Etiket arşivi: FETULLAH CEMAATİ DOSYASI

FETULLAH CEMAATİ DOSYASI : FETHULLAHÇILARIN CIA İLE İŞBİRLİĞİ

Türkiye’deki genel kanının aksine en büyük fişlemeyi Fethullahçı grup yapmaktadır. Milli İstihbarat, JİTEM, Emniyet Güçleri Türkiye çapında yeterli ölçülerde istihbarat çalışması yapamamaktadır. Oysa Türkiyede ki insanlar üzerinde en büyük ve ayrıntılı fişleme operasyonunu gerçekleştiren grup Fethullahçılardır. Çünkü Fethullahçıların Türkiye’deki tüm okullarda, Üniversitelerde, Yargıda, TSK’da,Devlet Yurtlarında, Bakanlıklarda, tüm özel ve devlet teşekküllerinde yeterince yandaşları bulunmaktadır.

Bu Fişleme operasyonu şu şekilde gerçekleşmektedir.

Fethullahçı yandaşlardan bulundukları ortamdaki yandaşlarına insanları müspet ve menfi olarak ikiye ayırmaları istenir.

Menfi yani olumsuzlar özel olarak fişlenir. Müspet yani Fethullahçı oluşuma olumlu bakanlar ayrı olarak fişlenir.

Bu fişlemeler Ankara, İzmir, İstanbul, Amerika ve diğer yerlerdeki merkezi noktalarda toplanır. Gerekli yerlerde Fethullahçılara yardım edilir, referans sağlanır. Fethullahçıların genel fişleme metodu şu şekildedir. Her insana rakamsal bir değer verilir. Buna göre:

GENEL FİŞLEME METODU

1.lik: Hizmetten uzak(Fethullahçılığa uzak)

2.lik: Nisbeten ılımlı(Fethullahçılığa açık)

3.lük: Geleneksel (Dini eğilimi olan)

4.lük: Fethullahçılığı bilen(Eğilimli)

5.lik: Fethullah Hoca Müridi

Ehli Beyt: Kızılbaş

Ehli Tarik: Tarikat ehli

RADİKAL: CİHAD TARAFTARI, MÜCAHİD OLMAYA EĞİLİMLİ,FANATİK! GÖRÜŞLERİ OLAN…

Bu veriler doğrultusunda, öğrencilerden, öğretmenlere, memurlara, askerlere, hakimlere, tüccarlara kadar her türlü konumda olan insanlar fişlenir. Bu listeler merkezlerde toplandıktan sonra gerekli yerlerde kullanılır. Ancak üst noktalarda bulunan bazı Fethullahçılar bu listeleri bazı çıkarlar karşılığında yabancı istihbarat teşkilatlarına sızdırmaktadır.

Yabancı İstihbarat Ajansları gerektiği yerlerde bunları kullanmaktadır.

Tabi bu istihbarat ajanslarının ilgilendikleri gruplar, Fethullahçı olan kadrolar değildir.

Özellikle CİA bu listelerdeki aşırı komünist, aşırı Kemalist ve özellikle CİHADÇI MÜSLÜMANLARLA ve CİHAD EĞİLİMİ OLAN EHLİ TARİKLARLA İLGİLENMEKTEDİR. BÖYLECE CIA, MİT YAHUT EMNİYET İLE ULAŞAMADIĞI BİLGİLERE FETHULLAHÇILARIN YAPTIĞI ÇALIŞMALARLA ULAŞMAKTADIR

TABİ BU SIZDIRMALARI BÜTÜN FETHULLAHÇILARIN YAPTIĞINI SÖYLEYEMEYİZ. ANCAK FETHULLAHÇI İŞBİRLİKÇİ AJANLAR BU FAALİYETLERİ PERİYODİK OLARAK GERÇEKLEŞTİRMEKTEDİR. NURETTİN VEREN SENDROMUNDA OLDUĞU GİBİ İÇ AJANLAR BU FAALİYETLERE KARIŞMAKTADIR.

SIZDIRMALAR

Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı bu tür şahıslar arasındadır. Ekrem Dumanlı 2005 Haziran, 2005 Eylül, 2005 Kasım aylarında İstanbul Şişli’de, Beşiktaş’taki evlerde CIA yetkilileriyle görüşmüştür. Bu şahsın Emniyet’in derin kişilikleriyle karanlık ilişkileri olduğu sabittir. Ayrıca El Kaide mücahidlerinin saldırı yapacağı istihbaratını alan CIA, Ankara’da 2004 yılında Kemal adlı Fethullahçı avukatla Balgattaki bir evde görüştür…

Burada CIA iki yönlü oynamaktadır. Fethullahçılarla dolaylı olarak ilişki kurarken, Fethullah Gülen’in takıyye yapıp yapmadığınnı araştırmak için bir ajan görevlendirdiği bilgiler arasında kaydedilebilir. Yani bu noktada CIA Fethullahçılara güvenmemekle birlikte, iç işbirlikçilerin fişlemelerinden yararlanmak için bu verileri kullandığı açıktır. Bu yakın CIA-Fethullahçı ilişkileri doğrudan olmamakla birlikte Fethullahçılara bazı avantajlar sağladığı söylenebilir.

Amerika’da bazı Fethullahçıların mesela New Jersey’de Arap-İslam kökenli öğrencilerin arasına sokularak istihbarat çalışması yapması karşılığı parasal gelir elde ettikleri de bir gerçektir.

Örneğin Selim isimli bir Fethullahçı’nın New Jersey’de Mısır uyruklu Ahmad Kasım isimli öğrenciden cihadçı faaliyetler hakkında bilgi edinmek istediği, mücahid kardeşin olumlu karşılaması karşısında Arap kökenli öğrencilerin evlerine gittiği ve bu kişilerin isimlerini CIA ajanlarına sızdırdığı bir gerçektir. Ahmad Kasım, Muhammad Ezzet, Tarık al Jeyshi isimli kardeşler bu fişleme neticesinde FBI ve CIA tarafından takibe alınmıştır. Şu an bu kardeşler takibat altındadır. Ayrıca bu faaliyetlere New York’ta Ahmad Nawaz Sherif adlı Pakistan uyruklu bir Fethullahçının katıldığı da tespit edilmiştir.Bu işbirlikçide aynı faaliyetlerle Arap kökenli öğrenciler arasında istihbarat yapmaktadır.

Fethullahçı Türklerden bazılarına Green Kard uygulaması ve bir zorluk çıkarılmadan Fethullahçıların kolaylıkla Amerika’da iş ve okul bulabilmesi CIA faaliyetleriyle paraleldir. Şuan tüm Fethullahçı eğitim kurumlarında Green Card uygulaması yönündeki teşvikler bu zaviyede değerlendirilmelidir. Dolayısyla Fethullahçı- Amerikan ilişkileri bilinenden daha derin ve karanlıktır.

Amerika ve tüm dünyada El Kaide oluşumlarında Fethullahçılar tampon görevini görmek için Amerikalılar tarafından istihdam edilmektedir. Çünkü El Kaide’ye doğrudan ajan sokamayan CIA fethullahçılarla lokal dirsek temaslarıyla El Kaide oluşumlarını yerinde tespit etmektedir. Potansiyel El Kaide mücahidlerini eylem sürecine geçmeden Fethullahçılar aracılığıyla yoketmek CIA için büyük bir avantaj sağlamaktadır.

Buradan hareketle anti cihad propagandası yapan Fethullahçı grupların yayınları İslam açısından çok büyük bir tehlike olmasa da çıkarcı ve zaaflı Fethullahçı ŞAKİRDLER Amerika’nın gelecekteki favori muhbirleridir. Bu yüzden fethullahçılar rahatlıkla dünyanın her yerine yayılmaktadır. Tabi bu yayılış sürecinde saf müslümanların enerjileri ve paraları harcanmaktadır. İşte bu gerçekten üzüntü oluşturan bir durumdur.İslam’ın kurtulması için emeğini sarfeden saf Anadolu müslümanı bu beyin yıkama sürecinde dolaylı yoldan Amerikan çıkarlarına yardım etmektedir.

Fethullah Gülen ilahi bir vasıfla kitlelere empoze edildiğinden otoritesi tartışılmaz (Kadiri Mutlak) rolündedir. Ancak Fethullah Gülen bir beşerdir. Ne vahy ne de başka bir şey almaktadır. Peygamberlerin bile zelleleri varken, masum ve günahsız İmam! Fethullah Gülen’in bu süreçte hata etmedeğinden bahsetmek büyük bir hamakattir.

FETULLAH CEMAATİ DOSYASI : DİNLER ARASI DİYALOG MEVZUSU

DINLER ARASI DYALOG.PDF

FETULLAH CEMAATİ DOSYASI : ‘Paralel yapı yeni bir istihbarat kolu oluşturmak istiyor’

KPSS skandalının ardından TSK’da subaylara generallik yolunu açan kurmaylık sınavı sorularının da önceden sızdırıldığına dair soruşturma başlatıldı. Peki, TSK’nın içerisinde paralel yapı ne kadar etkin? Sorular sızdırılmış olabilir mi?

TSK’nın “kurmaylık sınavı”nın sorularının sızdırıldığına ilişkin soruşturma gündeme bomba gibi düştü. Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’in imzasını taşıyan şikâyet dilekçesi üzerine; Kara, Hava ve Deniz Harp Okullarından mezun olduktan sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’nde 6. hizmet yılını bitiren subayların girdiği “kurmaylık sınavı”nın sorularının sızdırıldığına ilişkin soruşturma açıldı.

Eski İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu, KPSS ve emniyette yaşanan güvensizlik durumunun TSK’ya da tehlikeli bir şekilde tırmanıyor” uyarısında bulunurak sınav sorularının çalınmış olmasının mümkün olduğunu belirtirken, Emekli Tümgeneral Armağan Kuloğlu, 2010 KPSS’de yaşanan sınavlara hile karıştırma ihtimalinin generalliği kadar uzanacak olan askeri akademik girişi sınavlarında yaşanmasının söz konusu bile olamayacağını söyledi.

Eski İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu ve Emekli Tümgeneral Armağan Kuloğlu, TSK’nın ‘kurmaylık sınavı’nın sorularının sızdırıldığına ilişkin soruşturmayı AjansHaber’e değerlendirdi:

ESKİ İSTİHBARAT DAİRE BAŞKANI BÜLENT ORAKOĞLU:

“PARALEL YAPI YENİ BİR İSTİHBARAT KOLU OLUŞTURMAK İSTİYOR”

Paralel yapının kuruluş amaçlarından en önemlisi Genelkurmay ve Milli istihbarata karşı yeni bir istihbarat kolu oluşturmaktır. Üst akıl tarafından bir Truva atı şeklinde yerleştirilen yapının ilk hedefi öncelikli olarak askeri mertebede şekilleniyor. Alternatif istihbarat isteniyor. Dikkat edersek paralel yapının en önemli parametreleri üniversite ayağından yargıya kadar uzanmış durumda.

“BİLGİ VE BECERİSİ OLMAYAN KİŞİLER MEVKİ SAHİBİ OLUYOR”

Polis sınavları içerisinde de soruları vererek meslek konusundan bilgisi becerisi olmayan insanları mevki sahibi yapılıyor. Burada TSK içerisinde hedefi alternatif bir yapıdır. TSK’da zaten böyle bir yapılanma söz konusudur. Bu yapılanmanın da derhal ortadan kaldırılması gerekiyor.

“KURMAYLIK SINAV SORULARININ SIZDIRILMASI…”

Paralel yapıya yönelik araştırma ve deşifre operasyonunun uzun bir geçmişi var. Yani TSK içerisinden paralel yapının izlerini silme amaçlı hamleler gerçekleştirildi. Gerçekleştirilmeye de devam ediyor. Kurmaylık sınav sorularının sızdırılması ciddi anlamda kötü bir durum teşkil ediyor. KPSS ve emniyette yaşanan güvensizlik durumunun TSK’ya da tehlikeli bir şekilde tırmanıyor. Bunun önüne geçmek için gerekli soruşturma zaten açılmış durumda. Paralel yapının etki sınırlarını kırmak ve daha sonra da ortadan kaldırmak için yakın bir zamanda netice alınacak gibi görünüyor.

EMEKLİ TÜMGENERAL ARMAĞAN KULOĞLU

KPSS’YE BENZER BİR DURUMUN TSK’DA YAŞANMASI MÜMKÜN DEĞİL”

TSK’da subaylara generallik yolunu açan kurmaylık sınavı sorularının önceden sızdırıldığını düşünmüyorum. Askerlik alımlarını belirleyen akademik sınavlarda KPSS gibi memurluk sınavlarına benzer bir güvensizlik ortamı oluşturmasına neden olacak bir boşluğun bu sınavlarda yaşanmamıştır. Mümkün değil.

“SORULARIN SIZDIRILMASINA İHTİMAL VERMİYORUM”

Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’in imzasını taşıyan şikâyet dilekçesi ile başlamış olan soruşturmanın sınavlara hile karıştırılması netlik kazansa bile ben böyle bir şeyin yaşanacağına ihtimal vermiyorum. Benzer sınavlarda hile karıştırılmış olabilir ancak generalliği kadar uzanacak olan askeri akademik girişi sınavlarında böyle vahim bir durumun yaşanması söz konusu bile olamaz.

“SINAV SORULARI SIZDIRILMIŞ OLSA BİLE…”

Akademi giriş sınavlarını akademik profile sahip eğitim uzmanları hazırlıyor. Bu sınavların içeriğine baktığımızda çok fazla farklı nitelik taşıyan alt başlıklarla dolu sorular soruluyor. Örneğin sınav soruları, sosyal sorular, askeri taktik bilgilerini içeren sorular var. Dolayısıyla bu sınav sorularını elde eden adayların alması sadece yetmiyor. Bu konu hakkında ciddi bilgileri de bünyesinde barındırması gerekiyor. Sınavda sorulan soruların bir ihtimal sızdırılması dahi tam olarak adayların yararına olmayacaktır. Ancak az bir bölümünde faydalanabileceklerdir.

“TSK’YA ÇAMUR SIÇRATMAYA ÇALIŞIYORLAR”

Soruşturmanın Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı bir çamur sıçratma girişimi olduğunu düşünüyorum. Jandarma sınavları gibi alt tabakaya yönelik sınav sorularının belki sızdırılması gerçekleşebilir. Fakat Akademik sınavda böyle bir şeyin yaşanması söz konusu bile olamaz.

“PARALEL YAPI MENSUPLARI TSK’DA DA VAR”

Paralel yapıya mensup kişiler, TSK’da var buna yok demek mümkün değil. Silahlı kuvvetler içerisinde de paralel izler var. Bu konuyu çeşitli zamanlarda kendi iç istihbaratı vasıtasıyla bunları ortaya çıkarıyordu. Ve askeri şuraya sevk edilerek TSK ile ilişiği kesiliyordu. TSK’dan deşifre olan bu kişilere zamanın da devlet kucak açtı ve devlet kurumlarında çalıştırdı. Özlük hakları idare edildi. Şimdi kalkıp da silahlı kuvvetlerin içerisinde paralel izlerin olduğunu vurgulamanın bir manası yok. Zaten bunu kimse inkâr etmiyor.

FETULLAH CEMAATİ DOSYASI : DINLER ARASI DİYALOG BELGESELİ

DINLER ARASI DYALOG BELGESEL.PDF

FETULLAH CEMAATİ DOSYASI : Paralelin “altın çocukları”(!) gözaltında

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın usulsüz dinlemelerle ilgili 16 ilde başlattığı operasyon kapsamında 25 kişi gözaltına alındı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın usulsüz dinlemelerle ilgili 16 ilde başlattığıoperasyon kapsamında 25 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında İstihbarat eski Daire Başkan Yardımcıları Recep Güven ve Coşkun Çakar da bulunuyor.

Ankara Cumhuriyet Savcısı Alparslan Karabay’ın talimatıyla emniyette 2007-2011 yıllarına ait usulsüz dinlemelerle ilgili Ankara, Şanlıurfa, Van, Kars, Iğdır, Bayburt, Erzurum, Tokat, Eskişehir ve Tekirdağ’ın da aralarında bulunduğu 16 ilde eş zamanlı operasyon başlatıldı.

ARALARINDA O ÜÇ İSİM DE VAR

Operasyon kapsamında 34 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Bu kişilerden 2’sinin cezaevinde bulunduğu, 25’inin gözaltına alındığı bildirildi. Gözaltına alınan isimler arasında Emniyet İstihbarat eski Daire Başkanı Coşkun Çakar ve Recep Güven’in de olduğu bildirildi. Emniyet Müdürü Lokman Kırcılı’nın ise arandığı öğrenildi.

Hakkında gözaltı kararı bulunanların 17’sinin emniyet müdürü, 3’ünün ise polis memuru olduğu belirtildi.

Operasyonun, HSYK Başmüfettişleri Ali Rıza Karakan ile şu an HSYK 2. Daire Başkanı olan Mehmet Yılmaz’ın, Ankara 11. ve 12. ağır ceza mahkemelerinde geçen yıl yaptıkları araştırma sonucu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na ihbarda bulunmasıyla başlatıldığı öğrenildi. Dinlenen üni isimler arasında Milli Görüş Lideri Necmettin Erbakan’ın da aralarında bulunduğu 835 kişinin telefonlarının, kapatılan Özel Yetkili Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nden alınan kararlarla sahte isimler ve IMEI numaraları üzerinden dinlendiği belirlendi. HSYK Başmüfettişi Ali Rıza Karakan’ın yaptığı incelemeler sonunda Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’nın telefon dinleme kararlarına, o dönem Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görev yapan 5 hakimin imza attığı belirlendi.

İşte dinleme listesi:

SİYASİLER: Şimdi Paralel Yapı‘ya yakın bir çizgide siyaset güden BBP Başkanı Mustafa Destici İBDA-C, CHP’li Mehmet Bekaroğlu Selam Tevhid kapsamında dinlenmiş. 17 Aralık operasyonunda hedef olan isimlerden eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ve eski Adalet Bakanı Şevket Kazan da terör örgütü kapsamında dinlenen isimler arasında. Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un eşi Sevgi Kurtulmuş ise 2009’da Hizbullah/İlim dosyasından dinlenmiş. Eski İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın Özel Kalem Müdürü de 2008’de İBDA-C’den takibe alanmış.

KÜRT SİYASETÇİLER VE AVUKATLAR: Hükümetin çözüm sürecini ilk başlattığı dönemde, Demokratik Toplum Partisi (DTP) Genel Merkezi, Diyarbakır İl Başkanlığı, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Abdullah Öcalan’ın avukatlarından Doğan Erbaş ve çalıştığı Asrın Hukuk Bürosu ile KCK şüphelileri de Paralel Yapı’nın telekulak listesinde yer alıyor.

ANAYASA MAHKEMESİ: Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 2007 -2008 arasındaki üyeleri Ahmet Akyalçın, Osman Ali Feyyaz Paksüt ve eşi Ferda Paksüt, üye Abdullah Necmi Özler’in oğlu Haydar Özler, Haluk Özgüldür’ün eşi Nilgün ve oğlu Serdar ile Serruh Kaleli, sahte isimlerle İBDA/C örgütü kapsamında dinlenildi. AYM Halkla İlişkiler Müdürü Emine Aydoğdu ise DHKP/C kapsamında teknik takibe alındı. Listede AK Parti’nin anayasa taslağını hazırlayan profesör Ergun Özbudun da yer alıyor.

ESKİ MİTÇİLER: Skandalın en önemli isimlerden biri Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) eski müsteşarlarından Sönmez Köksal. Köksal, 2009’da İBDA-C örgütü üyesi gösterilerek dinlenilmiş. Emekli Büyükelçi İlter Türkmen de aynı yıl yine İBDA-C kapsamında teknik takibe alınmış. Emekli MİT mensubu Osman Nuri Gündeş (Servet Cesur sahte ismiyle) dinlenenler arasında. ÖSYM: Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Kurumuda (ÖSYM) kopya ve usulsüzlüklerle gündeme geldiği dönemde Paralel Yapı tarafından kıskaca alındı. 2009’da dinlenen ÖSYM Başkanı Ahmet Ünal Yarımağan, 2010’da istifa etmek zorunda kalmıştı. Şubat 2009’da ÖSYM Araştırma ve Geliştirme ve Değerlendirme Müdürü Haydar Altunay, Müdür Yardımcısı Müşerref Yiğit, Bilgi İşlem Şube Müdürü Hatice Altunay ile biyolog Gönül Tütüncü, uzmanlar Ekrem Uğur ve İlnur organize suç örgütü kapsamında dinlenilmiş.

RAHMİ KOÇ VE CAVİT ÇAĞLAR: PKK lideri Abdullah Öcalan’ı Kenya’dan getiren uçağı devlete tahsis eden işadamı Cavit Çağlar ise ironik bir biçimde PKK üyeliğinden dinlenilmiş. İşadamı Rahmi Koç da organize suçtan 2008’de telekulak listesine girmiş.

EKO-POLİTİK CASUSLUK: Paralel Yapı, Merkez Bankası’nın telefonlarını 2008’de takibe almış. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) bürokratları da listede yer alıyor. EPDK Başkanı Hasan Köktaş ile, Mustafa Yılmaz, Cemalettin Tüney ve Mustafa İbiş ise Hizbut Tahrir ve organize suç örgütü kapsamında dinlenilmiş. Halil Akartuna da enerji politikalarını etkilemek için dinlenenler arasında.

FETULLAH CEMAATİ DOSYASI /// YENİ AKİT GAZETESİ : Paralel Yapı’yı ilk kez Rusya deşifre etmişti

Fetullah Gülen liderliğindeki Paralel Devlet Yapılanması ilk olarak 2000 yılında Kafkaslar’da Rusya tarafından deşifre oldu.

Türkiye’de Said Nursi’yi, ABD ve Avrupa’da Mevleviliği sömüren Fetullah Gülen liderliğindeki paralel yapı Kafkaslar coğrafyasında açtıkları okullarda Atatürkçülüğü kullanmaktadır. Hatta okullarında Atatürk ile ilgili dersler verirken, bu okulların amacının aslında ABD ye hizmet olduğunu perdelemek amacını gütselerde, Putin ve Rus istihbaratı bu oyunu kısa sürede çözmüş, hatta kontrollerindeki bölgelerde bu okulları ya kapatmış ya da sıkı denetim altına almıştır. Hatta Türkmenistan Aşkabat yönetimi, ülkenin idari ve kültürel yapısına sızmaya çalışıldığı ve okullardan seçilen başarılı gençlerin ABD için casusluk yapmak üzere devşirildiği gerekçesiyle "Türk Okulları" adıyla faaliyet gösteren Gülen Cemaati’nin okullarını kapattığı açıklanmıştı.

Özbekistan da ise. Okulların dini propaganda yaparak Özbek halkının birliğine aykırı davrandığı, bu okullardaki öğrencilerin Amerika’nın amaçlarına hizmet ettiği gerekçesiyle ülkedeki cemaat okulları kapatıldı. Hatta Devlet Başkanı İslam Kerimov 1999’da kendisine yönelik suikastın arkasında cemaat okullarının olduğunu açıklayarak okullara baskın düzenlemişti. Bu tarihte dini örgüt ve cemaatler, ile bu cemaatlerle ilgili faaliyet yürütmek kanunlarla yasaklandı.

Gülen Cemaati’nin Rusya’daki faaliyetleri Rus gizli servisi FSB tarafından 2001’de mercek altına alındı. Gülen’e ait okullardaki faaliyetleri takip eden FSB, bu okullarda Rusya’nın ulusal güvenliğine aykırı eğitim ve öğretim yapıldığını ortaya çıkardı. Bu okullarda çalışan öğretmenlerin, ABD adına ajanlık yaptığı, Türki cumhuriyetlerinde bazı darbe girişimlerine karıştığı, yine bu ülkelerde patlak veren bazı iç karışıklıklarda rol oynadığını saptadı.

FSB nin bu tespitleri üzerine Rus yetkililer, Tataristan’da 8, Başkurdistan’da 4, Karaçay-Çerkes, Yakut-Saha, Astrahan ve Dağıstan’da birer olak üzere toplam 16’ı okulu kapattı. Onlarca öğretmeni sınır dışı etti. Gülen’in Rusya’daki temsilcisi Tolerans Vakfı Başkanı Mustafa Kemal Şirin’in 2003’ten bu yana ülkeye girişi yasaklandı.

ABD’li öğretim üyesi eski FBI danışmanı Paul L. Williams 2010 nisanındaFethullah Gülen hakkında içinde ciddi suçlamaların yer aldığı bir makale kaleme aldı. Williams CIA’nın uzun yıllardır Gülen’i desteklediğini yazmıştı.

Yazar CIA’nın neden Gülen’i desteklediği sorusunu ise; Gülen bu parayla gelişmekte olan ülkelerin petrol ve doğal gaz rezervlerini kontrol altına alabilmek için Özbekistan, Azerbeycan, Kazakistan, Türkmenistan ve yeni kurulan Rus cumhuriyetlerinde radikal medreseler ve cemaatler kurdu. Şeklinde yanıtlamıştı.

CIA tarafından korunan ama FBI tarafındanda sıkı takibe alınan Gülen’i sadece Ruslar değil aynı zamanda Çin’de sıkı takip altına almış durumda. Rusya tespit ettiği Cemaatçileri çeşitli sebeplerle ülkeye sokmazken Afrika’da büyük ticari atak yapmış olan Çin ile bu konuda işbirliği yaparak Afrika’da tespit ettiği Gülencileri ve faaliyetlerini Çin İstihbaratı ile paylaşmakta. Rusya ve Çin İstihbarat servisleri Gülen cemaati ile iligili ortaklaşa faaliyet sürdürmekte.

Özellikle son günlerde Paralel yapının Türkiye’de Devlet, Hükümet ve İş dünyasındaki faaliyetlerinin deşifre olması AB ülkelerinde dikkatle izlendiği gibi kendi içlerindede ciddi araştırmaların başlamasına neden oldu. Bir çok AB ülkesinde resmi olarak açıklanmamakla birlikte Gülen ve Cemaati tehditler arasında yerini aldı.

Merkel’in ABD tarafından dinlendiğinin ortaya çıkmasından sonra güvenlik önlemlerini en üst düzeye çıkartan Almanya, ülke güvenliğine yönelik tehditler listesini tekrardan düzenlerken Gülen ve Cemaatini listeye aldığı gelen bilgiler arasında. Bununla birlikte Alman siyasetine yer alan Türk kökenli kişilerde töhmet altına girdikleri gibi, derin bir araştırma sürdürülmekte.

Ancak tüm bunların dışında AB ülkelerinin gizli servisleride Cemaate göz dikmiş durumda. İstihbarat uzmanlarına göre, bu boyuttaki uluslararası bir organizasyon her istihbarat servisinin dikkatini çeker ve iştahını kabartır. Ayrıca ellerindeki arşiv bir istihbarat servisi için paha biçilemez durumda. İstihbaratçılar öncelikle Türkiye gibi ortadoğuda çok önemli hatta en önemli stratejik konumda olan bir ülkeyi kontrol edebilmek için her şeyi ve her türlü pazarlığı yaparlar. Örneğin TİB-Emniyet – Ordu -Mit – Hükümet – Devlet bürokrasisi gibi yerlerden gelecek olan ve kendi ülke çıkarlarına faydası olacak bilgileri takas yoluyla elde ederler. Örneğin okul açma karşılığı kesintisiz bilgi. Bu durumda para işlemez çünkü cemaatin bu şekilde gelecek paraya ihtiyacı yok. (20-25 milyar dolar hacmi olan bir örgüte zaten para teklif edilmez) Cemaat Yaşam alanları yaratma peşinde olduğu için onlara ancak yaşam alanları verilir. Karşılığındada ülke güvenliğini neredeyse yok edecek bilgilere ulaşırlar.

Gerçeğin ve yalanın gizlenemediği, süresi ne olursa olsun mutlaka ortaya çıktığını belirten uzmanlar FETÖ örgütünün sonununda geçmişte benzerleri ile aynı olacağını belirtiyorlar. Uzmanlara göre özelliklede bu durumda çalışan organizasyonların sonun aslında hep aynı olduğu ve belli bir noktadan sonra bulundukları her ülkede o ülkenin istihbaratının köle muhbirlerine dönüştürülürler. Artık kendi ülkelerinde hem vatan haini, hizmet ettikleri ülkelerdede güvenilmez vatanını satan onursuzlar olarak bir yaşama sürüklenirler. .

FETULLAH CEMAATİ DOSYASI : Fethullah Gülen’e CIA ve MOSSAD koruması

ÖZEL BÜRO NOTU :BU HABER YANDAŞ TAKVİM GAZETESİNDE YER ALDI. BU NEDENLE DOĞRULUĞU TARTIŞMALI BİR KAYNAK. OKUYUCULAR BU HABERİ OKURKEN BUNU DA GÖZ ARDI ETMESİNLER.

Paralel yapının bir numaralı ismi Fethullah Gülen’i ABD’deki malikanesinde suikast ve kaçırılma korkusu sardı. Pensilvanya’da yaşadığı asansör kazası nedeniyle endişeye kapılan Gülen’in koruma sayısı 200’e çıkarıldı. Koruma ekibinin başında ise CIA ve MOSSAD ajanlarının olduğu öğrenildi.

ABD’deki malikanesinde mahsur kaldı. Suikast sandı. Fena halde korkan Fethullah Gülen’in koruma sayısı 200’e çıkarıldı!

Gülenlik alarmı Okyanus ötesine kaçtı. ABD’nin Pensilvanya kentindeki malikanesine sığındı. Paralel Örgütü’ne talimat verip, Türkiye’de darbe yapmaya kalkıştı. Hocayı şimdi de korku sardı! Gülen, geçtiğimiz günlerde malikanesinin asansöründe tam 1 saat mahsur kaldı.

CIA-MOSSAD AJANLARI

Büyük panik yaşayan Gülen, adamlarına, "Bana suikast mi düzenlediniz?" diye bağırdı. İşte sıkıntılı günler yaşayan Hoca şimdi de kendini koruma çemberine aldı. Suikast ve kaçırılma korkusu yaşayan Gülen’in koruma sayısı 200’e çıkarıldı. Adeta bir ordu olan koruma timinin yönetimini ise yabancı ajanlar aldı. İstihbarat birimlerinin edindiği bilgilere göre Hoca’nın ekibinin başında ABD’nin Merkezi Haberalma Teşkilatı CIA ile İsrail Gizli Servisi MOSSAD’da görevli ajanlar vardı. Söz konusu ajanların, Gülen’in her adımını an be an takip ettikleri anlaşıldı.

(Takvim)