Etiket arşivi: amerika

AMERİKA’DA TÜRKLERİN MÜTHİŞ DANS GÖSTERİSİ /// VİDEO : CHANGE FOR PROGRESS GRUBU

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/embed/s93yYPJbNIA

Reklamlar

AK PARTİ DOSYASI /// ARSLAN BULUT : AMERİKA’NIN GÜLÜ : ABDULLAH GÜL

Yaklaşık 12 yıl önce İstanbul’da bir Kafkaslar Toplantısı düzenlenmişti! Toplantıya gazeteci olarak davetliydim. Graham Fuller de oradaydı. Kendisinden bir röportaj talebim oldu, kabul etmedi. Ertesi gün, Yenişafak gazetesinde Graham Fuller ile yapılmış bir röportaj çıktı!

Bunun üzerine istihbarat servisleri ile diyaloğu iyi olan bir muhabire görev verdim. Graham Fuller, konferanstan ayrıldıktan sonra nereye gitmiş ve kimlerle görüşmüştü? Bunu araştırmasını istedim. Kısa bir süre sonra bilgi geldi: Graham Fuller, Topkapı’daki Yenişafak gazetesine gitmiş, röportajdan sonra o zaman gazetenin üst katında bulunan Refah Partisi İstanbul İl Başkanlığı’nda Abdullah Gül ile görüşmüştü!

Yıllar sonra bu durumu Prof. Dr. Necmettin Erbakan’a "Neden böyle oldu? Bu kadrolar, nasıl böyle birdenbire değişim gösterdi? Siz, hepsinin hocası olarak onların bu değişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?" diye sorduğumda şu cevabı aldım:

"Bu arada önemli husus şudur: Maya çok mühim bir şey. Mayasız ekmek olmaz. O cevher sizde yoksa, ekmeği yapamazsınız."

ABD derin devleti ile…

DSP’nin çökertilmesi sırasında Abdullah Gül ABD’de idi. İki kişiyle görüştü: CFR’nin beyni Morton Abramowitz ve ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Mark Grossman!

Tayyip Erdoğan da daha RP Beyoğlu İlçe Başkanı iken, Morton Abramowitz ile görüşmüş ve CIA’nın önemli şeflerinden Graham Fuller ile temasa geçmişti. Amerika’nın Adana Konsolosu Elizabeth Shelton, ABD’nin İstanbul Başkonsolosu Caroline Hagins, ABD Büyükelçilik Müsteşarı Silwer Lawrens ve CIA görevlisi Kenny Bob ile de görüşüyordu!

312-2’den aldığı cezanın onanmasından bir gün sonra 28 Eylül 1998’de, ABD’nin İstanbul başkonsolosu Caroline Hagins, Tayyip Erdoğan’ı makamında ziyaret ederek, "Bu tür gelişmeler, Türkiye demokrasisine olan güveni azaltır" demiş ve Erdoğan’a destek vermişti!

Erdoğan’ın AKP’yi kurmadan önce 18 Temmuz 2001’de İsrail büyükelçisi David Sultan ile görüştüğü de basına yansıdı. Erdoğan’ın "Yeni oluşacak partinin İsrail ve ABD politikalarına asla ters düşmeyeceği" yolunda garanti verdiği yazıldı. Abdullah Gül de bir taraftan İngiltere Büyükelçisi Sir David Logan’ı makamında ziyaret ederek parti çalışmaları hakkında bilgi veriyordu!

Londra Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Türkiye Uzmanı Dr. Andrew Mango, Abdullah Gül’ün sık sık ABD ve İngiltere’ye giderek görüşmeler yaptığını açıklıyordu!

CIA şefi Graham Fuller de tam o sıralarda Türkiye’de artık Kemalizm’in modasının geçtiğini ve "ılımlı İslam" a öncülük etmesi gerektiğini ileri sürüyordu! Fuller, "Fazilet Partisindeki gençlerin baskın çıkacağı ve Yenilikçi Hareketin ılımlı İslama liderlik yapacağı" nı söylüyordu!

Sonunda, Tayyip Erdoğan gayrımeşru bir ara seçimle TBMM’ye sokuldu, AKP’nin başına getirildi. Bu arada AKP’nin parti programı, yerel yönetimlere otonomi vermeyi önören gizli bir CFR memorandumundan aynen kopyalanmıştı. AKP, CFR’nin verdiği gizli programla kurulmuştu! Bunu yayınladığımız halde yüksek yargı organları kapatma davası için harekete
geçmedi!

Gazeteci Yavuz Selim’in "Milli Görüş Hareketindeki Ayrışmaların Perde Arkası: Yol Ayırımı" kitabında ise ilginç bilgiler veriliyordu:

Yoldan nasıl çıktılar?

Mehmet Bekaroğlu anlatıyor:

-Daha Refah Partisi kapanmadan Talat Halman, FP kapanmadan da Güneri Civaoğlu, Milliyet gazetelerinde yazdıkları makalelerinde, Milli Görüş Partilerinin kapatılmasının yetmeyeceğini, mutlaka bölünmesi gerektiğini söylediler; hatta nasıl bölüneceğini de ifade ettiler. Güneri Civaoğlu, 24 Eylül 1998 tarihli yazısında, bölünme konusunda Sayın Erdoğan’a
bir misyon da yüklemektedir. Nitekim gelişmeler bu doğrultuda oldu. Bölünme, öngörüldüğü gibi bir proje olarak adım adım gerçekleşti.

Amerikalıların ilgisi SP Genel Başkanı Recai Kutan anlatıyor:

-Abdullah Gül, Fazilet Partisi döneminde Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısıydı. Dolayısıyla, özellikle dış ülkelerin temsilcilikleriyle, elçilikleriyle en yakın ilişkide olan bir arkadaş idi. Sonradan aldığımız intiba o ki, Abdullah Gül’e karşı özel bir ilgileri ve sempatileri varmış. Bunu daha sonraları çeşitli vesilelerle gördük. Bizimle beraber çalıştığı dönemde bu durumdan herhangi bir gocunmamız da olmamıştır.

Fakat sonradan Amerikalı makamların, "Acaba hangi isim bizimle en iyi uzlaşma halinde olabilir" diye özellikle seçim yaptıklarını ve Abdullah Gül’e özel bir ilgi gösterdiklerini hissettik.

Boyuna Amerika ile fakslaşıyorlar Şevket Kazan anlatıyor:

-Abdullah Gül, hiçbir zaman Refah Partisi için çalışmadı. Hep kendisi için çalıştı. Erbakan Hoca, Abdullah Gül’e Politik Araştırma Merkezi diye bir merkez kurdurmuştu. Dış ilişkilerden sorumluydu ya, Refah Partisi’ni Avrupa’ya, elçiliklere tanıtacağı yerde, sadece kendisini tanıttı. Danışmanı olan Murat Mercan, ki aynı zamanda Melih Gökçek’in danışmanıydı, Amerika’ya boyuna fakslar gönderiyormuş. Oradan da boyuna fakslar geliyormuş. Sekreteri de bir hanım kız. Bu hanım kızın annesi de benim hanımın arkadaşı. Annesine anlatmış, "Böyle böyle, bunlar devamlı Amerika ile fakslaşıyorlar, hep Abdullah Gül’ün propagandasını yapıyorlar" demiş. Hanım da bana söyledi. Ben de "Belki yanlış tespit etmiştir. Öyle bir
şey varsa, bir gün o fakslardan bir tanesinin fotokopisini alsın, sana getirsin, ben de göreyim" dedim. Kızı yakalıyorlar ve işine son veriyorlar.

Şimdi Amerika’da kendisini tanıtan bir kitap bastırmış…

Refahyol Hükümeti’nde, Türk Cumhuriyetleri’nden Sorumlu Devlet Bakanlığını biz almıştık. Gül, Türk Cumhuriyetlerine bir tek seyahat yapmıştır, o kadar. Adamın aklı, fikri Amerika’daydı. Bir de Amerikan Elçiliği’nde ne vardı, bilmiyorum, oradan hiç çıkmazdı! Recai Kutan anlatıyor:

-AKP’deki arkadaşlarımız, teslimiyetçi bir anlayış içerisindedirler. İMF’cilerle, Dünya Bankası ile ilişki içinde olmak ayrı bir şeydir, onların telkinlerine ve empozelerine açık olmak ayrı şeydir..

Exeter lobisi ve Gül İngiltere’de bir Exeter Üniversitesi vardır. İngiliz Üniversiteleri arasında "Kürt Araştırmaları Enstitüsü" olan tek yüksek öğretim kurumudur. Exeter Üniversitesi’nde ayrıca Arap ve İslami Araştırmalar Enstitüsü de bulunuyor! Başında, Abdullah Gül’e fahri doktora unvanı veren Tim Niblock vardır.

İngiliz istihbarat servislerinin yurt dışı görevlere gönderilecek ajanlarının önemli bir bölümü Exeter Üniversitesi’nde eğitim görür. Ayrıca Arap ve İslam Dünyası ile Kürtler hakkında uzmanlaşması gereken İngiliz ajanlar da bu üniversitenin hocaları tarafından eğitilir.

Üniversite yayınlarında, Irak’ın kuzeyinden "Irak Kürdistanı" diye söz edilir. Green Peace (Yeşil Barış) örgütü de Exeter Üniversitesi’nde bir laboratuvar sahibidir!

Exeter Üniversitesi’nden mezun olan veya doktorasını burada yapan kişileri, daha sonra özellikle İslam ülkelerinde önemli ekonomik ve siyasi kuruluşların başında veya devlet görevlerinde görmek mümkündür. Mesela İslam Kalkınma Bankası’nın bütün önemli yöneticileri Exeter Üniversitesi’nde yüksek lisans veya doktora yapmıştır! Tabii buraya
gönderilecek öğrencileri de kendi ülkelerindeki "İslami kuruluşlar" seçer!

İstanbul Milletvekili Nevzat Yalçıntaş seneler önce İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nın kendisini Londra’ya ve güneye Exeter Şatosuna davet ettiğini, burada medyanın demokrasiyi tahrip etmesi üzerine bir beyin fırtınasına katıldığını bir Meclis konuşmasında açıklamıştır. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Exeter Üniversitesi’nde iki yıl eğitim-öğretim görmüştür. Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz da Abdullah Gül’ün bu üniversiteden arkadaşıdır! Abdullah Gül, Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş ve Prof.

Sebahattin Zaim gibi hocalarının teşviki ve sağladıkları Milli Kültür Vakfı bursu ile 1976-1978 yıllarında Fehmi Koru ve Şükrü Karatepe ile birlikte İngiltere’ye gönderilmiştir.
Gül, burada İslam ülkelerinde ileride görev alacak olan doktora öğrencileri ile sıkı bir arkadaşlık kurmuştur. Dönüşte Sebahattin Zaim’in daveti ile Sakarya Üniversitesi’nde görev almıştır. Abdullah Gül, 12 Eylül’den birkaç gün sonra evinden alınıp götürülür ve İstanbul’da Metris Askeri Cezaevine kapatılır!

Çıktıktan bir süre sonra Merkezi Cidde’de olan ve 48 İslam ülkesinin üye olduğu İslam Kalkınma Bankası’nda diğer Exeter mezunu arkadaşları ile birlikte ekonomi uzmanı olarak görev alır. İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğu, Exeter Üniversitesi’nde doktora sonrası çalışmalar yapmıştır.

Exeter Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ian Markham’ın "Said Nursî’nin başarısı: Hakikat ve hoşgörü" başlıklı bir makalesi vardır! Yani bu üniversite "dinlerarası diyalog" un kurgulanmasında da vardır. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı adayı olan Abdullah Gül, görüldüğü gibi özellikle ABD ve İngiltere’nin derin devleti ile yakın ilişkiler içinde olan bir kişidir.

Üniversiteyi bitirdikten sonra İngiliz istihbaratına eleman yetiştiren Exeter Üniversitesi’nde yüksek lisans yapan Abdullah Gül, CIA istasyon şefi Graham Fuller ile gizli bir görüşme yaptıktan sonra Yenilikçi Hareket’in başına geçti!

İslam ülkelerine yönetici yetiştiriyorlar

İngiltere’de bir Exeter Üniversitesi vardır. İngiliz Üniversiteleri arasında "Kürt Araştırmaları Enstitüsü" olan tek yüksek öğretim kurumudur. Exeter’de Arap ve İslami Araştırmalar Enstitüsü de bulunuyor! Başında, Abdullah Gül’e fahri doktora unvanı veren Tim Niblock vardır. İngiliz istihbarat servislerinin yurt dışı görevlere gönderilecek ajanlarının önemli bir bölümü Exeter’de eğitim görür. Ayrıca Exeter’den mezun olan veya doktorasını burada yapan kişileri, daha sonra özellikle İslam ülkelerinde önemli ekonomik ve siyasi kuruluşların başında veya devlet görevlerinde görmek mümkündür.

İsrail ile özel ilişki

Abdullah Gül, İsrail ile ilişkileri çok sıkı tutan bir politikacı olarak dikkat çekti. Kasap Şaron olarak bilinen ve sonradan İsrail Başbakanlığı da yapan Ariel Şaron ile de görüşen Abdullah Gül, ABD derin devletine hizmetleriyle tanınan Ahmet Ertegün’ün Özbekler tekkesindeki cenaze töreninde ön saftaydı.

ARSLAN BULUT

CIA DOSYASI : CIA’in işkence danışmanları Amerika Federal Soruşturma Bürosu FBI’e geçti

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA’in sorgulamalar sırasında kullandığı işkence tekniklerini belirleyen psikologlar Amerika Federal Soruşturma Bürosu FBI’da hizmet vermeye devam ediyor

ABD‘nin Merkezi İstihbarat Teşkilatı (ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA)‘nın işkence skandallarını ortaya çıkaran raporların yayınlanmasının ardından ismini bütün dünyanın duyduğu Amerkan Psikologlar Derneği (APA) benzer çalışmalarına devam ediyor. ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA’nın sorgulama sırasında uyguladığı işkence yöntemlerini belirleyen ve yeni işkence yöntemleri bulan psikologlar Amerika Birleşik Devletleri ABD Savunma Bakanlığı ile sorgulamalarda beraber çalışmaya devam ediyor.

Irak‘ta bulunan Ebu Garip hapishanesindeki işkencelerde etkin olan Susan Brandon’ın Amerika Birleşik Devletleri ABD’nin Psikolojik Etik ve Ulusal Güvenlik politikasının gelişiminde merkezi bir rol oynadığı iddia edilmişti.

Brandon şu an Amerika Federal Soruşturma Bürosu FBI Yüksek Değer Tutuklu Sorgulama Grubuna danışmanlık yapıyor. Brandon ayrıca sorgulamalar sırasında herhangi bir suç işlenip işlenmediğinin belirlenmesinde araştırmacı olarak görevlendirildi.

FBI’dan iddialar hakkında henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Amerikan hariç istihbarat örgütü ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA’nın işkencelerini psikologların yönettiği, işkence ve sorgu teknikleri konusunda Bruce Jessen ve Jim Mitchell isimli iki psikologla anlaştığı ve bu kişilerin direktifleri doğrultusunda işkence ve sorgulama teknikleri uyguladığı birkaç ay evvel ortaya çıkmıştı.

CIA İşkence raporu dünya gündemindeki yerini koruyor. Raporda uygulandığı belirtilen işkence yöntemleri bütün dünyadaki adam hakları kuruluşlarından tepki almaya devam ediyor.

Psikolojik Etik ve Ulusal Güvenlik Politikası raporuna göre "Psikolog [Sağlık Hizmetleri ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA Ofisi] sıhhat uzmanları direnen bir işlevi yerine getirmek için, kapının açılmasına yardımcı olarak görülebilir"

ABD DOSYASI : AMERİKA’NIN ULUSLARARASI DARBELERİ /// KRONOLOJİK SIRAYLA

NO ÜLKE YILLAR ÜLKE YILLAR
1 ARJANTİN 1890 FİLİPİNLER 1948-1954
2 ŞİLİ 1891 PUERTO RICO 1950
3 HAİTİ 1891 KORE 1951-1953
4 HAWAİ 1893 İRAN 1953
5 NİKARAGUA 1894 VİETNAM 1954
6 ÇİN 1894-1895 GUATEMALA 1954
7 KORE 1894-1896 MISIR 1956
8 PANAMA 1895 LÜBNAN 1958
9 NİKARAGUA 1896 IRAK 1958
10 ÇİN 1898-1900 ÇİN 1958
11 FİLİPİNLER 1898 PANAMA 1958
12 KÜBA 1898-1902 VİETNAM 1960-1975
13 PUERTO RICO 1898 LAOS 1961
14 NİKARAGUA 1898 KÜBA 1961
15 SAMOA 1899 ALMANYA 1961
16 PANAMA 1901-1903 KÜBA 1962
17 HONDURAS 1903 PANAMA 1964
18 DOMİNİK CUMHURİYETİ 1903 ENDONEZYA 1965
19 KORE 1904-1905 DOMİNİK CUMHURİYETİ 1965-1966
20 KÜBA 1906-1909 GUATEMALA 1966-1967
21 NİKARAGUA 1907 KAMBOÇYA 1969-1975
22 HONDURAS 1911 UMMAN 1970
23 ÇİN 1911 LAOS 1971-1973
24 KÜBA 1912 ORTADOĞU 1973
25 PANAMA 1912 ŞİLİ 1973
26 HONDURAS 1912 KAMBOÇYA 1975
27 HAİTİ 1914-1934 ANGOLA 1976-1992
28 DOMİNİK CUMHURİYETİ 1916-1924 İRAN 1980
29 KÜBA 1917 LİBYA 1981
30 BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI 1917-1918 EL SALVADOR 1981-1992
31 RUSYA 1918-1922 NİKARAGUA 1981-1990
32 PANAMA 1918-1920 HONDURAS 1982-1990
33 HONDURAS 1919 LÜBNAN 1982-1984
34 GUATEMALA 1920 GRENADA 1983-1984
35 ÇİN 1922-1927 LİBYA 1986
36 HONDURAS 1924-1925 BOLİVYA 1987
37 PANAMA 1925 İRAN 1987-1988
38 ÇİN 1928-1934 LİBYA 1989
39 EL SALVADOR 1932 VİRGİN ADALARI 1989
40 İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI 1941-1945 PANAMA 1989
41 İRAN 1946 LİBERYA 1990
42 YUGOSLAVYA 1946 SUUDİ ARABİSTAN – IRAK – KUVEYT 1990-1991
43 URUGUAY 1947 SOMALİ 1992-1994
44 YUNANİSTAN 1947-1949 BOSNA 1993
45 ALMANYA 1948 HAİTİ 1994

SLAYT SHOW : AMERİKA, ORTADOĞU VE KÖRFEZ SAVAŞI

ABD ORTADOGUDA NELER YAPIYOR.pps

FETULLAH CEMAATİ DOSYASI /// HÜSEYİN GÜLERCE : Gülen Cemaatinin arkasında Amerika var

Fethullah’ın eski sözcüsü Hüseyin Gülerce konuştu

“F tipi örgüt hiç olmadığı kadar yıkıldı. Türkiye örgütün yeni hamlelerine ve kumpaslarına hazır olmalı” Eski Zaman Gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce bir dönem kendisinin de içinde aktif bir şekilde yer aldığı F tipi örgüt için bu açıklamaları yaptı. Gülerce, örgütün yıkıldığını belirtti, “Dikkatli olunmalı” uyarısı yaptı.

Yenişafak Gazetesi’ne konuşan Gülerce, “Ben Paralel Yapı ile mücadeleye etmeyi ve bunlara tavır koymayı memleket meselesi olarak görüyorum.” dedi. Örgütün üst üste mağlubiyetler yaşadığını belirtti.

“PARALEL YAPININ İŞİ BİTMİŞTİR”

Ben bugüne kadar hiç yıkılmadığı kadar yıkıldığını düşünüyorum. Sebebine gelince Fethullah Gülen mağlubiyeti hazmedip taşıyabilecek bir insan değil. Şimdiye dek hiç mağlup olmadı. Şimdi üst üste mağlubiyetler yaşıyor. Son iki hakimin hamlesindeki mağlubiyet de ona en az 25 Aralık mağlubiyeti kadar ağır gelmiştir. Bence Paralel Yapı’nın işi bitmiştir.

Gülerce, f tipi örgütünün hızlı büyümesinin Fethulah Gülen’in Pensilvanya’ya yerleştikten sonra olduğunu söyledi. Gülerce, “Şu anda Türkiye’de her kesimden insanın söylediği bir şey var; ‘bir din adamı, bir cemaat lideri tek başına Türkiye Cumhuriyeti hükümetine savaş açmaya cesaret edemez. Mutlaka bu insana, bilhassa Amerika’dan bir destek verilmiştir’ deniliyor” dedi.

Soykırım iddialarıyla ilgili Gülen’in Türkiye aleyhine faalieyt yürüttüğünü söyleyen Gülerce, “yeni kumpaslar olabilir” dedi.

“YENİ KUMPASLAR OLABİLİR”

Paralel Yapı’yı hükümet, yargı ve emniyet nasıl bir şey olarak tahayyül ediyorsa bu yapı, tahmin edilenin en az yüz katıdır. Ve bana göre daha onların yapacakları numaralar, kumpaslar bitmedi. İki tane hakimin davranışı nasıl herkesi şaşırtmışsa, Türkiye hazır olsun. Seçime kadar daha büyük şaşkınlık yaşayacağımız hamleleri ve kumpasları olabilir.

ERMENİ SORUNU DOSYASI : 25 NİSAN’DA AMERİKA’DAKİ AKTİVİTELERİMİZ

Bugun yorucu ama degerli bir gun gecirdik. Ermenilerin yalanlarina pabuc birakilmadi. Ermenilerin pankartlarinin bazilarinda 1.5 milyon, bazilarinda 2.5 milyon insanimiz soykirima ugradi diye yaziyordu. Bizlerin pankartlari "Don’t teach your kids hatred – teach peace", "Reconsiliation-No Accusation" gibi bariscil cumleler, ve Ermeni katillerin oldurdugu diplomatlarimizin portreleri vardi.

Isin en iyi yani, bu sabah Ermeniler uyandiklarinda Turklerin surprizi ile karsilastilar. Miami Herald’da tam sayfa ilanimizi gorduler. Prof. Dr. Bernard Lewis’in carpici cumleleri vardi. "Ermenilerin maruz kaldigi ile Holacaust’u bir tutmak, Almanya’da yasayan yahudilerin dusmanla isbirligi yaparak, yasadiklari vatana ihanet etmesi gibi bir varsayim yapmak demektir ki, bu tamamen absurd bir paralellik kurmaktir" demektedir.

http://www.ftaa.com/reconciliation-not-accusation

​Bu gunu bize hazirlayan, pankartlari yapan tum gonullulere, ve ilan vererek hakli sesimizi duyuran FTAA’ye, katkida bulunan dernek yoneticilerine, konsoloslugumuza selam olsun!​

Is gunu olmasina ragmen konsolosluk onunde toplanarak birlikteligimizi guclu bir sekilde gosteren tum katilimcilara, durmaksizin slogan atan genclerimize minnet borcluyuz.

http://www.floridaturkgazetesi.com/content/miamide-t%C3%BCrkler-ve-ermeniler-kar%C5%9F%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1-sloganlar-att%C4%B1lar

Fotograflari ceken Vedat Gurtan, Dr. Ali Nazmi Cora ve Cemil Akbas arkadaslarimiza tesekkur ederim. Ellerinde fotograf olanlar bana ulastirirsa onlari da dahil ederim. Videolari da ayrica yayimlayacagim.

Saygilar,

Fuat Ornarli

ÖZEL BÜRO NOTU :YURT DIŞINDA YAŞAYAN KARDEŞLERİMİZ HER ZAMANKİ GİBİ 24-25 NİSAN’DA MEYDANI ERMENİLERE TERK ETMEYEREK, HAKLI MÜCADELEMİZDE YİNE SON SÖZÜ SÖYLEDİLER. HEPSİNİN YÜREĞİNE SAĞLIK. HEPSİNE ŞÜKRAN BORÇLUYUZ. İYİ Kİ VARSINIZ.