Etiket arşivi: KÜRT SORUNU DOSYASI

KÜRT SORUNU DOSYASI /// Selehattin Demirtaş : Saldırıyı biliyorlardı

Demirtaş: Başbakan “Bekliyorduk” diyor. Beklemek bizim işimiz de hükümetin işi beklemek değil. Hükümetin işi önlemektir.

HDP’ye yönelik Adana ve Mersin’deki saldırıları değerlendiren Demirtaş, “Hükümetin istihbarat almaması imkânsız. Başbakan yaptı diyemem, fakat önünü açarlar” dedi.

HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, Adana ve Mersin’deki saldırıların öldürme amaçlı gerçekleştiğini belirterek, “Hükümetin istihbarat almaması imkânsız. Bunu Başbakan yaptı diyemem fakat önünü açarlar. İstihbaratı var fakat engellemezler” dedi. Demirtaş, İmralı heyetinin Abdullah Öcalan’la görüştürülmemesinin gerekçesini hükümetin Öcalan’dan gelecek mesajın Kürt seçmeni motive etmesinden çekinmesine bağladı.

HDP Eş Başkanı Demirtaş ve İmralı heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder, Adıyaman mitinginin ardından Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar, Cumhuriyet yazarı Nuray Mert ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül ile bir araya geldi. Demirtaş’ın açıklamaları özetle şöyle:

Öldürme girişimi

Bombalı saldırıda öldürmek istediler. Adıyaman’da miting yapabildiysek ölü çıkmadığı içindir. Adaylarımız her sabah orada toplanıp, dağılıyorlar. İki bomba da toplantıların yapıldığı odada patladı. Bombalardan biri odanın içine, biri dışına bırakılmış. Bizim parti meclisi üyemiz, “Bu çiçeğin orada ne işi var.

Böcek mi var bunda” diyerek terasa bırakıyor. Sekreter su döküyor, içinde elektronik bir şey var mı diye. İki bomba da toplantıyı hedeflemiş. Oradan ölü çıksaydı bizim önümüzdeki 17 gün yalnızca acımız ve taziyelerimiz olacaktı. Ölü çıkmadığı için provokasyon ellerinde patladı.

Biliyorlardı

Dünden beri Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan geçmiş olsun demiş değil. Samsun’da konuşuyordu halen bize hakaret ve tehditler… Başbakan “Bekliyorduk” diyor. Beklemek bizim işimiz de hükümetin işi beklemek değil. Hükümetin işi önlemektir. Bu tür istihbaratlar bize geliyordu. Nereden vuracaklar nasıl vuracaklar diye geliyordu. Hükümet de biliyordu hem şahsıma hem Sırrı Bey’e tehdit vardı.

Önünü açıyorlar

Hükümet Mersin ve Adana gibi yerlerde bunun önünü açıyorsa, ben Bunu Başbakan yaptı diyemem, fakat önünü açarlar. İstihbarat var fakat engellemezler. Bilmemeleri, istihbaratını almamaları imkânsız. Kaç gündür bana da hakaretler ediyorlar.

AKP’liler Erdoğan’dan rahatsız

Tayyip Bey’in baskın hali AKP’de rahatsızlığa neden olmuş. Ama seçim nedeniyle kimse ses çıkaramıyor. Herkes rahatsız. “Her şey benden sorulur, habersiz adım atmayın. Atarsanız da çıkar kameraların önünde size geri adım attırırım” tarzı AKP’lilerin bir kısmında rahatsızlık yaratıyor.

Davutoğlu başkanlık demiyor

Başbakan Davutoğlu, seçim beyannamesini savunamayacak pozisyonda. Ben istiyorum ki, Cumhurbaşkanı’na bir laf söylesin. Başkanlığı savunmuyor meydanlarda. Cumhurbaşkanı’nın meydanlarda ne işi var diyemiyor. Anayasa suçu işleniyor, bir şey demiyor. Bu, ülkeyi yönetecek başbakan adayıdır. Hiçtir, siliktir, eziktir..

9.9 alırsak AKP’ye 10 puan eklenir

Diyelim ki AKP yüzde 35 aldı, HDP de yüzde 9.9 aldı. Bu durumda AKP yüzde 45 almış oluyor. Demokrasiye inanan biri “Şu parti baraj altında kalsın” dememelidir. Yunanistan’da Çipras 2 milyon oy ile başbakan oldu. Biz 5 milyon oy almazsak parlamentoya giremiyoruz. CHP’deki artış önemlidir, ama HDP’deki artış kadar stratejik değildir. CHP’nin bir puan artırması 1 milletvekiline denk gelirken HDP’de 5 milletvekile denk geliyor.

Öcalan’dan çekiniyorlar

Öcalan’dan gelecek mesajın Kürt seçmeni motive etmesinden çekindikleri için İmralı ziyaretine izin vermiyorlar. Anlaştılar spekülasyonları yapılırken, Öcalan bu konuda nettir: Barajı yıkın diyecektir. Hükümet bizimle ve adayla çok oyun oynamak istediler. Bizim üzerimizden Öcalan’la, Öcalan’ın üzerinden bizimle. Bunlar tutmayınca öfkelendiler. HDP’nin çözüm sürecine karşı çıktığı yok. Biz barış sürecine karşıyız demedik. Bundan faydalanarak adım atmadan oy peşinde olmanıza karşıyız dedik.

Süreçte teşhir oldular

Madem bize oy yok, ne çözüm süreci, ne masası, ne müzakeresi demeye başladılar. İyi de oldu. Teşhir oldular. Biz çıkıp hükümete sen masayı tanımıyorsun diyemezdik. Teşhir oldular, daha iyi oldu. Çözüm süreci devam edecekse seçimden sonra ortaya çıkacak yeni durumda velev ki iktidardalar, Dolmabahçe, masa, protokol vardır demeleri lazım. Cumhurbaşkanının yoktur dediği her şeye vardır demeleri lazım.

Kandil’in mesajı

Kandil’in anında kongreyi toplarız mesajı çok muazzam bir şey. Türkiye için büyük bir fırsat. Türkiye savaş, şiddet tehlikesinden kurtulmuş olacak. Hepimiz rahat bir nefes alacağız ve yeni bir anayasaya doğru yol almaya başlayacağız.

HDP’siz süreç yürür mü?

Öcalan ve Kandil çözüm sürecinde HDP’siz devam etmeyi kabul ederlerse biz buna itiraz etmeyiz. Ama parlamentoda muhatap biziz. Bu görüşme trafiğini doğrudan yürütmeyi taraflar kabul ediyorsa, biz buna itiraz etmeyiz. İlle de biz gidip gelelim demeyiz. Parlamentodaki yasama faaliyetinin nasıl yapılacağı şeklindeki muhatap biziz. Hükümet bütün bunları bizimle ve diğer partilerle görüşmeden yapamaz.

Partilere bilgi veririz

Müzakere süreciyle ilgili bütün bilgileri CHP’ye vermeye teklif ettik. Hükümetle, Kandil’le yaptığımız görüşmeleri kendi parti meclisimizi bilgilendirir gibi arzu eden bütün partilere vermeye hazırız. Gayri resmi kanallardan bilgi istediler, hiçbir bilgiyi saklamadık.

CHP’nin çıkışı cesur değil

CHP’nin (Sezgin Tanrıkulu’nun) son çözüm açıklaması kısmı bir esnemedir. Müzakerelere sıcık baktıklarına dair kısmi bir esnemedir. Fakat cesur bir çıkış değil. Bunlar CHP’nin korkması gereken kavramlar değil. Müzakere açıklanamayacak bir şey değil, savaş açıklanamaz.

Müzakere kavramı

Görüştüğün kişi suça, günaha boğazına kadar batmış. Ama en nihayetinde devleti bunlar yönetiyorlar. Roboski, Gezi, rüşvet ve yolsuzlar var; her gün ortaya çıkan bir süre haksız uygulama var. Bütün bunlar nedeniyle onlarla masada oturuyor olmak, muhalif tabanda ve kendi tabanımızda bir yerden sonra eleştiri boyutunu yükseltiyor. Biz burada şöyle bir özeleştiri vermeliyiz: Müzakere mantığını, müzakerenin ne olduğunu Türkiye’ye iyi anlatamadık.

Öfke süreci bozdu

Hükümet istiyordu ki biz susalım. Erdoğan’ı kızdırdınız al işte süreç bitti. Biz 10 madde tartışılsın uzlaşma sağlanırsa silahsızlanma gündeme gelebilir deyince büyü bozuldu. Tayyip Bey öfkelendi, süreç bozuldu.

AKP hükümette olacaksa, saraya karşı iradeli durmalılar. Süreci tıkayan AKP’nin saraya koşulsuz biatıdır. Ne kadar saraya karşı dik durabilirler? Cumhurbaşkanı Meydanları boş mu bırakayım diyor? Ahmet Davutoğlu’na boş diyor. Davutoğlu da çıkıp diyemiyor: Ben meydanlardayım, meydanlardan boş değildir.

Kobani düşmedi, AKP düşecek

Adıyaman’da yurttaşlara seslenen Demirtaş, HDP’ye Adana ve Mersin’deki saldırıların ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçmiş olsun açıklaması yapmadığını belirterek “Biz böyle Cumhurbaşkanı istemiyoruz, başkan olarak da görmek istemiyoruz ve yaptırmayacağız” dedi. Erdoğan’ın daha önce “Kobani düştü düşecek” dediğini anımsatan Demirtaş, “Kobani düşmedi, ama AKP düşecek” dedi..

İzleme heyeti Saraydan sızdı

HDP’li Sırrı Süreyya Önder, süreçteki krizin ilk adımı olan izleme heyeti üzerinde yapılan tartışmanın perde arkasını açıkladı: Hükümet bize bir isim listesiyle geldi. Üç kişiye itirazımız oldu. İmralı’da yapılan müzakereyle bu üç kişi değişti. İmralı dönüşü, gece onların ilk sundukları isim listesi olarak basına düştü. Biz hükümete, hükümet de bize “Siz sızdırdınız” demeye başladık. Listenin ilk nerede çıktığını araştırdık: A Haber’de çıkmış. Cumhurbaşkanının bir gezisi varmış, isim listesi saraydan sızmış.

Sivil toplum ve sermaye çevreleri süreci desteklemeye başladı. Daha sonra çok net bir şekilde bu çevrelere hükümetten çözüm süreciyle ilgili cümle kurmayın denilmiş.

Reklamlar

KÜRT SORUNU DOSYASI /// BANU AVAR : Kendi Kazdığınız Kuyu Sizi Bekliyor !

‘ÇÖZÜM SÜRECİ’ adı altına saklanmış olan Türk Milletine ihanet şebekeleri, vatanı emperyalizmin güdümünde ŞEKİLLENDİRME yolunda somut adımlar atıyor.

2009’dan beri bu adımlar, pervasızlıkta akıl karıştıracak ölçülere varmıştır. Başlangıç noktası HABUR açılımıdır. Meclise konuşlandırılmış olan terör şebekeleri ve dağda bayırdaki, Avrupa ve Amerika’daki adamları, ABD-İngiltere ve Barzani koordinasyonunda Türk siyasi hayatına yön veren aktörler (TÜM PARTİLER) Türk milletine karşı operasyonu hızlandırmışlardır.

Şimdi geldiğimiz noktada BDP’li Demirtaş’ın kastettiği gibi, yasalar her şeyi yapmaya ‘müsait’ ama Türk Milleti henüz hazır değildir. O halde O’nu hazır etmek için görülmemiş bir MEDYA operasyonunun tam vaktidir.

MEDYA silahların en güçlüsüdür.

En iyi beyin yıkama aracıdır. İnsanların düşünmeye, akıl yürütmeye mecali kalmadığı, işsizlik ve açlıkla boğuştuğu zamanlar, psikolojik operasyon için en müsait zamanlardır.

At izinin it izine karıştığı, halkın kime güveneceğini şaşırdığı, tüm siyasi mekanizmaların İHANET sarmalında kafa karıştırdığı zamanlar, ‘tarafsız’ GİBİ görünen medya yüzleri psikolojik HARP oyunlarıyla suni olarak yaratılmış KAN harekatına ÇÖZÜM! diye ortaya fırlarlar.

Türkiye 1940’lardan itibaren batının kucağına düşmüştür.

Ekonomisi, siyaseti, eğitimi kültürü basını BATI emperyalizminin GÜDÜMÜNDEDİR.

Emperyal odakların emellerine uygun olarak şekillendirilmesi için Batıya bağlı çeşitli aktörlerin sahnede oyun kurması gerekmektedir

Bu oyun uzun zamandır sahnededir. Ermeni ve Kürt terör örgütleri Asala ve PKK bu şekillendirmede batılı devletlerin oyuncaklarıdır. Beyin batıdır, maşalar sahneye sürülen, geri çekilen bir daha sürülen aktörlerdir. Öcalan bu aktörlerden biri olduğu için asılamamıştır!

Operasyon safhaları açıkça görülmektedir:

1- Önce KAN OPERASYONU yapılır. Etnik mesele kaşınır. Terör örgütü etnik bir grubun temsilcisi imiş gibi ortaya çıkarılır.

2- Hedef ülkede katliam başlar. Bu onlarca yıl devam eder. Bitti sanılırken yeniden başlar. Tüm emperyalist odaklar bu operasyonda görev yapar. Kimisi Oslo’da barış görüşmesi ayarlar, kimisi ABD Senatosu’nu teröre açar, uyuşturucu ticareti de banka operasyonları da MEŞRU olur..

3- Onlarca yılı kan akıtarak geçiren MİLLET’e ‘BARIŞ’tan sözedilir. Kan duracak barış gelecektir. ‘Çözüm’ dayatması 100 yıl öncesiyle aynıdır: ‘Toprak ver, kan dursun!’ Ey Türk milleti! Kandan bıktın mı!? Terör örgütüne ve isteklerine RAM ol!

4- Tüm ‘siyasiler’, gazeteciler, tv programcıları, halkın aşık olduğu şarkıcılar, türkücüler, sinemacılar, tiyatrocular, dizi oyuncuları, sabah akşam halka ‘TEK YOL TERÖRE BOYUN EĞMEN!’ diyeceklerdir..

5- Teröristler öldüğü zaman ağıtlar yakılacak, şehit cenazeleri yasaklanacaktır. Türk milletinin el üstünde tuttuğu falanca sanatçı yanına mutlaka terör destekçisi bir diğer ünlü yüzle düet yapacaktır!

6- Millet kendini sorgulamaya, ‘Acaba ben mi yanlış yapıyorum!’ demeye başlayacaktır..

7- Sehit kanıyla sulanmış vatan toprağını elletmem diyenler ‘Faşist’ ‘Irkçı’ ‘Çözümsüzlük yanlısı’ ‘Kanla beslenen’ler olarak tescillenecekler, kenarda vızıltı olarak kalacaklardır..

8- ATATÜRK ‘katil diktatör’, gerçek katiller ‘milliyetçi’ ‘dindar’ adamlar olarak servis edileceklerdir.

9- Son darbe bölünme anayasasıyla yapılacak, Türk milleti ‘savaşmadan yenilgi’yi tadacaktır.

Bu sıralamada sonlara yaklaştık..

Şimdi iyi bakın..

BİZ BUNLARIN HEPSİNİ GEÇMİŞTE YAŞAMIŞ BİR ULUSUZ!

Ve yaşadıklarımıza ÇÖZÜM bulmuş ve vatanı yokolmaktan kurtarmış bir MİLLET olarak bugün yapacağımız İLK İŞ, geçmişten NASIL sorusunun cevabını bulup çıkarmaktır..

Ne yazık ki bunu düşmanlarımız yapmıştır. Mustafa Kemâl ATATÜRK’ün YOL HARİTASI emperyalizm ve onların maşaları tarafından çok iyi incelenmiş ve nasıl bir ters köşe operasyonuyla bu haritanın TERSİNE ÇEVRİLEREK uygulanabileceği araştırılmıştır.

Bugün iktidar ve muhalefet SİSTEM’in kurguladığı oyunun içinde yeralmaktadır. Ayrıca bazı Sistem karşıtı gibi görünen ODAKLAR da SİSTEM tarafından kontrol altındadır.

Tüm etnik kökleri bağrında toplayan TÜRK MİLLETİ tamlaması yerine ‘Türk-Kürt’ ayrımını üzerine basa basa vurgulayanlar da SİSTEM içi kalmaktadır.

Kimse unutmasın! Mustafa Kemâl ATATÜRK’ün sözü gayet açıktır:

‘TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ KURAN TÜRKİYE HALKINA TÜRK MİLLETİ DENİR!’

‘Siz APO’ya giderseniz ben de tutuklu TSK’ya giderim!’ diyenler de SİSTEM’in içindedir.

Parti yönetimine seks skandalıyla oturup, genel başkan yardımcılarını PKK avukatlarından seçenler de SİSTEM’in has adamıdır, her yolla ABD, Norveç, İngiltere, Fransa büyükelçiliklerinden ‘feyz’ alarak ekranları parlatanlar da ihanet çemberindedir..

Atatürk’ü ‘din düşmanı’ gösterenler de, ‘Kürtlere toprak vaadettiği’ yalanını ortaya atanlar da, ‘batı yanlısı’ olduğunu söyleyenler de ya CAHİL, ya KASITLIDIR!

Kimse kalkıp, ‘Artık bir Kürt sorunu var, göz ardı edemeyiz!’ martavalıyla ortaya çıkmasın!

SORUN, ‘YARATILMIŞ’ BİR SORUNDUR.

YARATANLAR EMPERYAL ODAKLAR VE İÇERDEKİ UZANTILARIDIR!

ÇÖZÜM BULACAK OLAN TÜRK (İÇİNDEKİ TÜM ETNİK UNSURLARIYLA) MİLLETİDİR.

EMPERYALİZMİN BULDUĞU ‘ÇÖZÜM’ KENDİSİ İÇİNDİR!

TÜRKİYE’NİN YOK EDİLME SÜRECİNİ ‘ÇÖZÜM’ OLARAK ORTAYA SÜRENLER VE ONLARIN UŞAKLARI KAZDIKLARI KUYUYA DÜŞECEKLERDİR!

Banu AVAR, 11 Ocak 2013
banuavar

KÜRT SORUNU DOSYASI /// Cüneyt Ülsever : Kürt Vatandaşın Gözünde n Can Alıcı Bilgiler

turkiye.net – 16 Mayıs, 2015

Sık sık Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni gezen bir dostumdan aldığım mektubu içerdiği basit ama can alıcı bilgiler nedeni ile yayımlıyorum:

“Sayın Cüneyt Ağabey,

Yaklaşık beş gün Ağrı, Doğu Beyazıt, Çaldıran, Erciş, Tatvan, Diyarbakır ve Urfa’daydım. İlk dikkatimi çeken şu oldu:

Seçim sebebi ile bölgede Gaziantep’e kadar uzanan kısımda HDP’nin flamalarından başka bayrak görülmüyor. Sadece Erciş taraflarında iki küçük köyde AKP’nin seçim afişleri vardı. Elbette Urfa gibi Diyarbakır gibi büyük şehirlerde AKP daha sık görülüyor.

Başka ilgimi çeken bir nokta ise HDP’nin kalesi dediğimiz şehirlerde ve köylerde bütün dükkânlar, marketler; aklınıza ne gelirse hepsinin isminin ve reklamlarının Türkçe olmasıydı. Bir tek Belediye levhalarında ve Belediye ilanlarında Kürtçe kullanılıyor. Hatta Türkçe, Ermenice ve Kürtçe olan levhalar da var.

Gürbulak Sınır Kapısı’nda tesadüfen tanıştığım, İran’la yaptığı patates ticaretinden para kazanan bir kaç kişi ile sohbet etme imkânı buldum. Bu iki sohbeti ses kayıtlarına aldım, yazıya döktüm. Aşağıda size gönderiyorum.

Arkadaşım (A): Selamın aleyküm, adın ne?

Kürt Vatandaş (KV): Benim adım M…

A: M… sen burada neyi bekliyorsun?

KV: Patatesleri bekliyorum.

A: Ha anladım sen de patates tüccarısın.

KV: He! Ekmeğimizi kazanıyoruz işte.

A: M…, sana bir şey soracağım ya. Şimdi ben İstanbul’da yaşıyorum. Televizyonda falan hep buraların tehlikeli olduğunu söylüyorlar. Burası tehlikeli mi?

KV: Yok abi niye tehlikeli olsun. Burası sessiz sakin huzurlu bir yer. Millet ekmeğinin peşinde. Zaten sorun da olmaz. Olursa bak şu dağın oraya.

A: Şu Büyük Ağrı’ya mı?

KV: Yok, yok o kadar değil. Hemen önümüze bak. Aşağıda, aşağıda.

(yanıma gelip eliyle işaret ederek) Şu dağın eteğinde görüyorsun bak, gölgelikler var. Hemen o kısımda. Yani dağın eteğinde değil şu ön tarafa bak.

A: E yakınmış bayağı. Ne var orada?

KV: PKK’nın köyüdür orası. (PKK’nın kampı)Yani buradan yol taksiyle 10 dakika çeker. Yolu güzeldir ha. Asfalttır.

A: Belediye mi yaptı asfaltı.

KV: He tabi belediyedir.

A: İyiymiş valla.

KV: He iyidir tabii. Şimdi bir derdin olduğu zaman oraya gideceksin.

A: Nasıl yani? Bir derdim olduğu zaman oraya mı gideceğim?

KV: Yok, önce şehrin merkezinde parti binası var.

A: HDP’nin merkezde, ana caddedeki binası mı?

KV: He oraya gidiyorsun, diyorsun benim bir sorunum var. Sen git orada hemen sorununu düzeltirler. Ora gittin mi, senin sorunun hemen çözülür vallahi billahi.

A: Mesela benim kıyafetim bu bölgeye uygun değil. Kot pantolon yelek falan var. Sen kimsin şimdi demezler mi bana? Ajan mısın? Polis misin? Demezler mi?

KV: Yok sormaz sana, niye sorsun? Dersin ben sizi görmeye gelmişem. Sizin için adam kesiyor diyorlar, adam kaçırıyorlar. Doğru mu, değil mi onu görmeye gelmişem dersin. Onlar da sana gülerler. Hoş geldin der, ağırlarlar.

A: Yani burada derdi olan polise savcıya gitmiyor, doğru mu anladım?

KV: He öyle.

A: Peki onlar (PKK) sorunları nasıl çözüyor? Silahlı adam mı gönderiyor?

KV: Yok onların adamları var. Hemen haber gönderiyorlar. Diyorlar falan filanın oğlu gelsin. Hemen çözüyorlar.

A: Yani biri bir şey yaptığı zaman çağırıyorlar konuşuyorlar.

KV: He! Evet! İkinci defa yaptı mı öldürüyorlar.

A: Allah Allah!

KV: Mesela bazı işler var. Çözmek için adamı getirirler, orada bırakırlar, en az 20- 30 kiloluk taşı üstüne bırakırlar. Yani ölmese de böyle cezalandırırlar.

A: Ha öyle ceza da veriyorlar?

KV: He! tabii!

A: Taş mı taşıttırıyorlar, anlamadım ki?

KV: Yok, böyle yatırıyorlar yere, karnına taşı koyuyorlar, öyle bekletiyorlar.

A: Yani yere yatırıp, üstüne taş koyuyorlar, Çağrı filminde Bilal-i Habeş’e Mekke müşriklerinin yaptığı gibi mi? Günlerce bekletiyorlar?

KV: Hee!

A: Cezalandırıyorlar yani, öldürmüyorlar. İşkence ediyorlar. Doğru mu anladım, şaşırdığım için tekrar soruyorum?

KV: Ha bir daha yapıyorsa öldürülmeyi hak ediyordur.

A: Ölüm cezası da var yani! Yani PKK’nın burada mahkemesi de var!

KV: He var öyle burada, o yüzden kimse kimseye hakaret yapmaz. Valla ben doğru söyleyeyim, o köye hiç gitmedim. Benim sorunum yok çünkü. Bizim köylüler gitti. Bizim köylüler hep gidiyorlar, zaten sorunu olan herkes gidiyor.

A: Valla iyiymiş abi ya!

KV: Şimdi kimse kimseye hakaret etmiyor. Eskiden olsa ohhoo!

A: Yani 3-4 sene evvel kavga, gürültü kan davası her şey vardı. Kız kaçırma falan.

KV: Artık yok, olursa da zaten barıştırıyorlar. Sorun neyse çözüyorlar.

VP: Yani artık olay yok mu?

M: Olursa da hemen önünü kesiyorlar.

A: Peki bugün şehirde gezerken polis, jandarma, hükümet konağı gördüm, bunlar niye var? Onlar ne yapıyor?

KV: Oraya gidince iteleniyorsun. Kızıyorlar.

A: Yani gittiğin zaman size kötü davranıyorlar, uğraşmıyorlar, ilgilenmiyorlar, iteliyorlar?

KV: He iteliyorlar.

A: PKK Köyü’nün adı Çivitepe. Kürtçesi ne?

KV: Mıhtepe.

A: Ha mıh çivi demek doğru.

KV: Bak sen de biraz Kürtçe bilirsen. He, mıh çividir.

A: PKK başka köylerde de kurdu mu böyle kamplar? Sadece bir tane mi var?

KV: He her yerde vardır. Tendürek’de de vardır mesela.

A: Anladım.

KV: Çaldıran tarafı var ya.

A: Yarın oraya gideceğim.

KV: Hah! Orda da var köy kampları. Hani Erdoğan yaptı ya geçen gün bir saldırı Diyadin’de… (Ağrı-Diyadin’de TSK ile PKK arasındaki 15 Nisan tarihli çatışmayı kast ediyor.) Seçim dolayısı ile…

A: Ha evet haberlerde duymuştum.

KV: Kürtleri seçim dolayısı ile suçlu ilan etmek için Erdoğan; yani PKK böyle yapmış, şöyleymiş, böyleymiş demek için kendileri çatışma çıkarmıştır.

A: Yapan Erdoğan diyorsun yani?

KV: E tabii.

A: Erdoğan niye böyle bir şey istesin ki?

KV: Seçim şeysi yani, ortalık karışsın.

A: Yani kavgadan beslendiği için mi kendisi?

KV: Kürtleri, yani PKK’yı suçluyor, ateş kesildiğinde hiç bir şey oldu mu? APO öyle dedi, öylece durdu herşey. Kimse kimseyi öldürmez. Şimdi Türk’ün de, Kürt’ün de bir sorunu yoktur burada. Analar ağlamasın. Millet diyor.

A: Erdoğan da onu diyor ya, analar ağlamasın istiyor ya!

KV: Erdoğan kendi işi için yapıyor. Şimdi bu IŞİD’i Kobani’de taşırmak için öyle yapıyor. TIR’lar yakalandı, silah falan bilmiyor musun bunları?

A: IŞİD’e silah mı gönderdi? Nereden bileceğiz?

KV: Haberlerde dedi ya.

A: O silahlar IŞİD’e mi gidiyor?

KV: Amaç Kürtleri çökertmektir yani.

A: Seni tanıyorlar mı bu Mıhköyü’nde?

KV: E tabii tabii!

A: Benim işlerim bittikten sonra seninle beraber bu köye gitsek?

KV: He valla gidek beraber sen benim numaramı al!

A: Alayım valla numaranı ver sağ olasın!”

Demek ki; Güneydoğu’dan bakınca Kürt vatandaşın gözünde manzara-i umumiye böyle gözüküyor!

Cüneyt Ülsever

KÜRT SORUNU DOSYASI /// VİDEO : Kürtler Neden Osmanlı’yı Seçti & Osmanlı Kürdistanı

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=zfgzLDpczIU

KÜRT SORUNU DOSYASI : TARİHTE KÜRT AYAKLANMALARI

KÜRT AYAKLANMASI

Türk Milleti tepkisiz görünüyorsa, bu devlet baba anlayışındandır.Son dakikaya kadar devletinden doğru politikalar bekler.

Türk tarihinde yüzlerce kez gördüğümüz Kürtlerin kalkışma hareketleri 21. yüzyılda son sürat devam ediyor.

PKK ile Kürtleri aynı kefeye koymayın diye ısrarla birileri bizi uyutmaya çalışıyor.

Bir an için haklı olduklarını düşünelim, PKK ile Kürt halkı aynı kefede değil diyelim. Uzun zaman, Türk halkı bu ayrımı çok net bir şekilde yaptı. Devletine bağlı görünen Kürtleri PKK dan ayrı tuttu..

Peki ne oldu? PKK ayrı Kürt halkı ayrıysa, şehirlerdeki bu kalkışmaları yapanlar hangi etnik kökene mensuplar? Zırt pırt isim değiştirerek terörist kimliğini gizlemeye çalışan dehap, hadep şimdi de DTP’ye kimler oy veriyor? Kürtlerin nüfus oranı kadar oya sahip olduklarının farkında değilmisiniz?

Binlerce çoluk çocuk, kadın, erkek ellerinde molotof kokteyleri, ön saflarda..arka saflarda ise silahlı yüzlerini gizleyen teroristler!

Bunlarıda mı görmüyorsunuz?

Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde, her Avrupa ülkesinde olduğu kadar azınlık haklarına sahip olan Kürtler hala ne istiyorlar?

Demokratik haklar alındıkça, hala demokrasi istiyoruz diyerek, bulundukları şehirleri yakıp yıkan bu insan müsvetteleri, kendilerini PKK’lı olarak mı adlandırıyorlar, yoksa Kürt olarak mı?

Samimi olduğunu düşünmek istediğimiz bir çok Kürt iş adamı veya aydın(!) sokakları yakıp yıkanlara el altından verdikleri desteklerde ortadayken, biz hala PKK ile Kürt halkını ayrımı tutalım?

Uzun zamandır mazlum rolünde, bütün dünyayı sömürerek Kürt ırkçılığını güçlendiren bu politikalara hala "ayrımcılık yapmayın" söylemleriyle devam edilmesinden kimlerin kazançlı çıktığı ortada değil mi?

Son iki yıldır Türkiye genelinde suç oranı üç katına çıkmış, kapkaç, gasp, cinayet, uyuşturucu okul önlerinde rahatça satılır hale gelmiş.. Herkes PKK’nın şehirlerde mafyalaştığının farkında değil mi?

Şehirleri planlı ve programlı bir şekilde yaşanmaz hale getirenler güneydoğudan gelmiyor mu?

Artık gerçekleri görmenin ve söylemenin zamanı gelmedi mi?

Ayrımcılığın dik alasını yapanlar: siz bizden değilsiniz, siz bizim kardeşimiz değilsiniz diyenlere hala siz bizim kardeşimizsiniz diye ısrar etmekle kazanan tarafın kim olduğu belli olmuyor mu?

Güzel vatanımızı yaşanmaz hale getiren bu politikaların artık kokuştuğunu göremeyen devlet erkanı, hainlik içindemisiniz yoksa rehavete mi kapıldınız?

Türk Milleti tepkisiz görünüyorsa, bu devlet baba anlayışındandır.Son dakikaya kadar devletinden doğru politikalar bekler.

Israrla, terörle mücadele eden kolluk kuvvetlerimizin planlı şekilde yıpratılmasını seyreden ve yine ısrarla terör yasasını çıkartmayanların ellerinde şehitlerimizin kanı yok mu?

KÜRT TÜRK KARDEŞTİR BUNU BOZAN KALLEŞTİR…… DİYEREK….. BUGÜNLERE GELDİK.

HALA KALLEŞİN KİM OLDUĞU BELLİ DEĞİL Mİ?

Kaynak: http://www.gencturkhaber.com/haber.php?id=73056

Tarih Boyunca Kürtlerin Yaptığı Ayaklanmalar:

Büyüklü küçüklü yüzlerce kürt isyanı arasında en önemlileri bunlardır:

· 1806, Baban Aşireti, Abdurrahman Paşa İsyanı

· 1833-1837, Mir Muhammed (Soran) İsyanı

· 1843, Bedir Han İsyanı

· 1855, Yazhan Şer İsyanı

· 1878-1881, Şeyh Ubeydullah Nehri İsyanı

· 1919-22, Simko (Ismail Ağa) İsyanı

· 11 Mayıs 1919, Ali Batı İsyanı

· 21 Mayıs 1919, Mahmut Berzenci İsyanı

· 6 Mart 1921, Koçgiri İsyanı

· 4 Eylül 1924, Beytüşşebab İsyanı

· 13 Şubat 1925, Şeyh Sait İsyanı

· 10 Haziran 1925, Nehri İsyanı

· 7 Ağustos 1925, Reşkotan-Raman İsyanı

· Kasım 1925, 1. Sason İsyanı

· 16 Mayıs 1926, 1. Ağrı İsyanı

· 21 Ocak 1926, Hazro İsyanı

· 7 Ekim 1926, Koçuşağı İsyanı

· 26 Mayıs 1927, Mutki İsyanı

· 13 Eylül 1927, 2. Ağrı İsyanı

· 7 Ekim 1927, Bıcar İsyanı

· 6 Temmuz 1929, İt Resul İsyanı

· 20 Eylül 1929, Tendürek İsyanı

· 26 Mayıs 1930, Savur İsyanı

· 20 Haziran 1930, Zilan İsyanı

· 21 Temmuz 1930, Oramar İsyanı

· 7 Eylül 1930, 3. Ağrı İsyanı

· 24 Ekim 1930, Pülümür İsyanı

· Eylül 1930, 2. Mahmut Berzenci İsyanı

· Kasım 1931, Şeyh Ahmed Barzani İsyanı

· Ocak 1937, 2. Sason İsyanı

· 21 Mart 1937, Dersim İsyanı

· 1950, Kürt siyasal hereketi yönünde ilk girişimler başlar.

· 1961, Silopi’de "Kürdistan Demokrat Partisi" siyasi birimi oluşturulur.

· 1964, Kürt Devrimci Demokratik Kültür Derneği (KDDKD) kurulur.

· 1974, Türkiye Kürdistan Sosyalist Partisi (TKSP) kurulur.

· 1974-1976; Kawa, Denge Kawa, KUK, Rizgari, Ala Rizgari, Tekoşin adlı kürt örgütleri kurulur.

· 1978, Lice’nin Fis köyünde PKK kurulur.

ÖZEL BÜRO

KÜRT SORUNU DOSYASI /// NECDET BULUZ : Barzani bağımsızlık peşinde.

NECDET BULUZ

Türk ve Türkiye düşmanı hain Barzani’nin Amerika’da Başkan Obama ile görüşmesinde çantasındaki “Bağımsız Kürt Devleti” dosyasının Beyaz Saray tarafından yeniden reddedildiğini gördük. Barzani, bu konuda bir kez daha düş kırıklığına uğramıştır. Büyük umutlarla ve bölgedeki Kürtlerin de tam desteğini alarak Amerika’ya giden Barzani’nin yakın bir gelecekte de İsrail’e giderek bazı görüşmelerde bulunacağı belirtiliyor.

Bu Barzani’nin bu ilk bağımsızlık istediği değildir. Özellikle Suriye’deki iç karışıklıklardan istifade ederek 3 yıl önce Beyaz Saray’da Obama tarafından ağırlanmış olan Barzani, her gittiğinde Bağımsızlık peşinde koşmuştur. Bölgede koşulların oluştuğunu söyleyip, altyapı hazırlıklarını tamamladıklarını da yinelemiştir.

Barzani’nin bölgedeki Bağımsız Kürt Devleti kurulması konusunda zaman zaman İsrail’den de yardım ve destek arayışları oldu. Amerika’daki Yahudi lobisinin bu konuda Obama yönetimine baskı yapmasını istediği de görülmüştür.

BasNews’un KDP’li bir kaynağa dayandırdığı habere göre Barzani, ABD’ye gitmeden Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani Talabani ile Süleymaniye’de görüştü. İki lider Amerikan petrol şirketlerinin de hevesli olmasından hareketle Kürt petrolünün doğrudan satışı için yasal zemin oluşturulması, peşmergeye doğrudan ağır silah, helikopter ve savaş jetleri tedariki, IŞİD’a karşı Neynova’da Hıristiyan ve Ezidilerin peşmerge bünyesinde silahlandırılması talebinin yükseltilmesinde anlaşmış bulunuyor.

Hiç kuşkusuz Amerika’nın bölgede Bağımsız bir Kürt Devleti’nden yana olduğunu biliyoruz. Ancak, Ortadoğu’daki işleri bitmeyen, bekledikleri sonuçları alamayan Amerika, bu konuda acele etmiyor. BOP çerçevesinde kendi planlarını işletiyor.

Amerikalı yetkililerin şu an için öncelikli işleri IŞİD ile mücadelede başarı elde etmek. Beyaz Saray yetkilileri “Şu anda IŞİD tehdidi sona ermeden, bölgede kurulması beklenen Kürt Devleti’nin IŞİD tehdidi altında olacağını görüyoruz. Bu nedenle öncelikli mücadelemiz IŞİD üzerinde yoğunlaşacak” diyorlar.

Amerika’nın bölgeyi iyi tanıyan ve Kürtler konusunda uzmanlaşmış yetkililerinin görüşlerinden de bazı alıntılar yapalım:

American Enterprise Institute’un Kürt uzmanı Michael Rubin: Bağımsızlık tartışmaları ana gündem olmayacak. Başkan Yardımcısı Joe Biden geçen haftalarda Amerikan Ulusal Savunma Üniversitesi’nde şu an için KBY’nin bağımsızlığını desteklemediğini açıkça söylemişti. Beyaz Saray’ın bugünlerde önceliği IŞİD’le mücadele ve bunun için KBY ile işbirliğinin durumu. Kongre’nin Bağdat’ı atlayıp Erbil’e doğrudan silah yardımı ele alındı. Ancak Beyaz Saray buna karşı çıkmıştır. Barzani halkının talebini dile getirmekle yetinmiştir.

Middle East Institute’tan Randa Slim: Gündem Bağdat’tan bağımsız Erbil-Washington ilişkilerini güçlendirmek, Musul’a beklenen operasyonla ilgili kaygıları gidermek ve Kerkük taleplerine destek almak. Obama yönetimi bağımsızlık önceliğini paylaşmıyor. IŞİD’le savaşılırken sırası olmadığına inanıyor.

Beyaz Saray’daki bölge uzmanlarının görüşleri de özetle şöyle:

“Eğer bölgede Bağımsız bir Kürt Devleti kurulacaksa, bunun alt yapısının olgunlaşması gerekiyor. Rusya, Türkiye, İran gibi ülkelerin de bu konuda ikna edilmesi ve yumuşatılması önemlidir. AB’nin tam desteğinin olması aranmalıdır. Bütün bunların yanında bölgede bugün yaşanmakta olan sorunların tamamen ortadan kalkmış olması gerekmektedir. “
Bu noktada bizim de söyleyeceklerimiz var:

Amerika, Peşmergeleri bölgede kara kuvvetleri gibi operasyonlarda kullanmak istiyor. Özellikle de gelecekte IŞİD’ın bitirilmesinde kara harekâtını zorunlu görüyor. Bu harekâtın da peşmergelerce gerçekleştirilmesinden yana tavır koyuyor.

Nitekim peşmergeler gruplar halinde Amerika’da ağır silahların kullanımı için özel eğitimlerden geçiriliyor. Eğitimden geçirilen peşmergeler aynı zamanda Musul’un kurtarılmasında da kullanılacak. Bölgedeki petrol yataklarının korunmasında da bunlardan istifade ediliyor.

Görüldüğü gibi Amerikalıların hesapları çok başka. Kaldı ki, Türkiye’deki Kürt sorunun da çözüm noktasına gelmesi bekleniyor. Biz, her şeyin planlandığı gibi işlediğini özellikle belirtmek istiyoruz.

Barzani, her zaman puslu havayı sevmiş, genellikle Türkiye’nin zor günlerinde ve bölgedeki karışıklıklarda ortaya çıkmış, Amerika ve İsrail üzerinden bağımsızlık ilanı için acele etmiştir. Bugün de Barzani aynı noktadadır.

Türk ve Türkiye düşmanı Barzani, “Kürt petrolü” olarak değerlendirilen bölgedeki bu petrolün de doğrudan satışının engellenmemesi için yoğun temas sürdürüyor. Ancak, bugüne kadar bu konuda sonuç alamadı. Amerika’nın, Barzani’nin bu önerilerine de sıcak bakmadığını görmekteyiz.

İkinci önemli konu da Amerikan silah yardımının doğrudan Kuzey Irak’a yapılması yolundaki isteklerdir. Barzani, Bağdat’ı devreden çıkarmak, Bağdat üzerinden alınan silah yardımlarının artık doğrudan kendilerine ulaştırılması istiyor ama bu konuda da istekleri yerine getirilmedi.

Açıkça Amerika koşulların oluşmasını bekliyor ve “Bölgede bağımsız bir Kürt Devleti kurulacaksa, buna biz karar veririz” demeye getiriyor.

necdetbuluz
necdetes

KÜRT SORUNU DOSYASI /// Teoman Alili : Sevgili Kürt kardeşim

Teoman Alili : Sevgili Kürt kardeşim

Lafı çok uzatmayacağım ne olur oku bu yazıyı. Herkes biliyor ben bir vatanseverim. Türkiye doğumluyum ama Türk vatandaşı değilim fakat mutluyum çünkü bu ülkede doğup büyüdüm, yedim içtim, okudum öğrendim. Annem babam Türkiye doğumlu değil diye Türk vatandaşı olamadım daha ama az kaldı. Bize yurt dışı temsilcisi olun dediler vatandaşlık vermediler. Güzel Kürt kardeşim, sen benden daha çok hak sahibisin elbette belki belgesel olarak benim konuşmaya bile hakkım yok ama ne olur dinle beni. Anamın babamın memleketini parçaladılar, onları birbirinden ayırdılar da ne oldu onu anlatacağım sana. Merak etme lafı çok uzatmadan ırkçılğa karşıdır yazacaklarım. Bak kardeşim ülkemiz parçalanırsa ne olur biliyor musun?

-Irk olursun artık, millet değilsindir. Tartışır durursun Arnavutların kökeni mi daha eski Slavların mı, Türklerin mi kökeni daha eski Kürtlerin mi diye? Elbette asla cevabını bulamazsın.

-Köprü koyarlar arana ama köprüyü koymadan önce duvarlar örülür. Büyük, kalın duvarlar, göremeyesin diye ayrıldıklarını bir daha… Pasaport verirler sana, pasaportla gelirsin İstanbul’a, Ankara’ya ben de pasaportla gelirim Diyarbakır’a. Gümrük olur artık aramızda.

-Eskiden tuttuğun takımı tutamazsın mesela. Çünkü öbür tarafta kalmıştır o takım… Mazallah öbür tarafın takımını tutarsan "ırkına" ihanetle suçlanırsın.

-Yemeklerini bile izlemeye alırlar. Mesela öbür tarafta kalanlardan birinin lokantasına gidersen yandı gülüm keten helva. Hurma yesen, domuz derler yediğine. Demediler mi "lahmacun yemeyin, Kürt yemeğidir" diye.

-Taksiye bindiğinde dikiz aynasına bakarsın. İşaret ararsın: şoför hangi taraftan diye…

-Tokat yersin mesela durup dururken otobüste. Kin biriktirirsin, nasıl olsa kendi tarafına gideceksindir ve orada karşı taraftakilerin birine sen de tokat atacaksındır.

-Gavurdur, haindir her iki taraf için diğer taraf.

-Bayramları kutlarken karıştırırsın. Hangi bayram kimin diye sorarsın. O yüzden herkes kendi bayramını kutlar. Yani aslında delisindir artık herkesin kendi bayramı vardır çünkü. Mesela nevruz kavgasına tutuşursun. Oysa Nevruz hepimizindir, doğanın birliğimize armağanıdır..

Sevgili Kürt kardeşim, gel birlikte mücadele edelim ırkçılığa karşı, gel birlikte kurduğumuz bu ülkede birlikte yaşayalım. Ağalığa karşı, çocuk evliliklerine karşı, mürit olmaya karşı millet olma bilinciyle birlikte savaşalım. Bölgemizde Amerikan çıkarları için kukla olmak yerine bağımsız yaşayalım. Aldatamasınlar bizi artık ne Allah’ı kullanarak ne de birbirimizden ayırarak. Gelin Vatan’da buluşalım, ağalık düzenini yıkalım, birleşelim, üretelim, güçlenelim. Artık ağıtlar yakmayalım, Gülümseyelim. Hadi be Kürt kardeşim dün Kürtsün diye sana zulüm yapanlara "bizim çocuklar" diyenler bugün senin haklarını savunduğunu söyleyenleri Washington’da ağarlamıyor mu? "biji Obama" mı? Yakışmaz sana be kardeşim, yakışır mı? Sen daha iyi bilirsin? Haydi Vatan’da birleşelim be kardeşim.

Teoman Alili

ulusalkanal.com.tr