irak işgal planının sekteye uğratan 1 Mart 2003 teskeresini unutmamıştır. Türkiye üzerinde yeteri kadar hâkimiyet kuramadığına karar vererek, BOP planının tehlikeye girdiğini anlamış ve Türkiye’de operasyonlara karar vermiştir.

Çünkü Türkiye’de Irak’ın işgali ve İsrail’in Filistinlilere zulmü ile birlikte yoğun bir ABD ve İsrail aleyhtarlığı yükselişe geçmiştir.

Bu duruma bir son vermek isteyen ABD, (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ne istedilerse verdik dediği ve yıllar sonra Harp Akademilerinde söylediği "Bu operasyonlarla şahsım başta olmak üzere, tüm ülke yanlış yönlendirildi, aldatıldı. Kurumlarımızın içinde örgütlenmiş, güçlü medya desteğiyle teçhiz edilmiş bir yapının, Türkiye’yi ele geçirmek için yürüttüğü bir kumpasa, bir darbe teşebbüsüne hep birlikte maruz kaldık.” dediği ve emniyetin Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ilan ettiği örgüt.) liderini misafir ettiği cemaati harekete geçirmeye karar vermiştir.

“Kasaptaki ete soğan doğramam” diyenin, Türkiye üzerine oynan oyunları öngöremeyen generallerin, Dışişlerinin, MİT’in, AKP hükümetlerinin ve hatta devlettin diğer birimlerinin ABD oyunu kumpaslarını fark etmemeleri de düşündürücüdür.

ABD, FETÖ ve diğer işbirlikçilerini kullanarak yurtseverler darbeci, kumpasçı, casus gibi bin bir türlü yalan ve iftira ile itham ederek tutuklatıyor ve hapislere tıktırıyordu… ABD’nin büyük kıyımı, büyük operasyonu Irak’tan sonra Türkiye’de başlamıştı.

*****

Aslında ABD’nin 1999’lu yıllarda masum(!) istek olarak sunduğu maddeler esasında Türkiye’de yapacağı operasyonları perdelemekten öte bir şey değildi. ABD’nin isteklerini kabul edecek bir hükümetin, ABD tarafından Türk topraklarında yapacağı tutuklama ve cezalandırma operasyonlarına göz yumacağı bir malumun ilanıydı…

FETÖ’ye biat eden devletteki elemanları bilerek veya bilmeyerek ABD emrinde hareket ediyorlardı. Cumhurbaşkanı’nın da ifade ettiği gibi Haşhaşiler, devlet içine sızmış şakirtler Türk devletine karşı Türk topraklarında acımasız bir operasyona başlamışlardı.

Operasyonların ana hedefi, ABD karşıtı ve tam bağımsızlık yanlısı düşünce sahibi Atatürkçü yurtseverler, iş adamları, sanayici ve akademisyenler , gazeteciler, aydınlardı. Bu insanlar iftira ve şantaj yöntemleri ile FETÖ polislerince tutuklanıyor, yargıya sızdırılmış hakimleri ve savcıları vasıtası ile de mahkum ediliyorlardı.

Bugün itira ve beyanlar incelendiğinde, AKP hükümetinin , AKP yöneticilerinin ve yandaşlarının, FETÖ tarafından yoğun şekilde kullanılmış olduğu gözükmektedir.

Acaba Türk Devleti o günlerde AKP hükümetlerini bu kumpaslar hakkında uyarmış mıdır?

Devletin, FETÖ’nün arkasında ABD’nin olduğunu bilmemesi mümkün müdür?

Esasında bu süreçte en çok aldatılanlar, aldatılma saflığının arkasına sığınanlar sadece AKP’liler değildir. Tarih boyunca asla esir edilemeyecek kadar çok subayını ve generalini bu kumpaslara kurban veren TSK’nın komuta ve kurmay heyeti de büyük hata ve gaflet içine düşmüştür. O günün yüksek komutanları ve yüksek karargah heyeti ürkmüş, mahiyetine güvenmemiş ve personeline sahip çıkmamış ve adeta sırtını dönmüştür.

Oyunun tutuklama boyutu kadar birde maddi boyutu olduğunu düşünüyorum. FETÖ’nün sadece orduya kumpasla, üniversitelere kumpasla, aydın ve iş adamlarına kumpasla yetindiğini sanmıyorum. Parayı da bulma adına baskı yapıyor, kumpaslar kuruyor muydu dersiniz?

Türkiye, 1999 depremi ve dünya ekonomik krizleri ile, ABD’nin Türkiye üzerindeki oyunları nedeniyle 2002 -2009 yılları arasına ağır buhranlı günlere sürüklenmiştir. Bu yıllarda nice insanın emeği ve geleceği karartılmıştır.

Bu dönemde Türk Ordusunun gözbebeği bordo berelilerin başına çuval geçirilmiştir. Çuvalı geçiren ABD, neyi, niçin yaptığını çok iyi bilmektedirler.

Ne yazık ki Türk ordusunun başına geçirilen çuval, hala takılı olarak durmaktadır.

Bu çuval ancak TSK içine sızan cemaatçi kadroların deşifresi ile mümkün olacaktır. ABD’nin oyunlarının ifşa edilmesi ile mümkün olacaktır.

Son günlerde Türkiye, dolayısı ile Hükümet ve devlet yanlıştan dönmeye başlamış, en azından FETÖ’nü anlamış ve tespit etmiştir.

Şimdilerde kumpasçılar yargı önüne dizilmeye başlanmıştır.

Her şeye rağmen Türk Milleti ve Türk aydını zalim değildir, zalimlere karşı gelir. Yargılanan zalim de olsa adalet mutlaka işlemelidir.

Fethullahçı Terör Örgütü mensupları en adil yargılamaya maruz kalmalı, en adil şekilde savunmaları da dikkate alınarak karar verilmelidir.

Eğer bizler aydın insanlarsak, demokrat insanlarsak adaleti savunmak aldığımız terbiyenin gereğidir.

2002 – 2009 yıllar, ABD’nin BOP projesinin final sahnesi için Türkiye’yi hazırlamaya çalıştığı ikinci hazırlık evresi yıllarıdır.

Türkiye üçüncü evre olan 2010 – 2013 yıllarını çok daha sancılı, çok daha acı verici olaylara şahit olarak geçirecek, çok daha fazla masum insanın ocağında ağıtlar yakılacaktır.

Ömer Yıldız

Ulusalkanal.com.tr

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: