Etiket arşivi: SURİYE DOSYASI

SURİYE DOSYASI : Suriye’li Göçmenler 25 YIL SONRA PKK GİBİ AYAKLANIP TOPRAK TALEP EDECEK

İstanbul’da 300 bin Suriyeli Göçmen varmış. Tüm Türkiye’de 2.5 milyon belki 3 milyon olacak kısa sürede. Binlercesi dilenci. Çoğunluğu öğretim çağında ve herhangi bir okula gidemiyorlar.

Bu demektir ki bir kaç on yıl içinde artık ülkelerine dönme ihtimali kalmayan, Türkçe konuşamayan anadili olarak Arapça konuşan, eğitim alamamış, kültürel olarak farklı milyonlarca insan topraklarımızda olacak.

Günü geldiğinde belki de bağımsız bir devlet için silahlı mücadele yolunu seçmek zorunda kalacaklar. Bizler de insani gerekçeler ile anadil konuşma haklarına ve özerk yönetim isteklerine hoşgörü ile bakacağız.

Bunu düşünmeyenler oturdukları koltukları bırakmamak için günübirlik politikalarla üç-beş oy daha nereden alırım hesapları yapanlardır.

Reklamlar

SURİYE DOSYASI : Suriye’ye ‘mühimmat yüklü TIR’lar gönderildi’ iddiası

CHP’li Mahmut Tanal, Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü bahçesinde bulunan ve MİT’e ait olduğu iddia edilen TIR’ları sordu.

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü bahçesindeki 3 adet TIR’ın “MİT’e ait olduğu, içlerinde mühimmat bulunduğu ve Suriye’deki muhaliflere gönderildiği” iddialarını Meclis’e taşıdı.

ANKA’nın haberine göre Tanal, İçişleri Bakanı Sebahattin Öztürk’ün yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına verdiği soru önergesinde şöyle dedi:

“6 Mayıs 2015 tarihi akşam saatlerinde Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü’nün bahçesinde bulunan 3 adet tırın içinde ne bulunmaktadır?

Bu tırların ön plakaları ile arka plakaları neden farklıdır?

Bu tırlardan birisinin arka plakası 06 VKP 49 iken ön plakası neden 06 BF 6634’dür?

Bu TIR’ların ön plakaları ile arka plakaları neden farklıdır?

Bu tırların 7 Mayıs 2015 tarihi saat 06:30 civarında Akçakale Sınır Kapısı istikametine doğru gitmesinin sebepleri nelerdir?

Bu tırlar Suriye’ye mi gitmektedir? Kimlere ne tür malzemeler götürülmektedir? Bu tırlar Milli İstihbarat Teşkilatı’na mı aittir?

İçlerinde silah vs. gibi mühimmat mı bulunmaktadır? Bu tırların etrafına kimsenin yaklaştırılmamasının ve sıkı korunmasının sebepleri nelerdir?”

SURİYE DOSYASI : Suriyeli istihbaratçı Ali Memlük’le ilgili iddialar doğru mu ?

İngiliz Daily Telegraph gazetesinin Suriyeli istihbaratçı Ali Memlük’ün "Türk istihbaratıyla haberleşip darbe planı yaptığı şüphesiyle ev hapsine alındığı" haberinin doğru olup olmadığı tartışılıyor.

İngiliz Daily Telegraph gazetesinin, "Suriyeli istihbaratçı Ali Memlük’ün Türk istihbaratıyla haberleşip darbe planları yaptığı şüphesiyle ev hapsine alındığı" yönündeki haberinin yankıları bugün de İngiliz ve Arap basınında sürüyor.

Bazı yayın organları haberin doğruluğuna şüpheyle yaklaşırken bazılarıysa doğru olduğunu bildiriyor.

Daily Telegraph dün Ali Memlük’ün "aracılar vasıtasıyla Türk istihbaratıyla iletişime geçip darbe planı yapma şüphesiyle ev hapsine atıldığını" yazmıştı.

Daily Telegraph: MİT’le temas kuran Suriyeli istihbarat yetkilisi ev hapsinde – Haber okumak için tıklayın

Memlük, Suriye’de, Türkiye’deki Milli Güvenlik Kurulu’na (MGK) benzer bir yapı olan Ulusal Güvenlik Bürosu’nun başkanı.

Haberde Memlük’ün, İranlı yetkililerin Suriye yönetiminde artan ağırlığından rahatsız olduğu iddiası da gündeme taşınıyordu.

Times’a bazı kaynaklar doğruladı

İngiliz Times gazetesi bugün, silahlı muhalif gruplardan bir yetkilinin ve bir Batılı kaynağın iddiaları doğruladığını bildirdi.

Times‘a konuşan, farklı silahlı grupları bünyesinde barındıran Güney Cephesi adlı muhalif gruptan Issam Rayes konuyla ilgili en güncel gelişmenin "ev hapsinde görevli muhafızların değiştirilmesi ve Memlük’ün yaklaşık 10 gündür evden ayrılmaması olduğunu" söyledi.

Gazete, bir Batılı kaynağın da haberin güvenilir olduğunu söylediğini bildirdi.

Ancak gazete iddialara şüpheyle yaklaşan Batılı kaynaklar olduğunu da yazdı.

Sherlock haberin arkasında

Haberi yazan gazeteci Ruth Sherlock da Twitter hesabında haberi savundu ve haberin bazı bölümlerinin yanlış yorumladığını belirtti.

Sherlock, haberin Memlük’ün bir darbe planı içinde yer aldığını teyit etmediğini söyledi ve Memlük’ün böyle bir şüphe nedeniyle ev hapsinde tutulduğunu belirtti.

Sherlock ayrıca iddia edildiği gibi haberde Memlük’ün hapiste olduğunu değil ev hapsinde olduğunu yazdığını bildirdi.

Katar merkezli Zaman el-Wasl gazetesi de iddiaların doğru olduğunu yazdı.

Guardian şüpheli

İngiliz Guardian gazetesi ise Beyrut’taki diplomatların ve Suriye’deki kaynakların ev hapsi iddiasını doğrulayamadığını yazdı.

Gazete ayrıca Memlük’ün geçen hafta Şam’daki ofisinde bir ziyaretçi ağırladığını öğrendiğini de aktardı.

Guardian ek olarak "Suriyeli ve bağımsız uzmanlar Memlük’ün İran’la iyi ilişkiler sürdürdüğünde ve ev hapsi haberinin mantıksız olduğunda ısrar ediyor" diye yazdı.

Spekülasyon iddiası

Şam’da bulunan gazeteci Hediye Levent ise BBC Türkçe’ye verdiği bilgide "konuştuğu hükümete yakın bir kaynağın iddianın doğru olmadığını, daha önce Faruk Eş-Şara dahil pekçok isim için benzer iddialar ortaya atıldığını söylediğini" belirtti.

Suriye’nin kuzeyinde İdlib kenti ve Cisr Eş Şugur ilçesinin Fetih Ordusu adlı, İslamcı grupların oluşturduğu çatı örgütünün eline geçmesi ardından Suriye yönetimi içindeki çatlakların derinleştiği iddiaları arttı.

Suriyeli yetkililer sık sık, bu tür iddiaların spekülasyon olduğunu ve bir psikolojik savaşın parçası olarak ortaya atıldığını söylüyor.

SURİYE DOSYASI : Örtülü operasyonlar Suriye’de hızlandı

Suudi Arabistan ve Katar parasal destek verirken, aralarında CIA, MOSSAD ve MİT’in de olduğu istihbarat örgütleri doğrudan devreye girdi. Kaynaklar ‘Esad’ın bölgelerinde ses getiren suikastlar düzenleyip panik havası yaratmaya çalışıyorlar. Amaç, Cenevre 3 görüşmelerinde Şam’ın gücünü önlemek’ yorumu yapıyor

Suriye’de aralarında CIA, MOSSAD ve MİT’in de olduğu istihbarat örgütleri devrede. İstihbarat örgütlerinin kontrolündeki silahlı gruplar örtülü operasyonları hızlandırdı.

Suriye’nin içinde bulunduğu durumun ele alınacağı “Cenevre 3”ün öncesinde Suriye yönetimine yönelik saldırılar yoğunlaştı. Esad yönetimi birçok merkezde kontrolü ele geçirmişti. Halep’te terör grupları iyice şehrin dışına sürülmüştü. Esat son hamleyi yapmak için hazırlıklarını sürdürüyordu. İşte tam bu aşamada, havaların ısınmasıyla birlikte Türkiye ve Ürdün üzerinden terör gruplarına destek arttırıldı.

Suudi Arabistan ve Katar parasal destek verirken, aralarında CIA, MOSSAD ve MİT’in de olduğu istihbarat örgütleri doğrudan devreye girdikleri öğrenildi. Gelişmelerle ilgili olarak Aydınlık’a bilgi veren kaynaklar şunları söylediler:

“Kamuoyu Eğit-Donatla oyalanırken Suriye’deki terör gruıplarından özel birlikler oluşturuldu. Bunların eğitimi bizzat Suriye sınırları içinde gerçekleştirildi. Bunların önemli bir bölümü zaten Afganistan, Libya ve Irak’ta tecrübe kazanmış kişilerdi.

Bunlara Özel Kuvvetlerden emekli olmuş daha önce Libya’da Kaddafi devrilirken kullanılan ekipler de eklendi. Bunları MİT organize etti. CIA ve MOSSAD da kendi kullandığı paralı askerlerini bölgeye yerleştirdi. Son günlerde İdlip ve çevresinde yaşananlar bunların eseri.”

İDLİP ve çevresinin Şam-Halep ve Şam-Lazkiye bağını koparmayı amaçladığını vurgulayan kaynaklar, “Şu anda bir taraftan bu bölgeleri kontrol altına alma çabaları sürerken, diğer taraftan Esad’ın hakim olduğu bölgelerde suikast ve ses getirici patlamalara yöneldiler. Panik havası yaratıp Şam’ın direnci kırılmaya çalışılıyor. Bu gelişmelerin bir amacı da ‘Cenevre 3’ görüşmeleri. Şam yönetiminin masaya eli güçlü oturması önlenmek isteniyor. Ancak Şam yönetimi her adımı tartarak atıyor. Önümüzdeki günlerde büyük bir karşı saldırıya geçerse sürpriz olmaz. Daha önce de benzer taktikler izlediler. Şam’ın en büyüğk avantajı halk desteği arkasında olması. Esad yönetimine karşı savaşanlar Suriyeli değil. Zora düştüler mi bölgeyi terk etmeye hazırlar” görüşünü savundular.

AKP DOĞRUDAN İÇİNDE

Bu gelişmeler yaşanırken AKP Hükümetinin de Suriye’ye yönelik terör faaliyetlerinin doğrudan içinde olduğu belirlendi. Suriye sınırını terör grupları için açık tutan hükümetin son dönemde Esad’a karşı silahlı mücadele eden gruplara Türkiye üzerinden modern silahlar sevkettiği, bunlar arasında Suriye savaş uçaklarına yönelik silahların da bulunduğu bildirildi. Bölgedeki gelişmeleri yakından takip eden bir yetkili bu konuda şu bilgileri verdi:

“Farkındaysanız hükümet son günlerde MİT TIR’ları ile ilgili davada çok sert bir tutum içinde. Olayı paralel yapıyla mücadele diye sunsa da bu gerçek değil. O olayın karışık olduğu doğru. Silah sevkiyatına yol verenler Hükümeti kontrol altına almak için suçüstü durumu da yaptılar. Oyun içinde oyun sözkonusu. Ama yapılan iş uluslar arası hukuka göre açıkça suç. Hükümet iyice suça battığı için geri dönüş yaparsa daha büyük sorumnlarla karşılaşacağını biliyor. Bu nedenle sonuna kadar gitmeye niyetli. Kurtuluşu Esad’ın devrilmesinde ve kaosta buluyor. O nedenle de risk alıyor.”

SURİYE DOSYASI : ‘Suriye Muhaberat Başkanı, MİT ile görüşüp darbe planı yaptı’ iddiası

Suriye Muhaberat Başkanı Ali Memlük’ün, MİT ile darbe planı yaptığı şüphesiyle ev hapsine mahkum edildiği iddia edildi

Suriye’de istihbarattan sorumlu Ulusal Güvenlik Birimi’nin (Muhaberat) Başkanı Ali Memlük’ün, Türkiye istihbaratıyla iletişime geçip darbe planı yaptığı şüphesiyle ev hapsine mahkum edildiği öne sürüldü.

The Daily Telegraph gazetesi, Muhaberat Başkanı Ali Memlük’ün, Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ile iletişim halinde olduğu ve darbe planı yaptığı gerekçesiyle ev hapsine mahkum edildiğini yazdı. Darbe planından haberi olduğu belirtilen rejimin içinden üst düzey bir yetkili, gazeteye yaptığı açıklamada, “Memlük bir aracı vasıtasıyla Türk istihbaratıyla iletişim kuruyordu” dedi.

Rudaw’da yayımlanan habere göre Memlük’ün ayrıca, 1980’lerde darbe girişiminde bulunmakla suçlanan ve yıllardır sürgünde yaşayan Beşar Esad’ın amcası Rıfat Esad’la bağlantıya geçtiği belirtildi. Adının açıklanmasını istemeyen yetkili, “Suriyeli yetkililer ve ordu içinde Rıfat’ın geri dönmesi yönünde büyük bir istek var” dedi.

Haberde, Esad’ın rejime “yakın çevreyi” bir arada tutmakta zorlandığı belirtilirken, Memlük ev hapsine atılmadan önce de istihbarat ağlarının çalkantılı olduğunu yazdı.

SURİYE DOSYASI /// NECDET BULUZ : Suriye bilmecesi.

NECDET BULUZ

Suriye’de çıkan iç çatışmalarda Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar birlikte hareket edip, Esad’ın devrilmesi için Suriye’deki muhalifleri destekleme kararı almıştı. Ancak, aradan geçen yıldan bu yana, Esad ayakta kalmayı başardı. Muhalifler ise bir türlü bir araya gelemedi.

Bölgede Şii yayılmacılığının önlenmesinde Suriye’deki dengelerin değişmesi için yapılan bunca çabanın sonuç vermemesi ve IŞİD tehlikesinin ortaya çıkması Amerika’nın politikalarını da değiştirdi. Obama yönetimi” Aşırı İslamcı radikal örgütler Suriye’de iş başında olmaktansa biz Esad ile birlikte olmaya razıyız” noktasına geldiler.

El Kaide’nin Suriye kolu El Nusra Cephesi, Amerika’nın mücadele ettiği bir radikal terörist grup olarak değerlendiriliyor. Ancak, bu gruba başta Türkiye olmak üzere, Esad’ın devrilmesi için mücadele eden Suudi Arabistan ve Katar’ın da destek verdiği iddia ediliyor. Amerika’nın bu durumdan son derece endişeli olduğunu da biliyoruz.

Şimdi El Nusra cephesi, Esad’a karşı bir zafer kazandı. Nusra liderliğindeki cihatçı grupların oluşturduğu Fetih Ordusu son derece stratejik bir konumda olan İdlib’i ele geçirdi. Bununla kalmayıp, cephe büyüttü ve Cisr eş Şuğur ile bir askeri üssü daha düşürdü.

Suriye’de Esad’a karşı elde edilen bu ilerleme, öyle görünüyor ki Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar’ı heyecanlandı. Bu nedenle de günlerdir iddia edilen “Türkiye Suriye’ye girecek” açıklamaları gündeme bomba gibi düştü. Zaten, bu konuda Türkiye ile Suudi Arabistan arasında bir anlaşmanın var olduğu da belirtiliyor.

İşin ilginç yönü, böyle bir operasyona Amerika’nın sıcak bakıp bakmayacağıdır. Eğer, Amerika ikili oynamıyor, böyle bir operasyona sıcak bakıyorsa bu işin Türkiye açısından tehlikeli bir oyun olabileceğini düşünüyoruz. Bu noktada da Amerika’nın başka bir hesabının olabileceğini düşünüyoruz. Türkiye’nin tuzağa düşürülüp batağa sürüklenebileceği ihtimalini yok sayamayız.

Türkiye ile Suudi Arabistan’ın Suriye’de Beşşar Esad yönetimini devirmek için ittifak kurduğunu Türkiye’den ismi açıklanmayan yetkililer Associated Press (AP) ajansına doğruladı. İki ülkenin ABD’nin aşırılıkçı gruplara yardım etmeyle ilgili endişelerini bir kenara attıklarına vurgu yapan AP, Obama yönetiminin yeni ittifaktan endişe duyduğunu, zira radikal İslamcı grupların Nusra liderliğinde birleşip Esad’ı devirmesini istemediğini belirtti. Ancak, Obama’nın yeni bir stratejiyi ortaya koymak için politika değiştirmiş olabileceğini de düşünüyoruz.
Suriye batağı, Türkiye için tam bir tuzak olabilir.

Suriye’ye yapılabilecek bir müdahalede Rusya, İran, Irak gibi ülkeleri karşımıza alacağız.

İç güvenliğimiz tehlikeye girecek. Böyle bir durum karşısında hiç kuşkusuz 7 Haziran’da yapılacak olan seçimlerin iptali gündeme gelecektir.

Zaten uzun zamandır seslendirilen “Seçimler iptal olabilir mi?” sorusuna da böylece yanıt verilmiş olacaktır. Çünkü iktidar partisinin seçimleri kaybedeceği ihtimalleri görülüyor. Yapılan kamuoyu araştırmaları bu gerçeği ortaya koyuyor. Bu nedenle seçimlerin bir şekilde iptal edilebileceği senaryoları ortalarda dolaşıyor. Suriye’ye operasyon bunun nedeni olabilir.
Amerika’nın onayı ve desteği olmadan bir Suriye operasyonu mümkün değil. Bu konuda çeşitli açıklamalar da var.

Oklahoma Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Merkezi Direktörü Joshua Landis “Suudiler keselerini açtı ve Amerikalılar onlara ‘bunu yapma’ diyemez. Salman’ın İran’a karşı çabaları, Kral Abdullah’tan farklı olarak Müslüman Kardeşler’den öncelikli gördüğü aşikâr” dedi. Bunun özellikle Türkiye için tehlikeli bir oyun olduğunu söyleyen Landis, “Ortadoğu’da her güç İslamcıların gücünü kendi çıkarları için kullanmayı denedi. Ama her seferinde ters tepti” şeklinde görüşlerini dile getirdi.

Şu gerçek unutulmamalıdır:

Gerek Amerika’nın, gerekse Batı’nın şimdiki hedefi, Müslümanları Müslümanlarla çatıştırmak, zayıflatmak, gelecekte bölgede bir mezhep çatışması ile bu işi noktalamaktır. Böylece İsrail’in güçlenmesi ve bölgede ikinci bir Amerika olmasının yolu da açılmış olacaktır.

ABD Başkanı Obama, sık sık yaptığı açıklamalarında “İsrail bizim için bölgede bütün müttefiklerimizden daha önemlidir. İsrail’in güvenliğinin sağlanmasında her türlü önlemi almaktan kaçınmayız” diyor.

Aslında, Suriye senaryoları nerede noktalanırsa noktalansın, bu işten en karlı çıkacak olan İsrail olacaktır. İsrail’in güçlenmesine, yayılmacı politikalarına böylece destek veriliyor.

Suriye’ye yapılacak bir askeri operasyonda 70 bin askerin görev alması hedefleniyor. Amerika’nın Eski Genelkurmay Başkanı Dampsey’in geçmişte yaptığı açıklamayı anımsadığımızda böyle bir operasyonun boyutlarının çok büyük olabileceğini görüyoruz. Bu operasyonda da Türk askerinin kullanılacağını söyleyebiliriz. Suudiler ve Katar bu işin sadece parasal alanında olacaklardır.

Biz, Suriye’yi iç çatışmaların başladığı günden bugüne kadar Türkiye için bir bataklık olarak gördük ve değerlendirdik. Şimdi, bazı senaryolar üretilerek bizi bu batağa sokmaya çalışanlar var bu konuda çok daha dikkatli olmamız gereken bir noktada olduğumuzun altını çizmek istedik.

necdetbuluz
necdetes

SURİYE DOSYASI /// ÖMER SAĞLAM : Suriyeliler derhal sınır dışı e dilmelidir…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçenlerde Mersin’de yapmış olduğu bir konuşmada sarf ettiği “Ülkemizde barınan Suriyelileri ülkelerine geri göndereceğiz” şeklindeki sözlerinden hareketle facebook’ta “Alkışlıyorum” başlıklı şu yorumu yapmıştım:

Kemal Kılıçdaroğlu: ‘Suriyelileri geri göndereceğiz’ dedi. Kılıçdaroğlu’nu alkışlıyorum. Aynı çıkışı MHP’den de bekliyorum. Zira Suriyelilerin içinde 1915 yılında Tehcire tabi tutularak Suriye’de özellikle Halep civarına yerleştirilen Ermenilerin torunları da var! Bu adamlar derhal sınır dışı edilmelidir.”

Yapmış olduğum bu yorum, CHP’ye oy veren ve sempati duyan okuyucularım ve takipçilerim tarafından büyük ilgi görmüş durumda. CHP adına kurulduğu söylenen bir facebook grubunda 300’e yakın kişi bu yorumu beğendiğini söylemiş. Ayrıca yapmış oldukları yorumlarla bana iştirak etmişler. Yapılan yorumlardan bazıları şöyle:

Ünal Yıldırım: “Türkiyedeki Suriyelilerin tamamı rejime muhalif unsurlardır. akp+abd+israil +suud+katar+urdun oyun planını için getirildiler. Rusya oyunu bozdu, tutmadı. Bunların barındığı kamplar, işid daiş nusra çeteleri niın insan kaynak merkezleridir buralar. Dağıtılımazsa Suriye katil sürülerini alinden kısa zamanda kurtulamaz.”

Hamiyet Güngör: “En büyük vaad.”

Ada Ayçin: “İnşallah en kısa zaman da”

Nalan Saraçoğlu: ” İNŞALLAHHH…”

Nesrin Süvari Bakkal: “CHP ye de bu yakışır. Bravo valla, gitsinler…”

Emel Kızılay: “E yani gitsinler artık sırtımızdan geçinip, hakkımızı yedikleri yeter artık”

TC Nevin Gürses: “Gitsinler…”

Naz Karadaş: “Geç kaldınız”

T.c. Necla Aygün: “Evet kesinlikle ülkelerine gitmeliler”

Elif Kaygusuz: “Türkiye Türklerindir; herkes yurdunda yaşasın”

TC Aysel Günay: “2 milyon Suriyeli geri gönderilmeli; gördükçe çok üzülüyorum.”

TC Sündüz Bozkurt: “Harika olur .Üç kuruşluk emekli maaşımızla onları beslemeye mecbur değiliz. Kendi ekmeğini yediği ülkeye ihanet edenler burada neler yapmaz ki.Eğer Hükümetler sevap yapmak istiyorsa kendi öz vatandaşına yapsın; birçok mağdurumuź hastamız işsizimiz var onlarla ilgilensin..”

Evet; görüldüğü gibi çoğu bayan olan CHP’li okurlarımın ve takipçilerimin görüşleri bu meyanda. Diğer yorumlar da bu minval üzeredir, sadece bir bölümünü alabildim buraya.

Aynı yorumu, başka facebook gruplarında da paylaştım. Ancak nedense bu yoruma en çok rağbeti CHP’li seçmenler göstermiş bulunuyor. Demek ki; Kemal Kılıçdaroğlu, Mersin’de bu sözü rastgele söylememiş. Tabanının ortak sesini dile getirmiş. Kutluyorum, CHP Genel Başkanı’nı ve CHP’li seçmeni. Şahsen benim kanaatim de bu yöndedir. Bu adamlar hiç vakit geçirilmeden ülkelerine gönderilmelidir. Yani toptan sınır dışı edilmelidir!

Kemal Bey’in, Suriyeliler konusunda sarf etmiş olduğu sözleri duyan dinci gazete Vakit hemen manşeti atmış: “Kılıçdaroğlu’u açıkladı: Suriyelileri kovacağım“. Kılıçdaroğlu tam olarak öyle demedi elbette, ancak öyle dese bile yeri vardır. Zira bu topraklar, hainlerin sığındıkları güvenli bir liman değildir. Bu ülke, her önüne gelenin bedavadan karnını doyurduğu “Hacı Baba Tekkesi” değildir. Bu coğrafyanın vatan yapılmasında rolü olmayanların, bu topraklar için kan ve ter dökmeyenlerin, bu toprakların nimetlerinden istifade etme hakları da yoktur. Neymiş efendim; “Kur’an, bütün Müslümanların kardeş olduğunu söylüyor. Onun için Suriyeli Müslüman kardeşlerimize yardım etmemiz dini bir vecibedir…”.

Hadi canım sen de; siz hangi Müslüman kardeşimizden, hangi İslam’dan bahsediyorsunuz? Suriye’den gelenler ne kadar Müslümanlar? Suriye’den gelenlerin kaçı gerçek anlamda Müslüman? Ülkesinin altını üstüne getiren, kurulu düzeni bozan, sonra da kıçı sıkışınca ülkesini terk edip yabancı ülkelere sığınan adamlara hiç Müslüman mı denirmiş? Ya da diğer kardeşleri Beşar Esat’a karşı mücadele ederken, Türkiye’ye kapağı atıp yan gelip yatan insanlara hiç Müslüman mı denirmiş? Sen önce Beşar Esat’ı karşına al, Suriye’nin iç işlerine alabildiğine burnunu sok, Suudi Arabistan, Katar, Ürdün, ABD ve İsrail ile bazen örtülü, bazen de açıktan işbirliği yaparak Suriye’nin düzenini boz, arkasından da gaza getirip devlet düzenine karşı çıkardığın adamlar Beşar Esat karşısında mağlup olup kapına dayanınca mecburen kapılarını aç!

Allah’ın Ayetlerini Çarpıtıyorsunuz!

Hayır efendim; sizin yaptığınız, Kur’an’da geçen “İnnemel mü’minûne ihvetün=Bütün Müminler kardeştir…” ayetinin gereğini yaparak, Müslüman kardeşlerine yardım etmek değil, hatalarınızın, günahlarınızın bedelini ödemektir. Çünkü Suriye’deki muhalefeti siz tahrik edip, ayaklandırdınız. Onları siz harekete geçirdiniz. Şimdi de bedelini ödüyorsunuz! Daha doğrusu, kendi hatanızın bedelini bize, yani topyekun Türk Milleti’ne ödetiyorsunuz. Hem de Allah’ın ayetlerini çarpıtma pahasına yapıyorsunuz bütün bunları.

Zira “Biz Suriyelilerle din kardeşiyiz, onun için onlara yardım etmek zorundayız…” şeklindeki gerçek dışı propagandanıza dayanak teşkil eden ayetin tam anlamı şöyledir: “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki esirgenesiniz.”(K.Kerim, Hucurât/10).

Oysa siz sadece ayetin baş kısmını alıyorsunuz. Yani Türk halkına sadece ayetin baş kısmını anlatıp, ülkemize sığınan yaklaşık 2 milyon Suriyeliye bu ayetin emri gereğince yardım ettiğinizi söyleyerek yalan söylüyorsunuz. Oysa yapılması gereken, ayetin ikinci kısmıdır. Yani “Müslüman kardeşlerinizin arasını bulmak…” Peki, bunun gereğini yapıyor musunuz? Suriye’de muhalefetle Beşar Esat yönetiminin arasını bulmak için neler yaptınız bugüne kadar? Yapmadınız değil mi? Hatta Suriye’de muhalefetle Esat’ın arasını bulmak isteyenlere karşı çıktınız, onları suçladınız. Bunun için sözüm ona “Şerefli Yalnızlık”ı tercih ettiniz. Suriye muhalefetine alabildiğine yardım ettiniz. Suriyeli muhalefet liderlerine muteber adam muamelesi yaptınız, onları Türkiye’de ağırladınız ve Türkiye’de toplantılar yapmalarına imkân tanıdınız. Bütün bu hatalarınızı, “İslam Kardeşliği” geyikleriyle 2 milyon Suriyeliye hazinemizden 5 milyar dolar harcayarak Türk Milleti’ni saf yerine koydunuz.

Ancak hayır; Türk Halkı aptal ve saf değildir. Bütün gerçekleri görüyor. İşte yukarıda örneklerini verdim; Türk insanı artık bu ülkede barındırılmakta olan ve bütün ülke sathına yayılarak sokaklarımızı işgal eden ve halkımızın merhamet duygularını alabildiğine sömüren bu insanlardan huzursuzdur kardeşim. Artık bu insanların, ülkelerine gönderilmesini istiyor insanlarımız.

Kılıçdaroğlu Ne Demişti?

Kılıçdaroğlu’nun, yandaş ve dinci basının “Kılıçdaroğlu Suriyelileri Kovacak” şeklinde yanlı ve yanlış manşetler atmasına sebep olan ve Mersin’de dile getirdiği sözleri şöyledir:

“Sözüm söz, Ortadoğu’ya barışı getireceğiz. Hiçbir ülkenin iç işlerine karışmayacağız. Suriyeli kardeşlerimizi de geri göndereceğiz. Kusura bakmayın. Her insan doğduğu toprakta mutlu olur, her insan ülkesinde mutlu olur. Oraya birileri silah gönderdi, biz dostluğumuzu göndereceğiz. Birileri silah gönderdi, biz kardeşliğimizi göndereceğiz. Biz o akrabalarımızla beraber oturacağız, konuşacağız. Ülkelerindeki sorunları beraber çözeceğiz. Sözüm söz, Ortadoğu’ya barışı biz getiririz. Çünkü bizim yüreğimizde insan sevgisi var. Çünkü biz insanı seviyoruz, insana saygı duyuyoruz. Temel kuralımız bu…”(1).

Aynı Çıkışı Bahçeli’den de Bekliyoruz

Peki; bu sözlerin içinde hiç kovmak ve def etmek fiili var mı? Yok. Kılıçdaroğlu, yapılması gerekeni söylüyor. Dolayısıyla; kendisini içtenlikle kutluyorum. Çünkü doğru ve isabetli yaklaşımlardır bunlar. Üstelik aynı şeyi MHP lideri Sayın Bahçeli’den de bekliyoruz. MHP de, Suriyeliler konusundaki tavrını net bir şekilde ortaya koymalı ve bu insanları sınır dışı edeceğini açıkça dile getirmelidir. Zira böyle “din kardeşliği”, böyle “İslam kardeşliği” filan olmaz. Türkiyeli din kardeşlerinizin hakkı olan kaynakları, sözüm ona Suriyeli din kardeşlerinize peşkeş çekerek din kardeşliği yapılmaz.

Bu sebeple, Sayın Bahçeli’nin 2013 yılında yapmış olduğu bir konuşmada dile getirdiği şu hususların gereğini yapmasını ve hatta MHP’nin yarın açıklanacak seçim beyannamesinde bu konuyu açıkça dillendirmelerini bekliyoruz. Bahçeli, 2013 yılında Kütahya’nın Domaniç ilçesinde düzenlenen Hayme Anayı Anma Şenlikleri’nde yapmış olduğu konuşmada şöyle demişti bu konuda:

“Başbakanın Domaniç‘ten haberi yoktur. Domaniçli ne yer, ne içer, ne giyer başbakan ve hükümetinin gündeminde ve umurlarında değildir. Başbakan Gezi Parkı’yla oyalanırken, hala Gezi Parkı üzerinden nemalanmaya ve oy devşirmeye çalışırken bu ilçemiz aklında bile değildir. Başbakan Erdoğan, sizlerin şu yoklukla kıtlıkla ödediğiniz vergileri Suriyeli muhaliflere saçmaktadır. Mısırdakilere dağıtmakta, Mursi’ye peşkeş çekmektedir. Bölücüler için sarf etmektedir. İmralı canisinin yattığı hücresini baştan inşa etmek, yenilemek için harcamaktadır. Ama sıra size gelince bütçe dengesi hatırlatılmakta sözde ekonomik bahaneler ileri sürmektedir. Soruyorum hepinize sizler açken, işsizken ve çaresizken başbakan ve hükümetinin sağa sola kendi kazançları gibi para yağdırmasını ahlaklı buluyor musunuz? Geliriniz hızla erirken başbakan ve hükümetinin israfını meşru ve insaflı görüyor musunuz?”(2).

Özetleyecek olursak; ülkemizde yıllardır barındırılmakta olan ve bunun için milli servetimizden 5 milyar doların üzerinde bir payı sarf ettiğimiz 2 milyon Suriyeli’nin, öncelikle, güzellikle ve güvenlikleri garanti altına alınarak ülkelerine dönmeleri temin edilmeli, güzellik işe yaramazsa bu sefer zorla sınır dışı edilmelidirler. Aksi durumda biz, sizin lanse etmeye çalıştığınız ve siyasi menfaatlerinize alet ettiğiniz bu şekildeki İslam kardeşliğini tanımıyoruz beyler. Bunun adı kardeşlik filan değildir çünkü. Bunun adı düpedüz enayiliktir, kerizliktir ve Suriye konusunda yapılan siyasi hataları gizlemeye çalışmaktır. Üstelik bu adamlar sınırdan ülkemize girerken gerekli ve yeterli incelemenin yapıldığını da sanmıyoruz. Bunların, kimler olduğunu, aralarında Türk düşmanlarının bulunup bulunmadığını, mesela bu insanların arasında PKK militanlarının ve 1915 yılında Tehcir’e tabi tutularak Suriye topraklarına yerleştirilen Ermenilerin torunlarının da olup olmadığını biliyor musunuz? Hiç sanmıyorum.Çünkü biz, Suriye sınırımıza yeterince hakim değiliz şu anda. Sınırımız tıpkı bir makarna süzgeci gibi delik deşiktir. Her önüne gelen elini kolunu sallayarak gelip gidiyor Türkiye ile Suriye arasında. Ülkemize yerleşmelerine göz yumulan bu insanların zaman zaman kendi aralarında kavga yaparak şehirlerimizin huzurunu kaçırdıkları da cabasıdır…

1- http://www.bugun.com.tr/son-dakika/kilicdaroglu-suriyeli–haberi/1605325,

2- http://www.haberler.com/bahceli-vergiler-suriyeli-muhaliflere-5007395-haberi/