Etiket arşivi: YOLSUZLUK DOSYASI

YOLSUZLUK DOSYASI : AKP YOLSUZLUKTA SINIR TANIMIYOR

AK PARTİ DOSYASI /// PROFESÖR NURŞEN MAZICI : ” AKP’ nin 687 yolsuzluk dosyasını cemaat kapattı “

" AKP’ nin 687 yolsuzluk dosyasını cemaat kapattı "

CNN Türk’ te yayınlanan Aykırı Sorular programına katılan Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Nurşen Mazıcı Yolsuzluk Operasyonu sonrası başlayan Cemaat – AKP kavgasını değerlendirdi.

Cumhuriyet.com.tr

İŞTE NURŞEN MAZICI’ NIN KONUŞMASININ SATIR BAŞLARI

* AKP aleyhinde açılmış 687 tane yolsuzluk dosyası var. Ve bunların hepsini cemaat kapattı.

* Cemaat çok yedi. Zenginleştiler ve artık Nur Cemaati burjuvalaştı. Öbür cemaatler de bana da bana da diyor. AKP’ ye desteğin sürmesinin sebebi bu…

* Ben şuan bir partinin başında olsaydım 81 ilde bu yolsuzluk operasyonunu protesto mitingleri düzenlerdim. AKP’ yi istifaya zorlardım. Ama bunu hiçbir parti yapmıyor.

* Menderes Laik nitelikli bir isimdi. Ne namaz kılardı ne de oruç tutardı. Ama şu islâmcıları yanıma çekeyim; nasıl olsa yok ederim demişti. Ama olmadı işte onlar onu yoketti.

YOLSUZLUK DOSYASI /// Doğan Kasadolu : Bana, bankalarla ilgili istihbarat toplama görevi verildi

Ünlü işadamı Korkmaz Yiğit’in aralarında Soma Holding’in sahibi Alp Gürkan’ın da bulunduğu toplam 16 sanık ile birlikte "suç örgütü kurmak", "hileli iflas" ve "nitelikli dolandırıcılık" gibi suçlardan yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya sanıklardan Korkmaz Yiğit, Ayhan Yılmaz ve Gürbüz Yiğit ile şikayetçi Doğan Kasadolu ile taraf avukatları hazır bulundu. Mahkeme Başkanı, şikayetçi Süleyman Cemil Bahadır’ın sanıklar Alp Gürkan ve Kemal Gülman’ın TMSF ile yaptığı sulh anlaşmalarının içeriğinin sorulmasına ilişkin bir dilekçe sunduğunu tutanağa yazdırdı.

"VATANDAŞ OLARAK MAĞDUR DURUMDAYIM"

Şikayetçi Doğan Kasadolu, "Korkmaz Yiğit ve Sema Cıngıllıoğlu ile ilgili şikayetim bulunmaktadır. Hileli iflas ve mal kaçırma ile ilgili suçlardan dolayı bir vatandaş olarak mağdur durumdayım. Bireysel bir mağduriyetten bahsedilmese de toplum olarak mağdur olduk. Bunun dışında Korkmaz Yiğit’ten 2 ayrı dava nedeniyle 4 bin TL vekalet ücreti alacağım var. Bu alacağım bana icra dosyasına farklı kişiler tarafından yatırılmıştır. Bu süreç içerisinde iflas masası oluştuğundan dolayı iflas masası tarafından bana yatırılmamasından dolayı bu parayı iade ettim. İflas masası hesabına yatırdım. Dolayısıyla iflas masası tarafından bana yatırılmış bir para yoktur. Sanıklar Sema Cıngıllıoğlu ve Korkmaz Yiğit’ten şikayetçiyim. Mal kaçırma suçuna katılan diğer sanıklardan da şikayetçiyim. Davaya katılmak istiyorum" dedi.

BANKALARLA İLGİLİ İSTİHBARAT TOPLAMA GÖREVİ VERİLMİŞ

Kasadolu, "Korkmaz Yiğit, Kemal Gülman’ın adamı olduğum yönünde iddiada bulunmaktadır. Kemal Gülman ile herhangi bir ilişkim bulunmamaktadır. İş adamıyım. O tarihte Cumhurbaşkanı olan Ahmet Nejdet Sezer, Devlet Denetleme Kurulu’ndan Süreyya Turgut vasıtasıyla bankalarla ilgili istihbarat toplamam için görev verdi. Piyasadaki durumun araştırılması için istemde bulunmuştur. Bu istemin gereği olarak gerekli araştırmaları yaptım. Vatan sevgisiyle hareket ettim. Tek amacım plaket almaktı onu da TMSF verdi" diye konuştu.

"NE İSTİYOR BU İNSAN BENDEN?"

Sanık Korkmaz Yiğit ise "Hayatımda hiç tanımadığım, görmediğim, bilmediğim bir insan 8 yıldır sizinle niye uğraşır? Bu insanı hiç görmedim. Farkında olmadan bu insana ne yaptım. Ayağına mı bastım? Ne istiyor bu insan benden? Doğan Kasadolu benle alakalı olarak ‘Korkmaz Yiğit , Ergenekon‘un Allahı’dır ama dokunulmazlığı var. Üzeyir Garih’i Korkmaz Yiğit öldürdü’ diyor. Arkasından Adalet Bakanlığı’na suç duyurusunda bulundu. Adalet Bakanlığı bu insanla ilgili Cumhuriyet Savcılığına ‘Bu adamın akli dengesi yerinde midir?’ diye bir dilekçe gönderdi. Bu adam yüzünden bugüne kadar 50-60 savcıya ifade verdim" dedi.

"DEVLETE BORÇLARINI ÖDESİN"

Şikayetçi Doğan Kasadolu da, "Korkmaz Yiğit’i tanımıyorum. Sadece Sema Cıngıllıoğlu ile ilgili bir problem yaşamıştım. 2006’da bir saldırıya uğradım. Bu saldırı sonucu bana güvenlik sağlandı. Korkmaz Yiğit’ten talebim devlete olan borçlarını ödemesidir." dedi.

Mahkeme heyeti, şikayetçi Doğan Kasadolu’nun doğrudan zarar gören konumunda olmadığı gerekçesiyle katılma talebini reddetti. Heyet, Kemal Gülman’ın TMSF ile yapmış olduğu anlaşmanın bir örneğinin celbi için müzekkere yazılmasına karar vererek duruşmayı erteledi.

İDDİANAMEDEN

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Erdal Bağcı tarafından Kormaz Yiğit ve Alp Gürkan’ın da arasında yer aldığı 17 sanık hakkında hazırlanan iddianamede, Maliye Bakanlığı Denetim Kurulu Başkanlığı’nın 17 Nisan 2013 tarihli araştırma ve inceleme raporu ile toplanan delillere göre tacir sıfatına haiz Korkmaz Yiğit’in İstanbul 8’inci Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 23 Ekim 2008 tarihli kararı ile iflasına karar verildiği belirtiliyor. Yiğit’in borçlarını ödemediği, alacaklılarını zarara sokmak kastıyla mevcudunu gizlemek ve eksiltmek maksadıyla suç işlemek için örgüt oluşturduğu ifade ediliyor. Diğer şüphelilerin oluşturulan bu örgüte üye oldukları ve bu çerçevede Korkmaz Yiğit’in tapu işlemlerinde şüpheli Mehmet Erdoğan’ın adını göstermek suretiyle İstanbul Avcılar’da Ispartakule Tahtakale mevkilerinde Yoluç ailesinden bazı gayrımenkulleri aldığı iddia ediliyor.

Korkmaz Yiğit’in Mehmet Erdoğan üzerinden gelir getirici ticari faaliyetlerde bulunduğu, bu şekilde Mehmet Erdoğan adına gösterilmek suretiyle elde ettiği ticari gelir mahiyetindeki taşınmazların yine Mehmet Erdoğan üzerinden satışını yaptığı, bu fiile diğer şüphelilerin de katıldığı kaydediliyor. Suç tarihi olarak 2007-2011 yılları arasının gösterildiği iddianamede, müşteki-şüpheli Salih Alpaslan’ın şikayet dilekçesinde, Korkmaz Yiğit, Mehmet Erdoğan ve Alp Gürkan’ın da arasında bulunduğu 11 kişi ile bazı şirket yetkilileri hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, hileli iflas, birden fazla nitelikli dolandırıcılık, tehdit suçlarından dolayı şikayetçi olduğu belirtiliyor. Şüphelilerin bu eylemlerini örgütün korkutucu gücü ile yaparak hileli satışlar ile vergi kaçırdıklarını, "Banker Kastelli" adıyla tanınan Abidin Cevher Özden’in intiharına sebebiyet verdiklerini iddia ettiği ifade ediliyor. İşadamları Korkmaz Yiğit ve Alp Gürkan’ın da aralarında bulunduğu 17 sanığın, "suç örgütü kurmak", "hileli iflas" ve "nitelikli dolandırıcılık" gibi suçlardan 6 yıldan 18 yıla kadar değişen hapis cezalarına çarptırılması isteniyor.

YOLSUZLUK DOSYASI : Turkcell’in taşındığı tarihi bina Erdoğan’a yakın Rönesans İnşaat’a veri ldi

Turkcell, Taksim Tepebaşı’ndaki merkezini bırakıp Küçükyalı’ya taşındı. Tarihi bina Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı inşa eden Rönesans İnşaat’a verildi.

Turkcell, Taksim Tepebaşı’ndaki merkezini bırakıp Küçükyalı’ya taşındı. Turkcell’in kullandığı tarihi binadan ayrılmasının ardından “Bundan sonra ne olacak?” sorusu, iş dünyasının gündem maddelerinin birinci sırasında yer alıyor. Odatv’nin edindiği bilgilere göre; paha biçilemeyen tarihi bina Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı inşa eden Rönesans İnşaat’a verildi.

İş dünyası, Ak Saray’ı yapan şirkete tarihi binanın verilmesini “ödülünü aldı” şeklinde yorumladı.

TARİHİ BİNA OTEL OLACAK

Semtin simgelerinden olan Turkcell Tepebaşı Plaza, şehrin merkezindeki yerini bırakıp Küçükyalı’ya yerleşti. Tarihi binanın el değiştireceğinin gündeme gelmesinin ardından kulislerde “otel yapılacağı” yönünde görüşler paylaşılmıştı. İş dünyasının bu binayı otel olarak kullanacağının gündeme gelmesinde Galataport projesi ve İstanbul Sanayi Odası (İSO) Odakule binasının otel yapılması tartışmaları etkili olmuştu.

AK SARAY’IN MÜTEAHHİTİNE VERİLDİ

Odatv edindiği bilgilere göre; tarihi bina, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı inşa eden Rönesans İnşaat’a verildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı inşa eden Rönesans İnşaat’ın Yönetim Kurulu Başkanı Erman Ilıcak’a ödül vermişti. Ak Saray’ı inşa eden Rönesans İnşaat’ın 550 milyon TL kaynağa ihtiyacı olduğu ve bu nedenle bizzat Erdoğan’ın talimatıyla tarihi binanın bu şirkete verildiği iddialar arasında.

ŞİRKETLER OTEL OLUYOR

Galataport Projesi nedeniyle Kabataş, Fındıklı, Salıpazarı hattındaki genel müdürlük binaları boşaltılmıştı. Özellikle sigorta şirketleri taşınmaya zorlanmıştı.

İstiklal Caddesi üzerindeki tarihi binaların da butik otel yapılması için inşaat şirketlerine verilmeye başlandığı biliniyor.

TURKCELL’E "AK-CELL" ELEŞTİRİLERİ

Turkcell’in yönetimine geçen hafta, bakanlığı döneminde Egemen Bağış’ın özel kalem müdürü olan İbrahim Bayram’ın danışman göreviyle atandığı gündeme gelmişti. Turkcell’in adı yönetim kurulu değişikliklerinin ardından "Ak-cell" eleştirileri yöneltilmişti. Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv’in görevinden ayrılmasıyla birlikte, Turkcell yönetiminden son iki yılda ayrılanların sayısı da 8’i buldu.

Caner Taşpınar

Odatv.com

YOLSUZLUK DOSYASI : AK PARTİ DEVLET HAZİNESİNİ TAMTAKIR ETTİ VATANDAŞ BİZDENDİR DİYE SES İNİ ÇIKARMIYOR

ÜNLÜ GAZETECİ Mustafa Mutlu’DAN YOLSUZLUK İLE İLGİLİ 2 ÖNEMLİ İFŞAAT

Saygı Öztürk dünkü yazısında Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli’nin,

AKP’li bir işadamından 5,5 milyon liraya 30 lüks otomobil kiraladığını, bunlardan birini ünlü bir bakanın eşine tahsis ettiğini, diğer otomobillerinin bazılarını da AKP’li adayların seçim çalışmalarına gönderdiğini iddia etti…

VARAN BİİİİİR

R.Y.isimli vatandaş İzmir Menderes’teki bir alışveriş merkezindeki şekerciden 2 liralık lokum çalmış…

Önce gözaltına alınmış, sonra da hakkında dava açılmış…

Sadece mahkeme giderleri nereden bakarsanız bakın, en az 2 bin lira…

Sonuç;

R.Y.4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırılmış…

***

Ayakkabı kutularından çıkan 4,5 milyon liraya takipsizlik kararı vereceksin; bir de parayı iade ederken “faiz” ödeyeceksin…

Dönemin Başbakan’ın oğlunu ifadeye çağıran hakimi meslekten ihraç edip ifade vermeye gitmeyen “şehzade”yi hoş gereceksin…

Tüm bunların acısını nefsine hakim olamayıp alt tarafı 2 liralık lokumu mideye indiren adamdan çıkaracaksın!

Bunun adı “hukuk”, buna göz yaman devlet de “hukuk devleti” ise…

Ben artık ikisine de inanmıyorum!

VARAN İKİİİİİİİİ

YOLSUZLUK DOSYASI : Dünyanın en güzel kumsalını öldürdüler !

Dünyanın en güzel kumsalını öldürdüler!

Yusuf Yavuz

Muğla’nın Fethiye ilçesinde bulunan dünyaca ünlü turizm cenneti Ölüdeniz kumsalında kaçak olarak inşa edilen platform hakkında yıkım kararı çıktı. Ancak yöre halkı ve turizmciler sit alanında inşa edilen platformun kaldırılmasını beklerken 500 metrelik ucube yapı denize 30 metre daha yaklaştırıldı. Fethiyeli sivil toplum örgütleri ise uygulamayı protesto ederek kumsalı işgal eden yapının kaldırılmasını isterken, dünyanın en gözde plajlarından biri olarak anılan Ölüdeniz kumsalı, kaçak yapı yüzünden sıralamadan çıkarıldığı belirtildi.

Muğla’nın Fethiye ilçesinde bulunan dünyaca ünlü Ölüdeniz Belceğiz kumsalında kıyı kanununa aykırı ve kaçak olarak inşa edilerek restoran-kafe hizmeti veren platform, turizmcilerin ve yöre halkının tepkisini çekiyor. Hem Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇK), hem de 1. Derece Doğal SİT Alanı olarak iki ayrı koruma şemsiyesi altında olan Ölüdeniz kumsalında ruhsatsız olarak inşa edildiği belirtilen 500 metrekarelik platformun kıyı yasasını da ihlal ettiğini dile getiren esnaflar ve sivil toplum örgütü temsilcileri yapının bir an önce sökülmesini için yetkililere başvurdu.

SÖKÜLMESİ BEKLENEN PLATFORM DENİZE DAHA ÇOK YAKLAŞTIRILDI!

Ancak Fethiye Belediyesi’nin yıkım kararı aldığı kaçak yapı için Muğla Valiliği’nin onayı beklenirken platformun denize doğru 30 metre daha yaklaştırılması görenleri şaşkına çevirdi. Bunun üzerine kumsalda toplanan sivil toplum örgütleri uygulamayı protesto etti.

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ AYAĞA KALKTI

Fethiye Sivil Toplum Bileşenleri Likya Koruma Platformu adına basın açıklaması yapan Okyay Tirli, pergole olarak adlandırılan kafe bar işletmesinin acilen kaldırılmasını talep ederek, “Ölüdeniz dünyanın sayılı doğal plajlarından biridir. Ölüdeniz plajı ticari meta olarak görülmemelidir. Dünyanın gözbebeği olan ölüdeniz plajının özel şirketlere verilmesinin ne kadar yanlış olduğunu bir kez daha gördük. Ölüdeniz’de sürdürebilir turizmi destekleyen katılımcı çevreci yönetim politikaları yerel yönetim, esnaf ve sivil toplum örgütlerinin görüşleri alınarak oluşturulmalıdır” dedi.

ÖLÜDENİZ DÜNYANIN EN GÖZDE PLAJLARII LİSTESİNDEN ÇIKARILDI

Kıyı kanununa göre yasa dışı olan yapının kaldırılması için gereken şikâyetlerin yapıldığına da değinen Tirli, “Fethiye Belediyesi kaçak olduğuna dair tutanaklar tutmuş, yıkım kararı tebliğ edilmiş, yasal mevzuat gereği kaçak yapınızı kaldırın, kaldırmazsanız biz yıkıp, bedelini sizden alırız, süreci başlamıştır. Fethiye Kaymakamlığı’na gereken suç duyuruları yapılmıştır. Dünyanın en gözde plajı olan Ölüdeniz Belcekız plajı bu yapı yüzünden dünya sıralamasından çıkarılmıştır” diye konuştu.

‘BURADA KAMU YARARI YOK, BU İŞLETME AHLAKİ DEĞİL’

Kaçak yapı hakkında bir kez daha suç duyurusunda bulunduklarının altını çizen Tirli, “Ayrıca halkımız ve yabancı misafirlerimiz güneşlenirken, plajın ortasındaki bu kaçak cafe bar restorant da içki içilmesini ve oturulmasını ahlaki bulmuyoruz. T.C Anayasasının 43. maddesi kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kumsallar ve plajların kullanılmasında kamu yararı gözetir, denmektedir. Burada gördüğünüz gibi kamu yararı yoktur. Ölüdeniz sahipsiz değildir. Güneşlik adı altında yapılan yapının kaldırılarak, toplumun menfaati doğrultusunda halkın kullanımına açılmasını, toplumsal barışı koruyarak gereken yasal işlemlerin yapılarak kaçak yapının kaldırılmasını talep ediyoruz” dedi.

YOLSUZLUK DOSYASI : Bomba Reza Zarrab iddiası! Tuzak mı kuruldu ?

Tutuklu eski eski Organize Suçlarla Mücadele Müdürü Ardıç, 17 Aralık öncesi İstihbarat Şube’nin Reza Zarrab’a yönelik operasyonu yönetecek ekibi belirlemek için Mali Şube’ye tuzak kurduğunu ileri sürdü…

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından emniyet mensuplarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan eski Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Nazmi Ardıç, savcılık ifadesinde, 17 Aralık operasyonu öncesinde Reza Zarrab’a yönelik operasyonu hangi ekibin yönettiğinin belirlenmesi için İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerinin Mali Suçlarla Mücadele Şube ekiplerine “tuzak kurduklarını” iddia etti.

Milliyet’in haberine göre Ardıç, Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Yakup Saygılı’nın bu tuzağı fark ederek İstihbarat Şube ekiplerini tuzağa düşürdüğünü öne sürdü.

İstanbul merkezli yapılan operasyon kapsamında tutuklanan eski Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Nazmi Ardıç’ın savcılık ifadesinde 17 Aralık soruşturmasından 10 gün önce eski Mali Suçlarla Şube Müdürü Yakup Saygılı’nın yanına gelerek bir yolsuzluk soruşturması yaptıklarını, Reza Zarrab ile ilgili yapılan bu soruşturmada 3 bakanın rüşvet aldığını tespit ettiklerini anlattığını söyledi.

İSTİHBARAT ŞUBE YÖNLENDİRİLDİ

Saygılı’nın kendisine eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış Güler’in Reza Zarrab’ın adamlarından rüşvet aldığı sırada takip elemanlarından şüphelendiği ve bu durumu babası Muammer Güler’e söylediğini anlatan Ardıç, Muammer Güler’in de İstihbarat Daire Başkanlığı ve KOM Daire Başkanlığı aracılığı ile Zarrab hakkında herhangi bir soruşturma olup olmadığını araştırdığını anlattığını söyledi.

İstihbarat Şube Müdürü Ahmet Arıbaş’ın hem kendisini hem de Yakup Saygılı’yı arayarak Reza Zarrab’la ilgili sorular sormasından şüphelendiklerini anlatan Ardıç, “Ben Yakup Saygılı’nın anlattıklarından da Ahmet Arıbaş’ın münferiden kendi insiyatifi ile Reza Zarrab ile ilgili bir soruşturma olup olmadığını araştırmadığını, bu yönlendirmenin İstihbarat Daire Başkanlığı tarafından İçişleri Bakanı’nın yönlendirmesi ile yapıldığını değerlendirdim” dedi.

DÜZMECE KONUŞMA YAPILDI

Saygılı’nın İstihbarat Şube’nin söylediklerine inanmayarak bir “tuzaklama” faaliyeti yaptıklarını kendisine anlattığını söyleyen Ardıç, “Reza Zarrab’ın ikametinin olduğu bölgede şüpheli bir buluşma yapacağı yönünde izlenim veren bir görüşme yaptırıldığını, İstihbarat Şube’nin takip görevlilerinin de Reza Zarrab’ın evinin etrafında pusuya yattıklarını ve takip için gelen görevlileri tespit ederek bunun üzerinden Reza Zarrab ile ilgili soruşturma yapan birimin tespitine çalıştıkları ancak teknik dinlemelere yansıyan hususlardan dolayı fark ettikleri, düzmece bir buluşma olduğunu anladıkları, takip görevlilerini kontrollü bir şekilde Zarrab’ın evinin bulunduğu bölgeye göndererek orada pusuya yatmış olan İstihbarat Şube görevlilerini ve araçlarını tespit ettiklerini bana anlatmıştır” dedi.