Kategori arşivi: Duyuru

DUYURU : YENİ BLOGUMUZ – STRATEJİK İSTİHBARAT – YAYINA GİRDİ /// TAKİP İÇİN TAVSİYE EDERİZ

BLOG LİNKİ : https://stratejikistihbarat.wordpress.com

DEĞERLİ TAKİPÇİLERİMİZ;

ŞU ANA KADAR VERDİĞİNİZ DESTEKTEN ÖTÜRÜ TEŞEKKÜR EDERİZ. YAZIŞMALARIMIZ DERİN STRATEJİ BLOG’UNDAKİ KAPASİTENİN DOLMASI NEDENİYLE YENİ BLOGUMUZA TAŞINMIŞTIR. ARTIK DERİN STRATEJİ BLOGUNDA YAZIŞMALARIMIZ PAYLAŞILMAYACAKTIR. YAZIŞMALARIMIZI YENİ BLOGUMUZDAN TAKİP EDEBİLECEKSİNİZ. LÜTFEN YENİ BLOGUMUZA ABONE OLUN.

SAYGILARIMIZLA,

Reklamlar

DUYURU : YENİ BLOGUMUZ – STRATEJİK İSTİHBARAT – YAYINA GİRDİ /// TAKİP İÇİN TAVSİYE EDERİZ

BLOG LİNKİ : https://stratejikistihbarat.wordpress.com

FAYDALI BİLGİLER : Binanıza Mantolama Yapmayın/Yaptırmayın /// L ÜTFEN OKUYUN

Kemal Bayrakçı

MANTOLAMA HAKKINDA BİR GERÇEK !!! AMAÇ HALKI BİLGİLENDİRMEK !!! HER KONUDA..! BELKİ DİKKATE ALAN OLUR.

Mantolama ile zehirliyorlar!

Türkiye’de son zamanlarda bir mantolama furyası almış başını gidiyor..

Mantolama ne diye kısa bir soru sorulunca “binaların duvar, kolon, kiriş bölümlerinin Polistren levhalar kullanılarak yalıtılması için geliştirilen bir sistem” olarak karşımıza çıkıyor.

Türkiye’de ısı yalıtımı İzocam ile başladı, Amerikan sayding ile görünür oldu. Ama İzocam ın ömrünün 5 yıl olması nedeniyle çeşitli arayışlara girildi..

AB ülkelerinin özellikle Almanya nın terk ettiği mantolama malzemesi XPS ve buna benzer çeşitli malzemeler, Türkiye’yi sardı. Almanya’dan hurda fiyatına alınan bu makinalar şimdi Büyük illerde vatandaşa 3- 5 santim kalınlığında mavi, pembe, gri renklerde kanser üretiyor.. Şimdi bir de siyah kuruma batırılmış ve adına karbonlu dedikleri malzeme olarak ta piyasaya sürdükleri yenilikleri var. Püskürtme poliüretan denilen yeni bir sistemle de binanın tümü, poliüretan köpükle kaplanıyor

Fakat bu yapılan mantolama artık İstanbul başta olmak üzere birçok yerde çatlamakta, ayrılmakta, duvarlarda sallanmakta.. Yalıtım özelliğini kaybetmekte, Paralar da uçup gitmekte.. Eğer firmaların insanları kandırıp, “ 30 yıl -50 yıllık malzeme garantisini ”, işçilik dahil garanti diye insanlara yutturmaları 3-5 yıl içinde doluyorsa , bu sefer Mahkemelere yeni bir iş yükü biniyor ..Ki şu anda Ankara da bu yönde açılmış 500 ün üzerinde dava var..! Bilirkişiler rapor tutuyor, Mahkemeler de karar veriyor.. Ev sahiplerini bir de ısı yalıtımı yaparken, hukuki yol da bekliyor..

Şimdi tamamen strafor olan fugalı kaplama malzemeleri çıkmış.. Yalıtımla ilgisi olmayan insanların sadece bakıp , “ güzel, şık görünüyor “ dedikleri ama dışı onları içi beni yakan uzun levhalar da tüketiliyor. Bu da aynı kapıya çıkan malzeme türü.

Yaptığım araştırmalarda, mantolamanın cevap verilemeyen eksikliklerini tesbit etme fırsatım oldu..

1-Levhalarla yapılan mantolama sağlıksız, her şeyiyle kanserojen bir madde.. Bunu yaptıran kişiler, evlerini kanserli bir madde ile sarmayı kabul ediyorlar.. Resmen Kanserli bir madde..

2- Mantolama denilen bu levhalar Yangın Yönetmeliğine aykırıdır.. Yanıcı bir maddedir.. Yeter ki bir yerden küçük bir ateş görsün, içten içe hızla yanıyor ve binayı sarıyor.. bazı binalarda yangın sırasında gördüğünüz binanın kenarlarından çıkan o simsiyah zift yanığı gibi dumanın nedeni budur.! Söndürülmesi de zordur.. tükeninceye kadar yanar.. Yani binaların bir de yargın tehlikesi apaçık ortada.. Doğalgaz kullanımı da yaygın olduğuna göre dikkatsizlik sonucu çıkabilecek yangınlarda ,yangın hızla yayılacaktır..

3- Binalar, güçsüzleştiriliyor.. Mantolama için kullanılan levhaları duvarlara monte etmek için 10 santimetre uzunluğunda plastik dübellerin yerleştirilmesi gerekiyor. Bu dübeller Metrekareye 8 , bir panel e de 5 tane atılıyor..! Bina delik deşik ediliyor, BU dübeller için, matkaplar kolonları bile deliyor..! Binaların deprem dayanıklılıkları da ardılar. Kısa bir hesap yapılırsa, 2500 Metrekare alanlı 5 katlı bir binaya 10 binin üzerinde düzel atılıyor.. 10 bin tane delik açılıyor binaya..!

4-Binalar kesinlikle hava ile irtibatı kestiği için evlerde bir hava alma, nefes alma sorunu yaşanıyor.. Sürekli pencere açıp hava alma ihtiyacı doğuyor.. Pencere açılacak ise Nerede kaldı bu yalıtımın faydası ?

5- Yüzde 50 yakıt tasarrufu hikayesi ise tamamen büyük bir yalan… Bunun sağlayacağı Yüzde 30 tasarruf olsun.. 5 yıl garanti veriyorlar 5 yıldaki tasarrufu da ödenen mantolama ücretinin yarısını bile karşılamıyor.. Yani amorti etmiyor.

Bu kanserli maddenin önüne geçmek için başta Sağlık Bakanlığı, Belediyeler için de İçişleri Bakanlığı acilen çalışma yapmalı ve mantolama levhalarının Türkiye’de üretimini, yaygınlaşmasını engellemeli..

Özellikle bazı belediyeler bu mantolamayı zorunlu tutuyorlar.. şaşkınlıkla izliyorum.. BU maddeyi ne analiz etmişler, ne analiz ettirmişler, ne sonuçlarını araştırmış, ne de ilgilenmişler..

Ama yeni binalara zorunluluk getirmezler mi .! Mantolama yoksa imar izni vermiyoruz..! Hayda.. Kardeşim neden insanları zorla zehirliyorsunuz ? Vatandaş bunu bilmiyorsa neden biz bu zehir çemberine insanları sokuyorsunuz..? Ben çok ilgilendim ama bu işten pis kokular geliyor.. Bu hastalıklı sektörün şuursuzca yaptığı işlere ancak devlet son verebilir..

NOT:BİR TAKİPÇİMİZİN İSTEĞİ İLE YAYIMLANMIŞTIR.

DUYURU : Mustafa Balbay, AŞAĞIDAKİ YAZISINI DOSTLARINIZLA PAYLAŞ MANIZI RİCA EDİYOR

Mustafa Balbay AŞAĞIDAKİ YAZISINI DOSTLARINIZLA PAYLAŞMANIZI RİCA EDİYOR..

"Türkçe Kuran-ı Kerimden korktunuz…

GERÇEK İslamiyetten korktunuz…

İslam dinini öğrenmekten korktunuz… .

Gerçek İslamı anlamaktan korktunuz…

Türkçe ezandan korktunuz.. .

Nutuk dan korktunuz…

Laik, çağdaş ve özgür TÜRK KADININDAN korktunuz…

Sormaktan korktunuz…

Sorgulamaktan korktunuz…

Hesap sormaktan korktunuz..

Hakkınızı aramaktan korktunuz…

GÖRMEKTEN korktunuz…

DUYMAKTAN korktunuz…

KONUŞMAKTAN korktunuz…

23 Nisandan korktunuz…

30 Ağustostan korktunuz…

29 Ekimden korktunuz…

Bağımsız ve şerefli TÜRK YARGISINDAN korktunuz…

ANAYASA MAHKEMESİNDEN korktunuz…

Yargıtaydan korktunuz…

Danıştaydan korktunuz…

Cumhuriyetçilikten korktunuz…

Milliyetçilikten korktunuz… .

ULUS devlet olmaktan korktunuz…

ÜNİTER devlet yapısından korktunuz..

Halkçılıktan korktunuz…

Devletçilikten korktunuz…

LAİKLİKTEN korktunuz…

İnkılapçılıktan korktunuz…

CUMHURİYET gazetesinden korktunuz…

MİLLİYETTEN,HÜRRİ YETTEN,SÖZCÜ DEN,AKŞAMDAN, KANAL D den,STAR TV den, ULUSAL KANAL dan, Kanal B den,Avrasya Televizyonundan( art) korktunuz…

Anıtkabirden korktunuz…

Gazilerden korktunuz…

Şehitlerden korktunuz…

Hukuk devletinden korktunuz…

İstiklal Madalyasından korktunuz…

NECİP HABLEMİTOĞLUNDAN korktunuz…

UĞUR MUMCUDAN korktunuz…

Ahmet Taner Kışlalıdan korktunuz…

Milli Egemenlikten korktunuz…

Tam bağımsızlıktan korktunuz…

Atatürkçü Düşünceden korktunuz…

Atatürkçü Düşünce Derneğinden korktunuz…

Türk Silahlı Kuvvetlerinden korktunuz…

10 KASIMDAN korktunuz…

Şerefli savcılardan korktunuz…

"Şu Çılgın Türkler"den korktunuz…

CHP den, DSP den, MHP den, Kamer Genç’ ten korktunuz… 1 MAYISTAN korktunuz…

Hakkını arayan İŞÇİDEN korktunuz…

Hesap soran ÇİFTÇİDEN korktunuz..

Yılbaşı kutlamasından korktunuz…

1881 den korktunuz…

Zübeyde Hanımdan korktunuz…

Emin Çölaşan’dan korktunuz…

Bekir Coşkun’dan korktunuz…

Şehit çocuğunun gözyaşından, Gazimin kopan kolundan korktunuz…

Çağdaş ve dinamik TÜRK GENÇLERİNDEN korktunuz…

Alevilerden korktunuz…

Oktay EKŞİ’den,Yılmaz ÖZDİL’den, Uğur Dündar’dan korktunuz… Hayrettin Karaca ve Muazzez İlmiye Çığ’dan korktunuz…

YARSAV’dan, BAROlar’dan korktunuz… Doğrulardan, gerçeklerden korktunuz…

Monşerlerden korktunuz… .

ÖZGÜR İRADEDEN korktunuz…

14 Nisandan korktunuz…

İLHAN Selçuk’tan korktunuz…

Engellilerden korktunuz…

CUMHURİYET mitinglerinde güneş altında saatlerce dim dik duran 80 yaşındaki analardan korktunuz…

Necati Doğru’dan korktunuz…

Şapka ve Kıyafet Devriminden korktunuz…

"Atatürk Öldü Biliyor musun?" diye ağlayan minik kız çocuğundan korktunuz…

Atamın içtiği bir kadeh rakıdan korktunuz…

10.YIL MARŞINDAN korktunuz…

"Ne Mutlu Türküm Diyene" demekten korktunuz… Köy Enstitülerinden korktunuz…

Kemal Kılıçdaroğlu’ndan, Murat Karayalçın’dan korktunuz…

Harf Devriminden korktunuz… .

ULUS gazetesinden korktunuz…

ULUSALCI olmaktan korktunuz…

Mustafa MUTLU’dan,Ceviz Kabuğundan, Arenadan, 32.günden korktunuz…

Ormanlardan, ağaçlardan, akarsulardan, meralardan korktunuz…

Mimar ve Mühendis odalarından korktunuz…

TÜSİAD dan korktunuz…

Atatürk Kültür Merkezinden korktunuz…

Şerefli gazetecilerden korktunuz…

Vatanın bölünmez bütünlüğünü dile getiren Paşalardan, hakkını arayan subay ve astsubaylardan korktunuz…

Hainleri karın tokluğuna kovalayan uzman çavuşlardan korktunuz…

Başı açık ve namuslu Cumhuriyet kızlarından korktunuz…

"Türkiye Laiktir, Laik Kalacak" diye haykıran emeklilerden korktunuz…

Namazını, orucunu ve yardımını GİZLİ yapan Gerçek müslümanlardan korktunuz…

Kul hakkına saygı gösterenlerden korktunuz…

"ATATÜYK" diye gülümseyen 1,5 yaşındaki bebekten korktunuz…

ÇANAKKALE Savaşından korktunuz…

Bahriye Üçok’tan korktunuz…

Mustafa Balbay’dan, Ümit Zileli’den, Sesli Gazeteden korktunuz…

Atatürk resimlerinden, rozetlerinden korktunuz… .

Karga kovalayan sarışın çocuktan korktunuz…

Birlik olup, küsmeden, yılmadan ve boşvermeden 30 dakikasını geleceğine verip SANDIĞA GİDECEK milyonlardan korktunuz…

Sabih KANADOĞLU’NDAN, Vural SAVAŞ’tan, Yekta Güngör ÖZDEN’den korktunuz… .

Tüm ihanetlerinizi yaşlı ve yorgun gözlerle izleyen dedelerimizden, ninelerimizden korktunuz…

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER’den korktunuz…

Tarafsız ve onurlu vatandaşlardan korktunuz…

Oyunu yani namusunu SATMAYAN yurttaşlardan korktunuz…

Rüşvet yemeden, adam kayırmadan evine EKMEK götüren namuslu memurlardan korktunuz…

Bölücü HOCAEFENDİLERİN ellerini,eteklerini öpmeden sadece YÜCE ALLAHA kulluk eden milyonlardan korktunuz…

Gaziden korktunuz…

Gazi Mustafa’dan korktunuz…

Gazi Mustafa Kemal’den korktunuz…

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ten korktunuz…

KORKULARINIZDAN KORKTUNUZ!..

Ama ne acı ki daha fazla OY, daha fazla PARA, daha fazla İKTİDAR, daha fazla GÜÇ için YÜCE ALLAHI sömürmekten, kullanmak tan ve onun adına konuşmaktan KORKMADINIZ! …..Unutmayı n ki KORKUNUN ECELE FAYDASI YOK! bu yazıyı okuyan, arkadaşım, anam, babam, teyzem, kardeşim, dostum, büyüğüm, küçüğüm; LÜTFEN yaklaşan seçimler ve bundan sonraki TÜM SEÇİMLERDE sandığa git ve OYUNU KULLAN…Yağmur, çamur deme…Al eline bir şemsiye, giy botunu ve ailen ile birlikte koş sandığa…Sende biliyorsun en fazla 30 dakikanı alır.. 4-5 yılda bir yapılan seçimler için 30 dakika nedir ki?

Bundan önceki seçim sonuçlarını incelediğinde seninde farkedeceğin gibi HER SEÇİMDE 7-8 MİLYON VATANDAŞ oy kullanmıyor.. .Tekrar ediyorum 7-8 MİLYON Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı.. Yani nerede ise TEK BAŞINA bir İKTİDAR daha…Belki sende dönem dönem bu milyonların içinde idin…UNUTMA ki sandığa atılmayan HER OY "KORKAKLARIN" hanesine gidiyor.. Tepki için sandığa gitmiyorum ya da boş atacağım diye bir olay yok.. Çünkü tüm bunlar KORKAKLARIN ekmeğine yağ sürüyor…Bu mesajı yazdım çünkü sana İHTİYACIM VAR…İster SAĞ parti, ister SOL parti ya da MERKEZ…görüşün her ne ise.. Ama lütfen TÜM SEÇİMLERDE SANDIĞA GİT…Rica ediyorum.. KORKAKLAR bunu çok iyi biliyor…bir önceki seçimi hatırla…neden bazı kesimlerin TATİLE ya da MEMLEKETE gittiği Temmuz ayında oldu seçimler?.. Çünkü o malum 7-8 milyonun rahatını bozmayacağını, sandığ a gitmeyeceğini biliyorlardı. ..ve haklıda çıktılar…işte aslında EN BÜYÜK DESTEKÇİLERİ biziz…ve tüm bunlar bizim SUÇUMUZ…

Basit ve küçük bir örnekle senin de tahmin ettiğin gerçeği dile getirmek isterim…Diyelim ki 100 kişi oy kullanacak.. Ve u 100 kişinin tamamının sandığa gittiğini varsayalım… sonuçlar açıklandı…A partisi: 30 oy (%30)…B partisi: 20 oy (%20)..olsun. .ancak bu 100 kişiden 20 kişinin sandığa gitmediğini varsayalım… .(Türkiye de her seçim olduğu gibi)…Yani seçmen sayısı 0 olsun…A ve B partisine yine aynı sayıda oy geldiğini varsayalım… bu sefer her şey aynı olduğu halde yeni seçim sonuçları şöyle oluyor; A partisi:( %37.5)…… B partisi: (%25)…yani fark giderek açılıyor…Milletvekili seçimlerinde ise bu fark daha da acı bir boyuta geliyor…%10 barajının etkisi ve sandığa atlamayan ya da boş atılan oylar yüzünden 1 milletvekili çıkarabilen malum zihniyet AYNI OY SAYISI İLE 2-3 milletvekili çıkarıyor.. sence bu adil mi?…

Ankara Belediyesinde yaşanan skandallar malum.. Tüm ülke izliyor.. Ama şunu da unutma; Gökçeğin seçildiği dönemlerde yaklaşık 300 bin (300.000) kişi oy kullanmadı.. Tahmin ettiğin gibi bu 300 bin seçmen oy kullansa idi Gökçek ve dolayısıyla skandallar olmayacaktı.. .Bu durum diğer iller içinde geçerli…Ve bu bir seçim başarısı olmadığı halde şenlik yapıp kutluyorlar. ..%10 Seçim barajı olduğu sürece de sandığa atılmayan her oy KORKAKLARA gidecek….Hal böyle iken gerçekten SANA İHTİYACIM VAR…

Bütün hayatımız boyunca Demokrasiye katkımız bütün seçimlerde bir kağıda bastığımız toplam yarım fincan mürekkep…hepsi bu işte…O tahta sandığa gitmek zorundayız… Eğer gitmezsek iş için, zamlar için, maaşlar için, özgürlük için, haklar için sesimizi çıkarmaya ya da meydanlara dökülmeye hakkımız bile yok.. Çünkü oy kullanmayarak biz SİSTEMİN DIŞINDA kalmis oluyoruz…Hal böyle olunca tüm yapılanlara ses çıkarmaya da hakkımız olmaz….Unutma! demokrasilerde OY SENİN NAMUSUNDUR.. .Biliyorum, biraz uzun bir yazı oldu ama dedim ya SANA İHTİYACIM VAR….

Senden bir ricam daha olacak…Bu mesajı e-mail ile dostlarına da göndermeni isterim….Çünkü 1 OY bile ÇOK önemli…Belki senin fikrini değiştiremem ama son sözüm şudur; artık ağırlığını KOY! sevgi ve saygı ile arz ederim. "

Mustafa BALBAY

DUYURU : Türk Uygarlığı Araştırmalarının Öncüsü Karıbek Moldobay ev’in Aziz Hatırasına

Türk Uygarlığı Araştırmalarının Öncüsü Karıbek Moldobayev’in Aziz Hatırasına

Değerli Meslektaşlarım,

Prof. Dr. Karıbek Moldobayev, Türkiye Cumhuriyeti ile Kırgızsitan Cumhuriyeti arasında akrabalığın ve kardeşliğin bir timsali olarak kurulan Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi’nin kurucu rektörü idi. 10 yıldan fazla rektörlük görevinde bulunan Prof. Dr. Karıbek Moldobayev, hem saygın bir devlet adamı hem de Türk uygarlığının teorisyeni ve bu konuda yapılan çalışmaların ve araştırmaların öncüsü idi.

21 Aralık 2014 tarihinde Kırgızistan’da vefat eden Prof. Dr. Karıbek Moldobayev’in hatırasına yayınlanan önemli bir eseri sizlere duyurmak istiyorum.

İlhan Şahin ve Güljanat Kurmangaliyeva Ercilasun’un editörlüğünde İSTESOB tarafından yayımlanan bu eserde Moldobayev’in hayatı, idareciliği ve vizyonu ile ilgili üç yazı ve resimler yer almaktadır. Bu yazılardan hayatı ile ilgili olanı hem Türkçe hem de İngilizce; diğer ikisi ise Türkçe olarak kaleme alınmıştır.

Buradaki yazılardan Karıbek Moldobayev’in rektörlüğü döneminde Manas Üniversitesi’nin alanında uzman ve seçkin bilim insanlarıyla gerçek anlamda bir kurumsallaşma ve evrenselleşme yoluna girdiği anlaşılıyor. Kurulan Türk Uygarlığı Araştırma Merkezi’inin Türk uygarlığı ile ilgili önemli projelere, bilimsel işbirliği ve toplantılar ile yayımlara imza attığı dikkati çekiyor. Bu bağlamda üniversite de hem Türkiye Cumhuriyeti hem de Türk dünyasında Altın Köprü olarak anılıyor.

Prof. Dr. Karıbek Moldobayev ile ilgili yazıları takiben eserde Türk tarihi ve uygarlığı hakkında 19 bilimsel makale yer almaktadır. Her biri birbirinden değerli olan bu makaleler, yazarların tercih ettikleri dile göre İngilizce, Kırgızca, Rusça ve Türkçe olarak kaleme alınmış ve her makalenin baş tarafında İngilizce özet verilmiştir.

Türk uygarlığı araştırmalarının öncüsü Prof. Dr. Karıbek Moldobayev’in aziz hatırası için kadirşinaslığın önemli bir göstergesi olarak hazırlanan ve bilim dünyasına sunulan eserin kapak kısmı ile Türkçe ve İngilizce “sunuş” yazıları ektedir.

Saygılarımla,

Doç. Dr. M. Bilal ÇELİK

Sakarya Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Esentepe Kampüsü, 54187, Serdivan, SAKARYA

Tel: 0 264 295 60 23

Fax: 0 264 295 73 40

e-mail: bcelik

Introduction.pdf

DUYURU : AYM Başkanı; Konuklarının Bulunması ve İş Yoğunluğu Sebebiyle, Şahsımız İle Görüşemiyor (!)

21 Mayıs 2015

Basın Duyurusu ;

Anayasa Mahkemesi Başkanı; Konuklarının Bulunması ve İş Yoğunluğu Sebebiyle, Şahsımız İle Görüşemiyor(!)

(I) Cumhurbaşkanı’nın; örtülü ödenek, kayıt dışı kaynaklar, nüfuz suiistimali yoluyla ve “haksız oy temini” amacıyla gerçekleştirdiği hak ihlâllerinin tespiti için; Tarafımızdan 3 Nisan 2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulmuştur.

Talebin mahiyeti ve müstaceliyeti sebebiyle, başvurumuzun öncelikle ve tedbir yoluyla incelenmesi; gerek 3 Nisan tarihli başvurumuzda ve gerekse 30 Nisan ve 6 Mayıs tarihli başvurularımızda gerekçeli olarak dile getirilmiş ise de; halen Tarafımıza ulaşan herhangi bir bilgi ve karar yoktur.

(II) Başvurunun içeriği ve müstaceliyeti sebebiyle, doğrudan ya da telefonla görüşme için yaptığımız talepler ise; hem 3 Nisan tarihinde ve hem de bugün – 21 Mayıs tarihinde; Sayın Başkanın yanında konuklarının bulunması ve yoğunluğu (!) sebebiyle kabul görmemiştir. Aleni olarak yapılan haklı ve makul görüşme taleplerimizin kabul edilmemesi ve dosya safahatı hakkında açıklama yapmaktan kaçınılması; Anayasa Mahkemesi nezdinde doğmuş olan kaygılarımızı daha da pekiştirmiştir.

Seçimlerin güvenliğini ilgilendiren toplumsal bir konuda, Anayasa Mahkemesi Başkanı, başvuru sahiplerinin görüşme taleplerini ve inceleme safahatı hakkında bilgi verme sorumluluğunu yerine getirmekten kaçınamaz. Mahkeme Başkanının böyle bir tercih ve takdir hakkı yoktur. Anayasa Mahkemesi Başkanı ; 3.kez yapılan başvuruya rağmen , öncelik ve tedbir yoluyla inceleme talebimizin gereğinin neden ve hangi gerekçeyle yerine getirilmediğini açıklamak zorundadır. Sorumluluğunu müdrik olan, kamuoyuna güven vermesi gereken, Mahkemenin bağımsızlığı konusunda tereddüt yaratmaması gereken bir Mahkeme Başkanının; özgüven içinde bu konularda kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğu vardır.

(III) Anayasa Mahkemesi Başkanı’na ; görevini doğru ve tarafsız yaptığı konusunda kamuoyuna güven vermesi; bu konularda tereddüt yaratmaması; tedbir ve öncelik talebimiz hakkında ivedi olarak karar vermesi ve başvurunun konusuz kalmasına yol açmaması sorumluluğunun bulunduğunu; kamuoyu huzurunda bir kez daha ifade etmek gereğini duyuyoruz.

Saygıyla duyurulur.

Atilla Kart

Konya Milletvekili

basn duyurusu 21 Mays 2015 Anayasa Mahkemesi Bakan Konuklarnn bulunmas ve i yo unluu sebebiyle ahsmz ile Gremiyor.docx

DUYURU : Çerkes Sürgününde hayatını kaybedenleri saygı ve rahmet le anıyoruz

151 yıl önce Çarlık Rusyası tarafından göçe zorlanarak önce yurtlarından, sonra canlarından edilen Çerkesleri derin bir üzüntü ve saygıyla anıyoruz. Ruhları şâd olsun.

Türker Ertürk