TARİH : Eline, diline, beline…

İrfan Özfatura

irfan.ozfatura

Ahilere göre sanat üstattan öğrenilir. Bir ahi yamaklık, çıraklık, kalfalık, ustalık, yiğitbaşılık, ahi babalık ve kethüdalık safhalarından geçse gerektir. Gündüz dükkanında, tezgahında olmalı, akşamları mutlaka sohbetlere katılmalıdır.

Ahilerin idare heyeti, azalar arasından seçilir. Kendilerine kadı tarafından resmi vesika, icazet verilip, icraatları ve neticeleri büyük meclise bildirilir. Birlik idare heyeti her ay, üç gün toplanır "orta sandığı" üzerine konuşur, kararlar alınır.

Ahiler mensuplarını takdir etmesini bilir ancak cezalandırmaktan da kaçınmazlar. Ahi şarap içmez, zina yapmaz, gıybete bulaşmaz. Yalandan, dolandan, kibirden, iftiradan, hasetten kaçar. İçi dışı birdir, affetmeyi bilir, namahreme bakmaz. Merhametsiz olamaz, laf taşıyamaz, kin tutamaz. Sözünde durur, hıyanet etmez, emaneti kollar. İnsanların aybını örter, cömert olur ve kul hakkından çok korkar. Bunlara uymayanlar ahilikten çıkarılırlar.

Ahiler estetik kaygılar taşır, bed seslileri sokak satıcısı bile yapmazlar. Zerzevatçılar latif ve ahenkli bir seda ile sanatlı maniler okurlar.

Yine fütüvvetnamelere göre; ahinin sanatı olmalı ve helalinden kazanmalıdır. Alimlere hürmet etmeli, fukarayı kollamalıdır. Temiz giyinmeli ve temiz tıynetlilerle bulunmalıdır. Bir ahi asla namazını kazaya bırakmamalı, nefsine hakim olmalı, dünyaya düşkün olanlarla düşüp kalkmamalıdır. Bu hasletler zamanla cemiyete mal olur. İşte Osmanlılar bu yüzden 6 asır ayakta kalırlar.

İslam coğrafyasında hesapları olan İngilizler ahilerden çok rahatsız olurlar. Teşkilat, Mustafa Reşid Paşanın hazırladığı Tanzimat Fermanıyla büyük bir darbe alır, Türk düşmanları kına yakarlar.

Kim kimin piri?

Dedelerimiz her meslek ve zenaati piriyle anarlar. Mesela Nuh Aleyhisselam marangozların ve gemicilerin, Hazret-i Musa çobanların, Hazret-i Zülkifl ekmekçilerin, Hazret-i Lut tarihçilerin, Hazret-i İbrahim mücahidlerin, Hazret-i Şit hallaçların, Hazret-i Salih devecilerin, Hazreti İdris terzilerin, Hazret-i Yunus balıkçıların, Hazret-i İlyas çulhacıların, Hazreti İsa seyyahların, Selman-ı Pak berberlerin, Halid bin Velid silahşörlerin, İmam-ı Şafii subaşıların, Hacı Bektaş-ı Veli Asesbaşıların piridir.

Osmanlı’da meslek erbabı pirlerine layık olmaya bakar.

Narh nasıl konur?

Sadrıazam Melek Ahmed Paşa bir ramazan günü İstanbul Efendisini (kadı) ve muhtesip ağayı (belediye başkanı) yanına katıp Unkapanı’na gelir. Bütün Karadeniz reislerini, habbezanları, uncuları nakliyecileri toplar, Varna Köstence, Kili ve Akkirman’da buğdayın kaça alınıp, kaça satıldığını tetkik buyururlar. Badehu 300 dirhem has ekmeğin kaç akçeye mal olacağını hesaplar ve narh koyarlar. (Evliya Çelebi’den)

1665 yılında İstanbul’da bulunan Monsenyör Thevehot, "Türkiye’de her şey bol ve ucuzdur" der, "yeşil meyve ve sebzeler bizdeki gibi mücevher pahasına satılmaz. Satıcıların terazileri her gün kontrol edilir, hileli ve pahalı satanlar derhal cezalandırılırlar. Satıcılar rezil olmamak için fazla fazla tartarlar. İstanbul’da çocuğu bile pazara yollayabilirsiniz. Bu pazarda saf ve şaşkınlar bile aldanmaz."

Reklamlar

Etiketlendi:

Bir Yanıt Bırakın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: