Etiket arşivi: Fuat Avni

FUAT AVNİ DOSYASI /// BÜLENT ESİNOĞLU : Fuat Avni hep geleceği bilecek ?

Aklınıza damlayan soru; gelecek nasıl bilinir sorusudur. Evet, geleceği planlamışsanız, geleceğin çok önemli bir kısmını önceden bilirsiniz.

İyi bir eğitim yapmışsanız, iyi bir iş bulacağınız şimdiden çok büyük bir yüzde ile bellidir.

Geleceği bilmek, bir planlama işidir.

Eğer düzen ve sistem planlandığı gibi akıyorsa, üç adım sonsa, ne olacağı üç aşağı beş yukarı bellidir.

1950 yılından buyana, hatta Mustafa Kemal’in vefatından buyana, nasıl yaşayacağımız, hangi ülke ile dost olacağımız, hangisi ile düşman olacağımız, kimlerin ve hangi nitelikteki kişilerin bizi yöneteceği, askerlerle mi yoksa mollalarla mı yönetileceğimize, hep Batı ve Amerika karar vermiştir.

Üst paragrafta yazdıklarımı belgeleyelim,

Amerika ve Batının ülkemiz içindeki kurumlarını sayalım, NATO, OECD, Dünya Bankası, Gümrük Birliği, Özel Yabancı Bankalar, Amerika ile ikili anlaşmalar, ABD ile Gizli Anlaşmalar.

Bu saydıklarım Amerika’nın Türkiye içindeki resmi kurumsallaşmış düzenidir.

Amerika’dan gelir temin eden sivil toplum örgütlerini ilave edelim; NED, NDI, IRI, Açık Toplum Kuruluşu…

Almanya’dan para alan Konrad Adenauer Vakfı, Friderich Nauman Vakfı, Friderik Elbert Vakfı, Heinrich Böll Vakfı.

Bunlara Uçan Süpürge, Mor Çatı gibi, adı Türk kendisi yabancı olan, STK’ları da ilave etmemiz gerekir.

Bu sivil toplum örgütleri, AB yasalarının Türkiye’ye uyarlanması(dayatılması) işlerinde görev aldılar.

Yavaş yavaş anlıyorsunuz değil mi?

Bu kadar Batı örgütü içimizde varsa, bu örgütlerin, Türkiye için çalıştığını varsayamayız. Bir hatırlatma; Putin yabancı ülkelerden para alan STK’ları ajan ilan edince, Batı nasılda Putin düşmanı oldu?

Küresel mali sistemin ülkemiz içindeki hareket kabiliyetini hesaba katarsanız, siz isteseniz de bir kozmik odanız olamaz. Çünkü her taraf işgal altındadır.

Osmanlı İmparatorluğu zamanında, Batının ajanları çoğunlukla ticaret erbabından seçilirdi.

Bu gün de, aynı işi finans kuruluşlarının doğrudan veya dolaylı olarak yaptığı kesindir.

Sözgelimi, ABD Açılımı destekliyor. TÜSİAD da destekliyor. ABD Kobani’ye (Ayn el Arap) silah yardımı veriyor. Silahlar Türkiye üzerinden gidiyor. Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları hep bir ağızdan Kobani’ye özgürlük diye bağırıyorlar.

Ermeni meselesi gündem yapıyor, “Hepimiz Ermeniyiz” diye bağırttırılıyoruz.

Batının tüm şirketleri sütre gerisinden misyonerlik hizmetlerine devam ediyor.

Fuat Avni, yukarıda anlatmaya çalıştığım, emperyalist kuruluşların, tek merkezde örgütlü halidir.

Fuat Avni’nin varlığı Türkiye raydan çıkarsa, tekrar raya oturmak ve “Biz buradayız” uyarısını yapmak içindir.

Düzenin planlayıcısı, akışını denetleyicisi Amerika ise, gelişen bir bir olayın bir adım sonrasını da bilebilenidir.

Bakanlardan birisine sordular. Fuat Avni’yi niye yakalamıyorsunuz diye…

Fuat Avni yakalanmaz. Fuat Avni Amerikadır.

Bülent Esinoğlu

Reklamlar

MİT DOSYASI : Fuat Avni’yi bulmak için örtülü ödenekten 80 milyon TL ayrıldı

Hükümetin ve Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasından sonra ortaya çıkan sosyal medya fenomeni Fuat Avni ve bine yakın benzer hesabı bulmak için yoğun bir çalışma yaptığı öğrenildi.

Fuat Avni hesabının bulunması için iddiaya göre devletin bütün kaynakları seferber edildi ancak herhangi bir aşama kat edilemediği için İngiliz istihbaratından destek alındı. Bu kapsamda MİT, bir şirket üzerinden İngiltere istihbarat teşkilatı MI6 ile irtibata geçti.

Sosyal medya fenomenlerinin adres ve kullanıcı bilgilerinin bulunması karşılığında 20 milyon sterline (80 milyon TL) anlaşma sağlandı. Ödemenin bir kısmı aracı şirketin hesabına yatırıldı.

Hesaplarının tespiti halinde kalan kısmın ödeneceği taahhüdünde bulunuldu. Başbakanlık ve güvenlik kaynaklarından alınan bilgilere göre, ödemeler Başbakanlık örtülü ödenekten yapıldı.

MİZAH : MİT’İN 23 YILLIK ÇAYCISINDAN FUAT AVNİ-BÜLENT ARINÇ YORUMU :)))

FUAT AVNİ DOSYASI /// YASİR KADIOĞLU : Fuat Avni’yi nasıl bulamazsınız ?

İşin aslı şu; zamanın ruhu değişti ve artık iletişimin denetlenebildiği günleri çoktan geçtik. Bir Twitter hesabının üzerinden hesap yapmak, güç devşirmek ve strateji kurgulamak ise zamanın yenilenen ruhuyla değil, acziyetle ilgili. ‘Fuat Avni’ ismiyle müsemma bir twitter hesabını neredeyse bir buçuk yıldır tartışıyoruz. Yazdığı her tweet, verdiği her mesaj ve ortaya attığı her iddia öyle ya da böyle basında yer tutuyor. Üretilmiş bir kahraman figürünü hem muhibleri severek yüceltiyor hem de muarızları sürekli tenkit ederek yüceltiyor. Aslına bakarsınız ‘Fuat Avni’ namlı hesap gücünü tam olarak buradan alıyor.

Twitter’a erişimin yasaklandığı günlerde, Fuat Avni’nin aslında ne ölçüde çapsız ve ne boyutta kifayetsiz olduğunu anlatmak için kişisel sitemde "Diren VPN! Diren Fuat Avni!" başlıklı bir hiciv metni kaleme almıştım ki okuyanlar hatırlayacaktır, karşımızda tamamen yandaşlarının yüceltmesiyle ayakta duran sahte bir dev vardı. Fuat Avni o günlerde VPN firmasının MİT’e şok bir cevap verdiğini, VPN firmasının MİT ne yaparsa yapsın güvenliğini deldirmeyeceğini iddia ediyordu. Daha da ötesi Twitter’ın asla kullanıcılarına ait bilgileri Türkiye’ye vermeyeceğini de öne sürüyor ve herkesi VPN üzerinden Twitter kullanmaya çağırıyordu. Bu saçmalıkları derin istihbarat olarak paylaşan bir hesap ciddiye alınıyor insanlar VPN’i bir şirket zannediyordu.

Arap Baharı olgusunu biraz da amuda kalkmış bir vaziyette okudukları için olsa gerek Twitter üzerinden gerekli propagandayı yaparlarsa 30 Mart 2014 seçimlerinde AK Parti’ye ciddi bir tokat atabileceklerini sanıyorlardı. Kaldı ki Twitter’a girdiğinizde karşınıza öyle bir tablo çıkıyordu ki AK Parti’nin % 30 alacağını bile zannetmeniz mümkündü. Uzun süre cemaate sosyal medyanın sandıklar gibi demokrasiye doğrudan tesir eden bir aygıt olmadığını hele hele Twitter’ın Türkiye’de gene ‘elitist’ sayılabilecek insanların kanaatleri dışında toplumun kanaatlerine bir etkisi olmadığını anlatmaya çalışanlar oldu. Kendi içlerinde de Hüseyin Gülerce gibi bazı isimler bu güç zehirlenmesinin hatalı kararlar aldıracağını ve Twitter üzerinden tapelerle yürüyen mücadelenin Türkiye’de bir devrime yol açmayacağı gibi AK Parti’nin 12 yıldır oluşturmaya çalıştığı kemik tabanı kendiliğinden oluşturacağını ısrarla söylediler. Gelin görün ki bir kere Erdoğan’ı devirme hastalığına tutulan cemaat kat’i surette ikna olmadı.

İşte Fuat Avni, bu süreçte ortaya çıkarılan bir figürdü. Esasen paralel yapının istihbarat havuzuna pek çok kanaldan akan bilginin açık istihbarata çevrildiği bir mecra olan Fuat Avni’yi ısrarla "X" şahsı olarak tanımlamak, Fuat Avni’yi sürekli gizlemenin tek yolu. Mütemadiyen Fuat Avni’nin birileri olduğu söyleniyor ancak süreç içerisinde elde yeterli delil olmadığı için Fuat Avni’nin aslında o şahıs olduğu ispatlanamıyor. Bu ve benzeri hatalı girişimler Fuat Avni’ye hem güç hem de gizem katmaktan başka bir işe yaramıyor. Hasılı eğer Fuat Avni’yi gerçekten bulmak gibi bir derdiniz yoksa ancak Fuat Avni’yi bulmaya çalışıyormuş gibi yapmak istiyorsanız yapacağınız tam olarak budur.

Toparlayalım. Fuat Avni ya da bir başka Twitter hesabını ‘Cemaat’ kullanıyor ve destekliyor diye o hesabın inanılır ya da güvenilir olması imkansız. Ancak siz bu hesabı ciddiye aldığınızı bu nispette belli eder ve bu nispette dert edinirseniz daha önce Fuat Avni’yi ciddiye almayanlar dahi Fuat Avni’ye en azından bir göz atmak zorunda hissederler kendilerini. Emre Uslu deşifre olur ve düne kadar bir parçası olduğu havuzun dışına çıkar. Bir başkası aynı hesabı idare etmeye devam eder ve şunu söyler: Benim deşifre olduğumu, gözaltına alındığımı, bilgi kaynaklarımın kuruduğunu söylüyorlar ancak buradayım. Belki bir şahıs ya da herhangi bir sosyal kitle için bu imaj sorunlu değildir ancak devletseniz bu imaj sizin için ciddi bir zaafiyet işaretidir.

Fuat Avni’yle ilgili ilk kez yazıyorum ve çok büyük bir gelişme olmazsa muhtemelen de son olacak. Fuat Avni hesabı, Türkiye’nin en örgütlü muhalefet partisi olan paralel yapılanmanın elindeki istihbaratı açık istihbarata çevirdiği bir havuz. Şimdiye kadar benim ulaştığım bilgilere göre bu istihbarat havuzunu zamanında Tuncay Güney ile irtibat kurup Ergenekon’la ilgili operasyonu başlatmaya yarayacak bilgileri Türkiye’ye aktaran bir isim yönetiyor. Bu ismin Tuncay Opçin olduğunu size söyleyemeyeceğim gibi olmadığını da söyleyemem. Öte yandan bu havuzun stratejisini belirleyen ismin de Bülent Keneş olduğunu ya da olmadığını söylemem mümkün değil. Ancak siz bu isimlerin bu istihbarat havuzundaki etkilerine ve rollerine kendiniz karar verebilirsiniz. Nihai olarak bu hesabı yöneten editör tayfasının kim olduğunun önemi yok. Bu hesabı besleyen bilgi kaynaklarının toplandığı havuza ulaştığınızda büyük bir mesafe almış olacaksınız ki bunun da Fuat Avni hesabından bağımsız bir başarı olduğu ortada. Fuat Avni tamamen ortadan kalkabilir ancak bir başka hesap aynı misyonu rahatlıkla üstlenebilir. Haliyle eğer nehir kurutulursa bataklık kendiliğinden kuruyacaktır.

Şunu kabul edelim ki Fuat Avni’ye ait olduğu öne sürülen özel mesajlar toplumun büyük bir kesimi hatta AK Parti cenahına mensup pek çok önemli ismi bile ikna edemedi. Çünkü ilgili bilgiler gazetelere oldukça yanar döner isimler tarafından sızdırıldı ve gerçekliğiyle ilgili elde herhangi bir net delil olmaksızın servis edildi. Uzun vadede bu haberlerin de paralel yapıyla mücadelede ne gibi handikaplar doğurduğunu göreceğiz. Çünkü net olmayan delillerle yürütülen bir operasyon, haklı gerekçelere dayanıyor olsa bile çoğunlukla başarısız olmaya mahkumdur.

FUAT AVNİ DOSYASI /// Emre Uslu : Fuat Avni haberleriyle CHP’ye kumpas kuruldu

’28 Şubat’ın kumpas andıcı ortaya çıkmıştı. Bu da yakında ortaya çıkar…’

Hükümete yakın gazetelerde son günlerde yayımlanan ve Twitter’da kendisinin yönettiği iddia edilen Fuat Avni hesabıyla CHP’liUmut Oran arasında geçtiği öne sürülen direkt mesajlaşmaları içeren haberlerin “andıçlama” olduğunu savunan Taraf yazarıEmre Uslu, CHP’ye kumpas kurulduğunu söyledi. Emre Uslu, kumpas iddiasını Twitter’da yapıldığı öne sürülen konuşmaların tarihinin, @fuatavnifuat hesabının açıldığı tarihten önceye ait olduğu bilgisine dayandırdı.

Emre Uslu, “kumpasın 3 hedefi var” diyerek şunları söyledi:

CHP’nin giderek yükselen etkili ve belgeli muhalefetini “CHP’nin kasetleri paralelin elinde bu nedenle CHP Cemaat’e mahkûm” kumpasıyla CHP’nin ulusalcılarına mesaj gönderiyorlar. CHP’nin sağa açılımını engelleyip ulusalcılar üzerinden CHP’yi bölmek çabası görüyorum.

Bu arada adı hep istihbarat servisleriyle birlikte anılan Doğu Perinçek’in partisinin adını Vatan Partisi olarak değiştirmesini, CHP’nin ulusalcılarına göz kırpmasını da bir kenara not edin.

Eğer seçimlerde AKP’lilerin kasetleri çıkarsa bunu peşinen paralele yıkıp, CHP’nin bu kasetleri seçimlerde malzeme olarak kullanmasının önüne geçmek istiyor. Böylece yandaş medya AKP tabanını da “seçimlerde AKP’lilerin kaseti çıkabilir” diye hazırlıyor. Sahi ne halt ettiniz ne karıştırdınız da bu kasetlerden korkuyorsunuz?

Yandaş medyanın Fuat Avni yayınlarından anlaşılan şu: AKP’nin elinde CHP’lilerin kasetleri var. Davutoğlu seçim kampanyasını iyi yürütemez ve AKP sıkışır, CHP de yükselişe geçerse AKP bu kasetleri yayınlayıp suçu da Gülen Cemaati’ne atacak. Tüm kumpasın arka planında bunun olduğu belli oldu.

Emre Uslu’nun Taraf gazetesinin bugünkü (19 Şubat 2015) nüshasında yayımlanan, “Fuat Avni Andıcıyla CHP’ye kumpas” başlıklı yazısı şöyle:

‘Fuat Avni Andıcıyla CHP’ye kumpas’

Hatırlayın geçen yıl bir hacker grubu Erdoğan’ın bir ses kaydını internette yayınlamıştı. O kayıtta Erdoğan’ın Deniz Baykal’ın o kasetiyle ilgili konuştuğu duyuluyordu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da bir televizyonda “Erdoğan’ın Baykal’ın kasetini izlerken çekilmiş görüntüsünü izlediğini, o görüntüde Erdoğan’ın yanındakilere kaydı yayınlatma talimatı verdiğini gördüğünü” iddia etmişti.

Kılıçdaroğlu bir süre önce de “MİT’in CHP’nin içini karıştırmak için operasyon planladığını” açıklamış ve MİT’e “CHP’den elini çek” demişti.

Yandaş medyada yayımlanan benim adımın da karıştırıldığı son kumpas andıcı Kılıçdaroğlu’nun haklı olabileceğini gösterdi. Üç gündür devam eden kumpas yayınının temelde iki cümle üzerine kurulduğunu görüyoruz.

Birincisi, güya Fuat Avni Umut Oran’a şöyle diyor: “Seçimlerde dinlemeleri paylaşacağız siz de üzerinden prim yapacaksınız. O gerzek başkanına söyle 17 Aralık’a dönmesin.”

İkincisi, Fuat Avni güya Kotilaji adlı kullanıcının, “CHP bize niye bu kadar bağlı” sorusunu, “+18 içerikli CHP’de 45 kişinin kaseti var, Kılıçdaroğlu da dahil. Kasetler Hocaefendinin kontrolünde” diye cevaplıyor.

Belli ki CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun iddia ettiği MİT’in CHP’yi karıştırma planı devrede. Yandaş medyadan anlaşıldığı kadarıyla bu kumpasın üç hedefi var:

1) CHP’nin giderek yükselen etkili ve belgeli muhalefetini “CHP’nin kasetleri paralelin elinde bu nedenle CHP Cemaat’e mahkûm” kumpasıyla CHP’nin ulusalcılarına mesaj gönderiyorlar. CHP’nin sağa açılımını engelleyip ulusalcılar üzerinden CHP’yi bölmek çabası görüyorum.

Bu arada adı hep istihbarat servisleriyle birlikte anılan Doğu Perinçek’in partisinin adını Vatan Partisi olarak değiştirmesini, CHP’nin ulusalcılarına göz kırpmasını da bir kenara not edin.

2) Eğer seçimlerde AKP’lilerin kasetleri çıkarsa bunu peşinen paralele yıkıp, CHP’nin bu kasetleri seçimlerde malzeme olarak kullanmasının önüne geçmek istiyor. Böylece yandaş medya AKP tabanını da “seçimlerde AKP’lilerin kaseti çıkabilir” diye hazırlıyor. Sahi ne halt ettiniz ne karıştırdınız da bu kasetlerden korkuyorsunuz?

3) Yandaş medyanın Fuat Avni yayınlarından anlaşılan şu: AKP’nin elinde CHP’lilerin kasetleri var. Davutoğlu seçim kampanyasını iyi yürütemez ve AKP sıkışır, CHP de yükselişe geçerse AKP bu kasetleri yayınlayıp suçu da Gülen Cemaati’ne atacak. Tüm kumpasın arka planında bunun olduğu belli oldu.

Bütün bu kumpası okuduktan sonra şimdi tekrar Kılıçdaroğlu’nun sözünü ettiği “MİT CHP’yi karıştırmak istiyor” iddiasıyla, Erdoğan’ın izlediği iddia edilen Baykal kasetini yeniden hatırlayın.

Bir Fransız atasözü der ki, “Gerçek çizmelerini giyene kadar, yalan dünyayı dolaşır”. Belli ki kumpası kuranların hedefi bu. Ellerindeki medyayı kullanıp gerçek ortaya çıkana kadar seçimi atlatmak istiyor.

Bunların bir kumpas olduğunu nereden anlıyoruz? Fuat Avni gerçekten de DM’den o mesajları yazmış olamaz mı?

İşte bu noktada suç bilimlerinin değişmez kuralı devreye giriyor: Kusursuz işlenmiş bir cinayet yoktur. Birileri kusursuz planlar yapmış olabilir ama arkasında delil bırakmayan hiçbir suç yoktur. Fuat Avni kumpasını kuranlar da çok bariz iz bırakmış.

Şöyle ki: Kumpası kuranlar, Fuat Avni’ye olmayan hesabından mesaj attırmış. Yandaş gazetecilerin bile anlayabileceği şekilde anlatayım:

1) Fuat Avni @fuatavnifuat hesabını 14 Haziran 2014’te açmış. İşte belgesi, isterseniz siz de internetten bu bilgiye kolayca ulaşabilirsiniz.

2) İsteyen Twitter’ın kendi uygulamasına (https://discover.twitter.com/first-tweet#fuatavnifuat) girip @fuatavnifuat hesabından, veya başka hesaplardan, atılan ilk twiti görebilir: Bu hesaptan ilk twitin atıldığı tarih 14 Haziran 2014 saat 6:42 PM.

3) Şimdi de Star’ın kumpas andıcına bakalım.

Gördüğünüz gibi Star’ın belge diye yayımladığı andıçta @fuatavnifuat hesabı 19 Ocak 2014’te DM’den mesajlar yazmış gibi gösterilmiş. Yani o tarihte var olmayan hesaptan mesajlar attırılmış Fuat Avni’ye.

Şimdi bu apaçık yalan, kumpas, ortadayken benim Fuat Avni olmadığımı ayrıca söylememe gerek var mı? Bunu daha önce açıklamış bir de mülâane yapmıştım ama o duama amin diyen yandaş gazeteci henüz çıkmadı.

Normalde şerefi olan bir gazeteci bu andıcı yayınladıktan sonra, ya durumu izah eder, yanlışını düzeltir, özür diler ya da yalanı ortaya çıkınca istifa eder. Sizce Nuh Albayrak veya Akşam şeysinin şeysi bu çelişkiyi açılayabilir mi?

Hiç sanmıyorum. Bunu, kumpası kurarken zaten ne yaptığını bilerek yapıyorlar. Rakip bir partiye kaset kumpası kurup, suçu başkalarının üstüne atmayı düşünecek tıynetteki insanımsılardan şeref beklemek saflık olur…

28 Şubat’ın kumpas andıcı ortaya çıkmıştı. Bu da yakında ortaya çıkar…

KÖKTEN DİNCİ YENİ AKİT GAZETESİ, FUAT AVNİ ÜZERİNDEN KILIÇDAROĞLU’NA ÇAKTI /// İŞTE HA BER

İş Bankası’nı hortumlattığı ortaya çıkan Kılıçdaroğlu konuştu: Paraya ihtiyacımız var

AK Parti Hükümeti’ni devirmek için kurduğu tezgahlar bir bir ortaya çıkan Paralel İhanet Çetesi’nin CHP ile kurduğu ittifakın kirli para trafiği Fuatavni’nin özel yazışmaları ile deşifre oldu. İsviçre bankalarında İş Bankası’ndan hortumlanan paraları akladığı belirlenen Kılıçdaroğlu konu ile ilgili yaptığı açıklamada, "Nerede bu hükümet? Neden bulmuyor bu paralarımızı? İsviçre bankalarında paralarımız varmış. Hesap numaralarını versinler, gidelim alalım paralarımızı. Seçimler geliyor de zaten. Gerçekten paraya ihtiyacımız var." diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu adına para trafiği yürüten CHP’li milletvekili Umut Oran ile Emre Uslu arasında geçen görüşmeler ortalığa saçıldı. İş Bankası’ndan hortumlanan milyonlarca doların önce işletilmesi için paralel yapıya aktarıldığı, ardından da seçim harçlığı olarak İsviçre bankaları üzerinden CHP’ye geri gönderildiği belirlendi. Kayıtlara göre paralel yapı İsrail ve ABD’den aldığı paraları da seçim harcamaları için CHP’ye gönderdi.

KILIÇDAROĞLU’NDAN AÇIKLAMA: PARAYA İHTİYACIMIZ VAR

İş Bankası’nı Paralel Yapı eliyle hortumlattığı ortaya çıkan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, konu ile ilgili yine önce hakaretler sıraladı sonra da "Hükümet bulsun" dedi.

Ortaya çıkan mesajlaşmalarda tam 3 milyon doların Türk Dil Kurumu Başkanı’nın hesabı üzerinden aklandığı görülmüştü. Kılıçdaroğlu konu hakkında, "Efendim Türk Dil Kurumu’ndan bize para aktarılıyormuş. Nerede bu hükümet? Neden bulmuyor bu paralarımızı? İsviçre bankalarında paralarımız varmış. Hesap numaralarını versinler, gidelim alalım paralarımızı. Seçimler geliyor de zaten. Gerçekten paraya ihtiyacımız var. Söylesinler. Hayatımda duyduğum en saçma şeyler." diye konuştu.

MİT’İ SUÇLADI

Paralel Yapı ile birlikte gerçekleştirdiği soygunu ortaya çıkan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Milli İstihbarat Teşkilatı’nı da hedef aldı. Kılıçdaroğlu, "Onları MİT üzerinden Milli İstihbarat Teşkilatı üzerinden oluşturulduğunu, hangi dairelerde kaç kişinin görevlendirildiğini biliyoruz." dedi.

DUYURU : ÖZEL BÜRO GRUBU TWITTER FENOMENİ “FUAT AVNİ”NİN KİMLİĞİNİ AÇIKLIYOR

Merhaba;

Bu e-posta da anlatılanlar gerçektir ve sonuna kadar okumanız önerilir.

Belki sosyal medyadan takip ediyorsunuzdur, @fuatavnifuat adlı bir twitter hesabı AK PARTİ’nin tüm icraatları, yapılacak operasyonlar ve perde gerisinde dönen dolaplar hakkında önceden ve ayrıntılı olarak bilgi veriyor. Kimilerine göre bu hesap bir yabancı servise ait, kimilerine göre ise Pensilvanya’da bulunan mûkim malum Hoca’nın kurduğu bir istihbarat havuzu. Her konuda olduğu gibi bu konuda da spekülasyonlar sürüyor. İddia üzerine iddia ortaya atılıyor.

Ancak, bu bilgileri nasıl edindiği ile ilgili bir bilgi yok denecek kadar az. Komplo teorilerinden geçilmiyor. Bazı basın mensupları AK PARTİ’nin önemli bir mevkiisine sızmış bir CEMAAT AJANI olduğunu iddia ediyor, bazıları ise CEMAATİN UZUN KULAKLARI ile öğrendiklerini iddia ediyor. Bazıları ise MOSSAD AJANI olduğunu söylüyor.

Aslında karanlıkta yaptıkları bu kör atış doğru yere isabet etti. Çünkü her ne kadar cemaat ajanları kritik yerlere sızdıysa da FUAT AVNİ adlı hesap sahipleri CEMAATİN UZUN KULAKLARI‘ndan başkası değil. Şu anda cemaatin elinde ABD GİZLİ HABERALMA TEŞKİLATI CIA’den ve MOSSAD’dan aldığı nano teknolojik takip ve izleme cihazları var. Bu konuda daha önce Ergenekon Davası esnasında gerek ben gerekse diğer sanıklar 13. Ağır Ceza Mahkemesine gerekli bilgileri verip, araştırılmasını talep etmiştik. Ancak mahkeme heyeti Sayın Başkan Köksal Şengün dışında anlattıklarımızı ve ortaya koyduğumuz delilleri görmezden geldi. Adeta karşımıza görünmez bir duvar ördüler ve ne kadar belge, bilgi aktardıysak ta nuh deyip Peygamber demediler.

Eğer vermiş olduğumuz bilgileri görmek isterseniz aşağıdaki linklere tıklayınız.

TELE-KULAK-ORTAM VE TELEFON DİNLEMELERİ DOSYASI

https://istihbaratdunyasi.wordpress.com/2012/06/04/tele-kulak-ortam-ve-telefon-dinlemeleri-dosyasi-cc-siring-fatihaltayli-arslandidem-notredam-edesion-ecolasan/

ERGENEKON SANIĞI, PARALEL DEVLETİ 2009’DA ERGENEKON MAHKEMESİNE İHBAR ETTİ AMA ÖRTBAS EDİLDİ

https://stratejikoperasyon.wordpress.com/2014/04/03/onemli-ergenekon-sanigi-paralel-devleti-2009da-ergenekon-mahkemesine-ihbar-etti-ama-ortbas-edildi-3/

MUHSİN YAZICIOĞLU DAVASI /// Erkut Ersoy : Muhsin Yazıcıoğlu ve Hrant Dink aynı ölüm listesindeydi

https://stratejikoperasyon.wordpress.com/2014/04/03/muhsin-yazicioglu-davasi-erkut-ersoy-muhsin-yazicioglu-ve-hrant-dink-ayni-olum-listesindey-di/

TEKNİK TAKİP : 3 milyon dolarlık dinleme cihazı kayıp /// ERGENEKON SANIĞI HIRSIZLIK FAİLLERİNİ NEREDEN BİLİYORDU ???

http://stratejikoperasyon.wordpress.com/2014/03/30/teknik-takip-3-milyon-dolarlik-dinleme-cihazi-kayip-ergenekon-sanigi-hirsizlik-faillerini-nereden-biliyordu/

ERGENEKON HÜKÜMLÜSÜNDEN KARANLIK OPERASYONLARIN DEŞİFRESİ VE MK ULTRA PROJESİ

http://stratejikoperasyon.wordpress.com/2014/03/08/onemli-ergenekon-hukumlusunden-karanlik-operasyonlarin-desifresi-ve-mk-ultra-projesi/

ERGENEKON SANIĞININ AĞZINDAN “ERGENEKON OPERASYONUNDA CIA’NİN ROLÜ”

http://stratejikoperasyon.wordpress.com/2014/03/07/duyuru-ergenekon-saniginin-agzindan-ergenekon-operasyonunda-cianin-rolu-2/

PAŞALARA VE VATANSEVERLERE KARŞI TELE-KULAK VE ORTAM DİNLEMELERİ OPERASYONLARI

http://stratejikoperasyon.wordpress.com/2014/03/06/duyuru-pasalara-ve-vatanseverlere-karsi-tele-kulak-ve-ortam-dinlemeleri-operasyonlari/

Biz olan bitenin farkındayız, Ergenekon Davasında cemaatin emniyet ve yargı üzerinden vatansever insanlara, subaylara, gazetecilere, akademisyenlere kumpas kurması bugünlerde herkesin hemfikir olduğu bir gerçek. Cemaatçiler dışında tüm kesimler bu tezgahı açık açık konuşuyor artık.

Cemaat’in çok tehlikeli bir örgüt olduğunu AK PARTİ yetkilileri geç de olsa anladı. Cemaatin, ışıkevlerinde yetiştirdiği ve ortaokul çağından itibaren katı disiplin ile devşirilen gençleri nasıl kullandığı artık biliniyor. CIA’nin koordinasyonunda AJAN YETİŞTİRME EĞİTİMİ PROGRAMI ile nasıl PROFESYONEL BİRER AJAN yapıldıkları, ellerine nano teknolojik cihazlar vererek hedeflerindeki her bürokratı, askeri, siyasiyi ŞANTAJ maksatlı izledikleri, dinledikleri artık bir sır değil.

İzlediklerinden biri de benim. 2001 yılında cemaatin uzun kulaklarının takibine takıldım. 7 sene boyunca MİT ve Emniyet İstihbaratı içindeki cemaat ajanlarından aldıkları destekle attığım her adımı, her nefesi takip ettiler. Hakkımda yalan yanlış istihbarat notları tuttular. Bu süreç içinde sürekli olarak fiziki takip altında tutuldum. Durumu 2002 senesinde MİT İSTANBUL BÖLGE BAŞKANLIĞI’na bildirdiğim halde fiziki takip 2008 Ocak ayına kadar devam etti. 21 Ocak 2008 tarihinde Ergenekon Örgütünün İstihbarat Sorumlusu olduğum iddiasıyla tutuklandım ve 3 sene 1 hafta Silivri Cezaevinde hapis yattım. Cemaatin ajanlarının tarafıma nasıl hasssas takip yaptıkları, bana nasıl kumpas kurduklarını delilleriyle birlikte mahkeme heyetine söyledim. Cezaevinden yazdığım mektuplarla basın & yayın kurumlarını da bilgilendirdim ama o zamanki konjonktür şimdiki gibi değildi. İlgilenmediler. Cemaatin yayın organları Samanyolu TV, Zaman Gazetesi gibi kurumlara dava açtım hakkımdaki haberler nedeniyle. Cemaatin kontrolünde olan yargı erki sebebiyle davalarım takipsizlikle sonuçlandı. Yine Cemaatin hakimleri tarafından 5 Ağustos 2011 tarihindeki son duruşmada 11 sene 15 gün hapis cezası aldım ama mücadelem ilk günkü gibi devam ediyor.

Cemaatin tehlikeli olduğunu tekrar ediyorum çünkü ellerinde günümüz teknolojisinden en az 25 sene ileride olan nano teknolojik hassas takip cihazları var. Bu cihazlar ile herkesi evindeyken odasında bile nefes alıp verişine kadar canlı olarak izleyebilir ve dinleyebilirler. Bu cihazın bir çok ismi var. Değişik kaynaklarda MK ULTRA, TELEGRAM, BETATRON gibi isimlerle anılıyor. Aynı zamanda hem takip, hem işkence hem de suikast amacıyla kullanılabilir olması sebebiyle çok tehlikeli bir cihaz. Bu nedenle istihbarat servislerinin varlığını red ettiği bir teknoloji. Ama sizde araştırdığınızda göreceksiniz, gerek ABD’de gerek Avrupa’da gerekse ülkemizde çok sayıda kişi bu teknolojinin mağduru olmuş durumda. İsteyenlere hem yerli mağdurların hem de yabancı mağdurların iletişim bilgilerini verebilirim.

Hazır yeri gelmişken bugün AKTİF MEDYA sitesinde yer alan bir haberi dikkatinize sunuyorum.

Bağdadi ile ilgili İran kanalından bir iddia yayınlandı. Kanala konuşan Dr. Kevin Barret, Bağdadi’nin ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA tarafından beyninin yıkandığını söyledi.

ABD, Avrupa, İran, Kürtler ve hatta Esad’ı aynı safta buluşturan Irak Şam Örgütü IŞİD’le ilgili bir makale İran’ın İngilizce yayın yapan televizyonu "Press TV"nin internet sitesinde yayınlandı. "Ebu Bekir El Bağdadi Kimdir?" başlıklı makalenin altında Batılı bir düşünür olan Dr. Kevin Barrett’in imzası bulunuyor. İslam va Arap dünyasıyla ilgili araştırmalarıyla tanınan Barrett’a göre, Irak Şam Örgütü IŞİD ve lideri Ebu Bekir El Bağdadi, Amerika Birleşik Devletleri ABD istihbarat örgütü ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA ve İsrail istihbarat örgütü MOSSAD’ın ortak bir prodüksiyonu.

BEYİN YIKAMA PROGRAMI

Barrett’a göre, Amerikan Merkezi Haber Alma Teşkilatı ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA, "Camp Bucca"da 4 sene boyunca Irak Şam Örgütü IŞİD lideri Ebu Bekir El Bağdadi’ye hususi alaka gösterdi. Bağdadi 4 sene boyunca ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA’in "beyin yıkama" programına doğal tutuldu. ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA’in 1950 yılından bu yana "MK Ultra" olarak adlandırdığı "beyin yıkama" programı üzerinde çalıştığını iddia eden Kevin Barrett, Amerika Birleşik Devletleri ABD’nin 1960’lı senelerden itibaren vakit zaman bu programa başvurduğunu savundu. Barrette’e göre, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA 1968’de "beyin yıkama" yöntemiyle senatör Robert F. Kennedy’i "Sirhan Sirhan" isimli saldırgana öldürttü. Dr. Kevin Barrett’in iddiasına göre, 900’den fazla kişiyi toplu olarak intihara götüren ve liderliğini rahip Jim Jones’un yaptığı "Halkın Tapınağı" tarikatı da, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA’in "beyin yıkama" programının ürünüydü.

‘İSLAMİ’ VERSİYON "Press TV"deki makalede Dr. Kevin Barrett, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA’in "Halkın Tapınağı" benzeri bir "beyin yıkama" programını "Irak Şam Örgütü IŞİD"

ve "Ebu Bekir El Bağdadi" üzerinde denediğini ileri sürdü. Berrett’e göre, kendini "İslam halifesi" duyuru eden Ebu Bekir El Bağdadi, 1978’de Jonestown’da 911 müridiyle beraber intihar eden rahip Jim Jones’un "İslami" versiyonu. (NTV)

KAYNAK :

Bu da başka bir haber;

CIA’nın Suikast programı deşifre oldu

WikiLeaks sitesi, ABD istihbarat servisi CIA’nın suikast programını deşifre etti. WikiLeaks’ta yayınlanan ve CIA’nın "öncelikli hedef" olarak görülen örgüt liderlerine suikast düzenlenmesi programına dair 2009 yılında hazırladığı rapor, ABD ve diğer ülkelerin örgütleri zayıflatmaya yönelik uyguladıkları yöntemleri ve taktikleri ortaya koyuyor.

CIA tarafından hazırlanan raporda, farklı ülkeler tarafından Taliban, El Kaide, Kolombiya Silahlı Devrimci Güçleri (FARC), Hizbullah, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ), Hamas, İrlanda Cumhuriyet Ordusu (İRA), Cezayir’deki Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLN) gibi örgütlerin liderlerine ve üst düzey üyelerine düzenlenen suikast operasyonlarının yönetimler açısından olumlu ve olumsuz sonuçları değerlendirildi.

Raporda CIA, Amerikan yönetimini suikastlerin örgütlere desteği artıracağı, örgütlerin halkla bağlarını güçlendireceği ve örgütlerin diğer liderlerini radikalleştireceği ve başka radikal örgütleri ortaya çıkaracak boşluk yaratacağı uyarısında bulundu.

Raporda, Kolombiya’daki FARC örgütünün liderleri Raul Reyes ve Ivan Rios’un öldürülmesinin örgütteki bağlılığı zayıflattığı bildirildi. Aynı şekilde Hamas’ın kurucuları Şeyh Ahmed Yasin ve Abdülaziz el-Rantisi’nin 2004 yılında İsrail’in füze saldırıları sonucu öldürülmesinin, örgütün üyelerinin moral ve motivasyonunu zayıflattığı, ancak Hamas’ın suikastten kısa süre sonra toparlandığı kaydedildi.

"Öncelikli hedeflere düzenlenen suikastler, diğer örgüt liderlerini güvenlik önlemlerini artırmaya zorlayarak onların liderlik özelliklerinden taviz vermelerine neden olabilir" denilen CIA raporunda, suikastların örgütler için yarattığı paranoyanın yararlı olacağı öne sürüldü. CIA, El Kaide lideri Usame bin Ladin’in bu nedenle saklanmak, düşük teknolojili iletişim kanalları kullanmak ve astlarıyla görüşmekten kaçınmak zorunda kaldığı, bu durumun Bin Ladin’in örgütü yönetme yetisini etkilediği ve kısa zamanda liderlikten uzaklaşmasına neden olduğu değerlendirmesinde bulundu.

– "Budama stratejisi"-

CIA’ya göre, Libya İslami Mücadele Örgütü’nün (LİMÖ) lideri Ebu Leys el-Libi ve yardımcısının Veziristan’da ABD’nin füze saldırısıyla öldürülmesi, örgütün El Kaide’yle yakınlaşmasını aksatarak olumlu sonuç verdi. Ancak, raporun hazırlanmasından bir yıl sonra dağılan örgütün lider kadrosunun çoğu El Kaide’ye katıldı.

Raporda yer alan bir diğer yöntem ise "budama stratejisi". CIA raporuna göre, "budama stratejisiyle" örgütlerdeki üst düzey komutanları öldürmek yerine, örgütteki önemli işlevi olan orta mevkideki üyeleri öldürerek veya hükümet fonlarından yararlanmalarını engelleyerek, örgüt içindeki yeteneksiz liderlerin onların yerine gelmesi sağlanıyor. Bu yöntemle de, örgütleri zayıflatmak amaçlanıyor.

CIA’ya göre, örgütlerin liderlerini öldürmek bazı örgütlerin emir-komuta yapısı ve haleflik planlamasındaki eşitlikçi yapı nedeniyle istenilen etkiyi yaratamadı. Raporda, bu durumun Irak’taki El Kaide lideri el-Zerkavi’nin 2006’da ABD güçlerin tarafından öldürülmesinde ve Afganistan’daki kabile yapısı nedeniyle Taliban örgütünde görüldüğü belirtildi.

Raporda, tutuklamanın ise CIA açısından pek de tercih edilen bir seçenek olmadığı kaydedildi. Nelson Mandela’nın CIA’nın yardımıyla tutuklanması ve 27 yıl hapiste tutulmasını örnek gösteren rapor, tutuklamaların, liderlerinin döneceğine inanan örgütün üyeleri üzerinde kısıtlı psikolojik etkisi olacağını öne sürdü.

7 Temmuz 2009 tarihli CIA raporunun hazırlanmasının ardından ABD’nin İnsansız Hava Aracı (İHA) saldırıları en yüksek seviyesine ulaşmıştı. İHA saldırılarıyla 2009’da 471, 2010 yılında 751, 2011 yılında ise 363 kişi öldürüldü. (AA)

KAYNAK : http://hurseda.net/Dunya/134986-CIAnin-Suikast-programi-desifre-oldu.html?utm_medium=twitter&utm_source=twitterfeed

***

Sayın İlgili,

Cemaatin kirli operasyonlarından bahsetmişken Kaşif ağabeyimizden bahsetmemek olmaz.

Ergenekon Sanığı Kaşif KOZİNOĞLU Duruşmasına 10 gün kala iddiaya göre YOĞUN SPOR nedeniyle 13 Kasım 2011 tarihinde kalp krizinden öldü.

İddia bu şekildedir ama tespit doğru değildir. Otopside herhangi bir zehirlenme belirtisine de rastlanmamıştır.

Rahmetli Kozinoğlu’nu öldürenler ile rahmetli BBP LİDERİ Muhsin Yazıcıoğlu’na suikast düzenleyenler aynı gruptur.

Aşağıda CIA ve NSA’deki dosya ismi olan MK ULTRA ya da diğer adları olan TELEGRAM, BETATRON, ELECTRO-MAGNETIC SURVEILLANCE hakkında bilgi yer alıyor. İncelediğinizde küresel gizli teknolojilerin ne boyutta olduğunu daha iyi kavrayacaksınız.

MK ULTRA PROJESİ : ABD ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATINDAKİ (NSA) GİZLİ OPERASYONLAR

http://stratejikoperasyon.wordpress.com/2014/03/08/mk-ultra-projesi-abd-ulusal-guvenlik-teskilatindaki-nsa-gizli-operasyonlar/

ABD ULUSAL GÜVENLİK AJANSININ UZAKTAN KONTROL (REMOTE VIEWING) İLE İLGİLİ RAPORLARI

http://stratejikoperasyon.wordpress.com/2014/03/08/arastirma-dosyasi-abd-ulusal-guvenlik-ajansinin-uzaktan-kontrol-remote-viewing-ile-ilgili-rapo-rlari/

CIA’NİN MK ULTRA PROJESİ İLE İLGİLİ GİZLİ PROJE DOSYALARI

http://stratejikoperasyon.wordpress.com/2014/03/08/mk-ultra-projesi-cianin-mk-ultra-projesi-ile-ilgili-gizli-proje-dosyalari/

BİR ZİHİN KONTROLÜ (MK ULTRA) KURBANININ BAŞINDAN GEÇENLER

https://stratejikoperasyon.wordpress.com/2014/03/08/mk-ultra-projesi-bir-zihin-kontrolu-mk-ultra-kurbaninin-basindan-gecenler/

Sayın İlgili;

KAŞİF AĞABEY’imizin kanı yerde kalmıştır. Öldürenlerin cezalandırılmasıyla rahmetli abimiz yattığı yerde huzur bulacak.

Neden öldürüldüğüne gelince;

Fetullah Cemaati dünyanın her yerinde ılımlı islam maskesini takarak adeta bir maymuncuk gibi islam ülkelerinde istediği yere gelebiliyordu. Cemaat üyelerinin CIA ve NSA akademilerinde casus yetiştirme programları ile yetiştirilerek hedef ülkelere sızdığını kendi kaynaklarından öğrenip bunu MİT’e raporlamıştı. O zamanlar AK PARTİ ve FETULLAHÇILAR kanka durumdaydılar ama MİT’e gelen bir çok rapor cemaatin başka planları olduğunu gösteriyordu. Ama AK PARTİ başlarda müdahale etmedi. Ne zaman ki meşhur Hakan Fidan’ı tutuklama darbesi ve yolsuzluk olayı patladı Tayyip Erdoğan o zaman cemaatin fişini çekti.

Tabi Kaşif Ağabey’de cemaatin istihbari faaliyetleri ile ilgili deliller de mevcuttu, cemaat delillerin Kaşif ağabey de olduğunu fark edince TELEGRAM CİHAZI ile duruşmasına 10 gün kala infazı gerçekleştirdi. Arkasında hiçbir iz bırakmadan öldürüldü.

Henüz KÜRESEL CEMAATİN bu teknolojik suikasti hakkında ilgili merciler dışında bir bilen yok ne yazık ki. İlgililer ise arkası iplik gibi çıkabilecek bir çok medyatik olayın önü açılmasın diye susuyor ama suskunlukları da bir gün elbette sona erecektir.

RAHMETLİ BÜYÜĞÜMÜZ KAŞİF AĞABEY ÇOK SIRADIŞI BİR İSTİHBARATÇIYDI.

ÖNEMLİ : KAŞİF KOMUTANIMIZIN ÖLÜMÜYLE İLGİLİ KOMPLO TEORİLERİ /// Bir MİT’çinin hikayesi…

https://derinstrateji.wordpress.com/2014/11/06/onemli-kasif-komutanimizin-olumuyle-ilgili-komplo-teorileri-bir-mitci-nin-hikayesi/

ÖZEL BÜRO GRUBUNU VE FAALİYETLERİNİ DE YAKINDAN BİLİR VE DESTEK OLURDU.

KENDİSİYLE İLK OLARAK 2002 YILINDA MALTEPE’DE BİR ÇAY BAHÇESİNDE TANIŞMA İMKANI BULDUM. AFGANİSTAN’DA VE DAHA BİR ÇOK YERDE TÜRK BAYRAĞINI ŞEREFLE DALGALANDIRMIŞ BİR ÖZEL KUVVETLER SUBAYIYDI VE EN SEÇKİNLERİNDENDİ. BEN 22 OCAK 2011 TARİHİNDE TAHLİYE OLDUĞUMDA O HENÜZ AFGANİSTAN’DAN GELMEMİŞTİ, BU NEDENLE ONUNLA AYNI KOĞUŞTA KALMA ONURUNA ERİŞEMEDİM AMA AYNI DAVADA YARGILANDIĞIMIZ DOSTUM VE AĞABEYİM EMEKLİ YÜZBAŞI HASAN ATAMAN YILDIRIM ONUNLA AYNI KOĞUŞTA KALDILAR.

ÖLÜMÜNÜN ARDINDAN BİR ÇOK TEORİ KONUŞULDUYSA DA ÖLÜM NEDENİ YOĞUN SPORA BAĞLI KALP YETMEZLİĞİ OLARAK AÇIKLANDI. TABİ BU DOĞRU DEĞİLDİ. ÇÜNKÜ O DA AYNI MERHUM BBP LİDERİ MUHSİN YAZICIOĞLU GİBİ TEKNOLOJİK BİR SUİKASTIN HEDEFİ OLMUŞTU. BU KONUDA BİLGİSİ OLANLAR ÇOK AZ VE KONUŞMUYORLAR. AMA GÜNÜ GELDİĞİNDE ARŞİVDEKİ TOZLU RAFLAR İNDİĞİNDE BU DA DİĞERLERİ GİBİ AYDINLANACAKTIR. EĞER BİRİLERİ BİZDEN ÖNCE DAVRANIP BİR RAF TEMİZLİĞİ YAPMAZSA TABİ.

Saygılarımla,

Erkut ERSOY

ERGENEKON SANIĞI

NOT : Eğer TELEGRAM konusunda detaylı olarak bilgi edinmek isterseniz lütfen aşağıdaki linkleri inceleyin.

KÜRESEL GÜÇLER GİZLİ TEKNOLOJİLERİNİ TÜRKİYE’DE KULLANIYOR

http://stratejikoperasyon.wordpress.com/2014/03/07/duyuru-kuresel-gucler-gizli-teknolojilerini-turkiyede-kullaniyor-lutfen-tep-ki-verin/

MK-ULTRA & MIND CONTROL & ZİHİN KONTROLÜ HAKKINDA DÖKÜMANTER /// MKULTRA OFFICIALS ///

http://stratejikoperasyon.wordpress.com/2014/03/07/onemli-mk-ultra-mind-control-zihin-kontrolu-hakkinda-dokumanter-mkultra-officials/

/// VİDEO : YABANCI MK ULTRA MAĞDURLARININ AÇIKLAMALARI (İNGİLİZCE) /// MIND CONTROL VICTIMS ///

http://stratejikoperasyon.wordpress.com/2014/03/07/video-yabanci-mk-ultra-magdurlarinin-aciklamalari-ingilizce-mind-control-victims/

ÖZEL BÜRO GRUBU